Bu, son iki yıl içindeki üçüncü istihdam seferberliği çağrısı olacak. Bununla birlikte yatırım yapılması da istenecek.

Daha önceki mehter müziği eşliğinde bol coşkulu, bol alkışlı, bol sloganlı, bol ilanlı seferberlik çağrılarının sonuçları gördük. Külliye’ye giden anlı şanlı iş insanları, Cumhurbaşkanın huzurunda ayağa kalkarak “istihdam yaratacağız, işsizleri işe yerleştireceğiz” diye “yemin billah” söz vermişlerdi. Bu da yetmemiş, “şirinlik yapmak” uğruna ortaya çıkan kimi odalar, borsalar, dernekler gibi genel ve yerel örgütler, en az 300 binden başlayan istihdam vaatlerini davul zurna eşliğinde açıklamışlardı. Öyle ki memlekette işsiz kalmayacaktı. Nihai hedef 1 milyon 200 bin kişiydi.
Her gün taksimetre gibi işe alınanlar sayılıyordu. Sonra seçimlerdi, referandumdu, dövizdi, dolardı derken sayım bırakıldı, bu defa taksimetre tersine döndü, işten çıkarılanlar sayılmaya başlandı.
O zamanlar da yazmıştık, “arkadaş Cumhurbaşkanın önünde söz veriyorsunuz ama ofislerinize, fabrikalarınıza dönerken kaç çalışanın işine son vereceksiniz? Samimi olun, Cumhurbaşkanını kandırmayın” şeklinde görüşümüzü belirtmiştik. Keza böyle de oldu, üstelik düşük sigorta primleri, beleş krediler, vergi muafiyetleri, istisnalar başta olmak üzere onlarca teşvike rağmen.
Yatırımlara gelince; seferberliğin alası yapıldı. Zeytin ağaçlarını bile kesmeyi göze alıp “arsa, duvar, makine bizden, işletme sizden” diye 23 cazibe merkezi ilan edildi ama bir yıl geçti, ne duvar var, ne de bir baca.
Şimdi, istihdam ve yatırım için 3. dönem seferberlik emri çıkarılacak. Hangi iş insanı, meslek örgütü “biz varız, ilk aşamada yüz bin kişiye iş vereceğim” diyecek ve sözünün arkasında duracak, hedef rakam açıklayacak, merakla bekliyoruz?
Yerli yabancı ne kadar iş insanı varsa biliyor ki seçim ekonominsin bitmesiyle1 Nisan 2019 sabahından itibaren ekonomide çok ciddi daralma süreci başlayacak. Zaten yürürlükteki yeni ekonomik programın hedeflerinde bu vaat etmiyor mu?
Örneğin, büyüme azalacak, işsizlik artacak. Büyüme olmadan istihdam olmayacağına göre, iş dünyası ne yapacak?
Ana girdileri pahalıya alan, üretse bile satamayan, satsa bile parasını alamayan iş yerleri “Cumhurbaşkanını kırmamak uğruna” işsizler için “hayır kurumuna” mı dönüşecek? Sadece asgari ücrete yapılacak net yüz liralık artış patrona 300 liraya mal olmayacak mı?
Siz ne kadar “dengelenme, faiz, dolar, enflasyon düşüyor “deyin, bırakın bir yılı bir saat sonra ne olacağı bilinmeyen bir gündemle yaşanan ülkede, nereye yatırım yapılacak, kime iş verilecek?
Bizim en büyük sorunumuz da bu belirsizlik ve bir türlü gelişmeyen güven ortamı. Böyle bir ortamda kim kalkıp da bir çivi çakar, kime ekmek verir?
Sayın iş insanı, hal böyle iken, siz en iyisi doktor raporu alıp mazeret beyan edin ve Cumhurbaşkanın toplantısına katılmayın.
GÖZLERİNE SÜRMEK LAZIM
En sonunda gerçek soğan stokçuları yakalandı. Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde bin 300 ton soğan, “fiyatlara tesir etmek için stoklandığı” belirlendi, üç kişi hakkında işlem yapıldı. Soğanlara da el koyuldu, rahatladık, devletin varlığını hissettik.
Adamlar soğana kilosu bir liradan olsa en az 1 milyon 300 bin lira yatırmışlar, 30 TIR’la Gölbaşı gibi Ankara’ya 20 dakika uzakta depolamışlar. Soğanın kilosu her bir lira arttığında kafadan milyonlarca lira para kazanacaklardı. Güzel işti, ihbar sonucu ele geçirildiler.
Parasal ve adli cezalara ek olarak bu hain stokçulara “kamu yararına” örneğin kışlalarda her gün bir ton soğan soyma ve doğrama cezası verilsin.
Ya da üç öğün soğan yemeye mahkum edilsinler ki soğandan tiksinecek duruma gelsinler. Hatta ibret-i alem için gözlerine sürmeli ki her soğan gördüklerinde hüngür hüngür ağlasınlar.
Stok düzenini bozmak için böyle bir kamu yararına cezalandırma sistemi diğer sebze, meyve ve gıda ürünleri için de geçerli tutulmalı. Verilecek benzeri cezalar mı? O da hakimin hayal dünyasına kalmış!

FACEBOOK YORUMLARI

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.