-Kırıkkale’de bir göz kliniğinde gözlerine enjeksiyon uygulanan 30 hasta kör oldu.

-Antalya’da sınav stresi nedeniyle doktorun verdiği ilacı kullanan genç kız komaya girdi.

Son günlerde medyaya yansıyan tıbbi hata haberlerinden sadece ikisi bunlar.

Estetik operasyon yüzünden yüzü tanınmaz hale gelenler, “Bir şeyin yok” denilerek eve gönderildikten bir gün sonra hayatını kaybedenler, ameliyatta karnında cerrahi malzeme unutulanlarla ilgili haberleri de sık sık televizyonlarda izliyor, gazetelerde okuyoruz.

Bunlar artık, “komplikasyon” denilerek geçiştirilemeyecek noktaya geldi.

Sağlık Bakanlığı’nın soruna bir an önce ciddi biçimde eğilmesi gerekiyor.

++

Benim tespitlerime göre, tıbbi hataların en önemli nedeni, doktorların artık iyi yetişmemesi. Ülkemizde 84 tıp fakültesi var. Bu fakültelerde 75 bin öğrenci okuyor ve her yıl yaklaşık 6 bin yeni mezun veriliyor. Siyasi nedenler ve doktor açığını kapatabilmek için gerekli altyapı oluşturulmadan açılan fakülteler öğrencilerini yeterli bilgi ve beceriyi kazanmadan mezun olmalarına yol açıyor.

Tıbbi hataların diğer nedenlerini de şu şekilde sıralamak mümkün:

-Öğrenciler doktorluk mesleğine uygun olup olmadıklarına göre değil, sınavda aldıkları puanlara göre tıp fakültelerine yerleştiriliyor. Bunun sonucunda ruhsal ve fiziksel özellikleri doktorluğa hiç de uygun olmayan kişiler aldıkları puanlarla doktorluğa yöneliyor.

-Sağlık hizmetinin sunumu bir ekip çalışmasını gerektiriyor. Ekipte doktorun yanı sıra hemşire, ebe, teknisyen, hastabakıcı da bulunuyor. Doktor kadar söz konusu personelin de iyi yetişmiş olması, teşhis ve tedavi aşamalarında üzerlerine düşen görevleri eksiksiz yerine getirmesi gerekiyor. Ne var ki bu alanlarda yetişmiş eleman sıkıntısı yaşanıyor.

-Tıbbi standartların olmayışı da doktorları hata yapmaya itiyor. Bir doktor günde azami kaç hastaya bakmalıdır? Bir hasta geldiğinde uygulanacak prosedür ne olmalıdır? Hasta nasıl muayene edilmeli, hangi tetkikler yapılmalı, kayıtlar, raporlar ne şekilde düzenlenmelidir? Cerrahi müdahale gerektiğinde bunun yolu, yöntemi nedir? Tüm bunların kesin kurallara bağlı olmayışı doktorları kimi zaman keyfiliğe ve bundan kaynaklanan yanlışlara sürüklüyor.

-Tıptaki aşırı uzmanlaşma çok olumlu yanlarının bulunmasına karşın doktorun hastaya bir bütün olarak bakmasını engelliyor ve bazı hastalıkların gözden kaçması sonucunu doğuruyor. Bir doktor sadece akciğerlere bakıyor, bir diğer doktor böbreklerdeki sorunlar dışındaki şikayetlerle ilgilenmiyor, bir başka doktor karaciğeri muayene etmekle yetiniyor. Böyle bir tablo içinde hasta bir uzmandan diğer uzmana koşarken kimi hastalıklar teşhis ve tedavi edilemiyor.

-Sağlık Bakanlığı, özel sağlık kuruluşlarının açılışı ve çalışması sürecinde yeterli duyarlılığı göstermiyor, denetimleri yapmıyor; ancak sağlık skandalları patlak verdiğinde ortaya çıkıyor.

-Tıbbi hata yapan doktorlara mahkemeler de meslek örgütleri de caydırıcı cezalar vermiyor. Örneğin, dikkatsizlik ve tedbirsizlik nedeniyle ölüme neden olduğu Yüksek Sağlık Şurası kararıyla kesinleşen bir doktora mahkeme 6 ay hapis cezası veriyor, sonra da bu cezayı para cezasına çevirip erteliyor. Meslek örgütleri de hatalı meslektaşlarına ceza vermekten ziyade kol kanat germeyi tercih ediyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz