Dolar, avro daha çok yükselir

56

Böyle olacağı belliydi. Mart ayı başından itibaren harekelenme başlamıştı. Şimdi dolar ve avro Türk Lirası karşısında “değer kaybetmede ”rekor üzerine rekor kırıyor. Daha da kıracağa benzer. Tahminlere göre, dolar 4.20, avro da 5.20 liraya kadar gidebilir ve artık bu düzeylerde kalabilir

Neler oluyor diye sorulduğunda cevabı “perşembenin gelişi çarşambadan bellidir” sözüne uygun. Bu defaki devası dalgalanma sadece bir nedene bağlı değil. Son 15 günde üst üste yaşananlar ve memleket ekonomisine ilişkin negatif verilerin toplu halde yarattığı kaygılarla derinleşen olumsuz görünüm.
Enflasyon, dış ticaret, cari işlemler, bütçe, Hazine’nin nakit durumu gibi tüm verilere ABD ve Avrupa’dan haberler eklenince döviz kurlarında ani kırılma yaşanmaya başladı.
Tüm bunları bazı uluslararası bankaların Türkiye ekonomisine ilişkin “bu açıklar kırılgan bir durum sergiliyor, Türk Lirası üzerinde baskı yapacak, varlıklarınızı azaltın” şeklindeki uyarıları tetikledi. Moody’s’in de geçen Cuma günü “ kredi notunuzu kırıyorum, çünkü kurumların direncindeki süregelen kayıplar ve dış şok riskinin yüksek borç ve siyasi riskler artıyor” şeklindeki raporu da işin tuzu biberi oldu.
Sonuçta Türkiye’deki yüksek faiz karşılığında döviz getirenler şimdi hızla pozisyonlarını kapatıp gidiyorlar. İşin özeti bu.

DUR BAKALIM NE OLACAK?

Tüm bunlara karşı herhangi bir hazırlık, önlem var mı? Yok. “Ekonomide eylemsizlik günleri” başlıklı 8 Mart 2018’deki yazımızda “uzmanlara göre doların, avronun ani bir hareketlenmeyle rekorlar kırmasının beklendiği” belirtmiş ve şunları ifade etmiştik:
“Herkes ekonomide umudunu kesmişçesine olup biteni izliyor. Ne bir tepki var, ne de “şunu böyle yapacağız, bunu böyle yapacağız” lâfları. Tam “saldım cayıra Mevlam kayıra” havasında “eylemsizlik günleri” yaşanıyor. (…) Dolar 3.80, avro 4.70 lira sınırında yukarıya doğru ufak ufak yükseliyor, döviz analizcileri “her an yeni rekorlar görebiliriz” diyorlar, karşılığında herhangi bir önlem var mı? “Gittiği yere kadar gitsin çaresine sonra bakarız” anlayışına devam”.
Yazıyı şöyle bitirmişiz:

“Karamsarlığı felâkete çevirmek istemeyiz ama ekonomideki üretim ve finansman yetersizliği çemberini borç bularak kırmaya çalıştıkça dışarıdan gelecek darbeler daha sert olacak. Öngörülenden daha zor günler bizleri bekliyor”.
Maalesef öngörümüz beklediğimizden çabuk gerçekleşti, üstelik nereye kadar gideceği de belli değil. Yine hatırlatalım:
Nisan ayı ile birlikte başta ABD ile olan ilişkiler zora giriyor. ABD Senatosu’nda Türkiye’ye yönelik olası yaptırım kararları çıkması, Zarrab davasının sonuçlanması, sözde Ermeni soy kırımının tanıması, Zeytin Dalı harekatının hangi sınırlar içinde kalacağının bilinmemesi piyasaları etkileyecek. ABD’de Dışişleri Bakanın değiştirilmesi de tüm bunların seyrini hızlandırabilecek.
Avrupa Birliği’nin mülteciler için 3 milyar dolar göndermesi ve vize konusunda gevşetici önlemler alması ise olumlu gelişmeler olarak görülebilir. Karışık, bol dalgalı bahar günler bizi bekliyor. Biz yazalım da kim ne yaparsa yapsın.