Doğa ananın şakası olmaz

0
68

Varlığımızı borçlu olduğumuz doğa ana aynı zamanda sadece insan türü için değil tüm canlılar için en yaşamsal ve önemli tehditleri de doğuran kaynaktır.

Bilim insanlarının elde ettiği bulgulara göre gezegenimiz daha önce 5 büyük kitlesel yok oluşa sahne olmuştur. Canlılığın evrimi sürecinde aslında doğal kaynaklı büyük ya da küçük ölçekli pek çok toplu yok oluş olayı meydana gelmiştir. Beş tanesinin etkisi ve boyutu ise diğerlerine göre çok daha büyüktür. Bu yok oluşların bazılarında yeryüzünde yaşayan canlıların yüzde 90 kadarı yok olmuştu.

Bu yok oluşların tamamı doğal fenomenler kaynaklıdır. Göktaşı çarpması, gama ışını patlaması, küresel soğuma, okyanuslarda oksijenin azalması, volkanik aktiviteler, salgın hastalıklar, deniz tabanından metan salınımı ve bu süreçleri takip eden sera gazı etkisi bu yok oluşa neden olabilecek olasılıklardır.

Kozmos çok büyük ve çok tehditkar güçlerin egemen olduğu epeyce tehlikeli ve kaotik bir ortamdır, böyle bir ortamda insan yaşamını ve uygarlığını tehdit edecek bir olayın meydana gelme olasılığı yüzde yüz kesinliktedir. Böyle bir olayın meydana gelmesi sadece ve sadece bir zaman sorunudur, böyle olaylar mutlaka oluşacaktır lakin sadece zamanını bilemiyoruz.

Uygarlık ve ekonomi tarihine baktığımızda iklim değişikliği, salgın hastalıklar, depremler, volkan patlamaları benzeri doğal fenomenlerin uygarlığın seyrini çok derinden etkilediğini ve biçimlendirdiğini görmekteyiz.

Tüm mitoloji kitaplarının ve pagan efsanelerinin bahsettiği tufan olayı neticede iklim değişikliğine bağlı doğal bir fenomen değil midir?

Türklerin Orta Asya’dan göçlerini konu alan söylenceler, iklim değişikliğinin yarattığı kuraklık sonucunda oluşmamış mıdır?

Roma İmparatorluğu’nun sonunu üç büyük veba salgını getirmemiş midir?

Evren bu kadar büyük yok edici tehditler ile doluyken insan soyunun ve uygarlığımızın devamını, doğa ananın tehditlerinden korumanın bir yolu yok mudur?

İnsanlığın doğal fenomenlerin yıkıcı ve tehditkar etkilerinden korunabilmesinin, insan soyunun sonunun dinazorlara benzemesini önlemenin tek yolu aklını kullanması, yeterli bilgi ve teknoloji seviyesine ulaşmasıdır.

İnsanlık önündeki tehditleri iyi analiz etmeli her türlü siyasi, ekonomik, insani, dini kavga ve hesaptan ari olarak tüm insanlığı koruyabilecek ortak stratejiler oluşturmalıdır.

Elbette önceliği doğal fenomenleri tetikleyen ve yahut etkisini arttıran insani faaliyetleri gözden geçirmeye ve yeniden yapılandırmaya vermeliyiz.

İklim değişikliğine yol açacak, küresel ısınmayı arttıran sera gazı salınımına neden olan ekonomik faaliyetler, deprem, sel yada volkan tehdidine karşı yetersiz inşaat ve yerleşim faaliyetleri, salgın hastalıkları tespit ve önlemede yetersiz kalan sağlık sistemleri ilk gözden geçirilmesi insani faaliyetlerdir.

Ünlü İngiliz fizik profesörü Stephen Hawking ölümünden hemen önce yaptığı bir açıklamada önümüzdeki dönemlerde insanlığı bekleyen zorluklar ve varoluşsal tehditlere de dikkat çekmişti. Hawking’e göre insanlığı Dünya’dan silecek olaylardan kaçmak mümkün değil. Bu olaylar arasında göktaşı çarpması gibi kozmik olayların yanı sıra insan uygarlığının yarattığı yapay zekâ, iklim değişikliği, genetik çalışmalar veya nükleer savaş gibi olaylar da olabilir.

Stephen Hawking tüm yumurtaları aynı sepete koymayı doğru bulmayan bir bilim insanı. Bu örnekteki sepet ise Dünya oluyor. Hawking on yıllardır insanlığın diğer gezegenlere yada uzaya kalıcı olarak yerleşmek için harekete geçmesi gerektiğini söylüyordu.

İnsanlığın dünya dışına çıkması ve burada kalıcı bir uygarlık kurabilmesi muhakkak ki insan neslinin ve uygarlığının devamı için şarttır, doğa ananın ölümcül tehditleri karşısında hiç bir başka bir çare yoktur.

Uzayda yaşamanın ilk minik modelleri uluslararası uzay istasyonunda yıllardır başarı ile deneniyor, çok daha büyük modellerin hayata geçirilmesi sadece bir teknoloji ve ekonomi sorunu haline gelmiş bulunmaktadır.

Diğer yaşanabilir gezegenlere ulaşmak bugün sahip olduğumuz teknoloji ile mümkün görünmüyor oysa uzayda insan yaşamına uygun mekanlar oluşturmak bugünkü teknolojimizin olanakları dahilindedir, bu yöntem acilen geliştirilmeli ve insan uygarlığının dünya dışındaki ilk nüveleri bu yapay uydularda oluşturulmalıdır.

Öbür yandan insanlık olarak teknolojimizi ve bilgi seviyemizi arttırmak için çok daha fazla çalışmamız, yatırım ve işbirliği yapmamız gerektiği ortadadır.

Bu bir ekonomi değil, var olma yada yok olma sorunudur ve tüm insanlık bu sorunu çözmek için ortaklaşa çalışmalıdır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz