Doğanın gücü

0
161

Yılın en soğuk günlerini yaşadık geçtiğimiz hafta boyunca. Elbette Avrupa’nın kuzeyi her daim soğuk ama bu kış diğerlerine göre daha da soğuktu. İlk kar ile karşılaştığımız gün, öğleye kadar erimişti bile.

Ama geçen hafta iki hafta önce yağan kar, erimedi ve bugünlere kadar geldi aşırı soğukların etkisiyle. Öyle soğuktu ki bir sabah eksi 7’ yi gösteriyordu, kendi kendime söylendim dişlerim takırdarken, arabayı bir haftalığına kapatacak zamanı buldum diye (Sigorta ile ilgili bir sebeple). Sonraki gün S Bahn’dan inerken, daha kalın giyinmeme rağmen daha çok üşüdüm, işe gittiğimde öğrendim ki eksi 11 olmuş sabah havanın derecesi. Kafaya koydum, çifte pantalon giyecektim ertesi gün, “yere kadar uzayan” mantom olmadığına göre, bacaklarımı hissetmenin en iyi yolu buydu ve hızlı olan S Bahn yerine otobüse binmeye karar verdim, yürüme mesafesi daha az olduğu için. Ertesi gün yine üşüdüm, işteki arkadaşlar, “bugün hava eksi 20 idi sabah 5 te biliyormusun” diyorlardı. Her geçen gün artan soğukluk dercesiyle karşılaşmak iyiye alamet değildi. “Off dedim, “Sibirya’dakiler sokağa nasıl çıkıyor acaba”? Alman arkadaşlar da soğuktan yakınıyorlardı ama doğanın gereği bu soğukların da bir işe yaradığını anlatmaya çalışıyorlardı bana. Mesela pek çok zararlı küçük hayvanın (zararlı böcek be sinekler vs) bu soğuk hava ve don sayesinde öldüğünü ve doğada temizlik yapıldığını söylediler. Oldukça mantıklıydı ve bir anda evet dedim buna ihtiyaç var sen nasıl bir dengesin, ey doğa, kendini yeniliyor ve dengeliyorsun? Doğanın dengesi bozuldu diyoruz ya işte bunun gibi bir şey doğaya karışmasak aslında, o, kendisi biliyor neyi nasıl yapacağını.

Neyse Perşembe yatağa düştüm tekrar ateşlenip, işe gidemedim artık kaç dereceydi bilmiyorum, bilmekte istemiyorum. Cuma günü home doktoruma (ev doktoru) gittim ilaçlarımı aldım, yürüyerek evime dönerken ilginç manzaralarla karşılaştım. Kış olsa da, doğa her yerde her zaman bir güzellik sunuyor size. Sokak aralarında evlerin bahçelerinde karlardan yapılmış değişik güzellikte heykeller, küçük yamaçlardan kayan çocuklar, karların arasına kafasını çıkartmış değişik renklerde güzel çiçekler…
Evimin yakınına geldiğimde, gölün bembeyaz olduğunu gördüm. Uzun zamandır arka kapıdan çıkmadığım için ne gölü, ne de parkı görmemişim. Meğerse göl buz tutmuş insanlar üzerinde yürüyor, bisiklete biniyor ve hatta paten yapıyorlardı.

Oysa sadece yüz metre mesafe var göl ile evimin arasında. İlaçlarımı aldıktan sonra, biraz daha iyileşince gölümüze, parkımıza (orman içinde doğal park), yani doğaya tekrar merhaba demek istiyorum. Çünkü güzellikleri kaçırmak istemiyorum.
Her mevsimin kendine göre güzellikleri var. Yeterki biz doğaya karşı saygılı olalım, dengesini bozmayalım.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz