Devleti ABD’li firma yapılandırıyor

485

Yemin töreni ile birlikte merakla beklenen devlette yeniden yapılanma da netlik kazanacak. Bakanların ardından yeni kurulan ve ofis, kurul gibi yan devlet organlarına ve geri kalan tüm birimlere yapılacak atamalar başlayacak.

Duyumlarımıza göre, Cumhurbaşkanlığı Hükümet yönetimi, devletin ve yönetim biçimi için özel sektör firmalarının yapılandırmasında oldukça büyük üne sahip ABD’li bir firmadan danışmanlık hizmeti alıyor. Bu işler için aylar öncesinden anlaşmaya varılmış, çalışmalar başlanmış.
Firma, bakanlıkların azaltılmasını, yeni yan kuruluşların kurulmasını öngören ve seçim kampanyası sırasında ortaya çıkan şemayı hazırlamış ve kabul görmüş. Devlet yapımızda alışık olmadığımız “iletişim, finans ofisleri” gibi yeni tanımların bu firma tarafından üretilmiş.

MEMURLARIN CV’LERİ ALINMIŞ

Aynı firma, öneri yaparak Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan, üst düzey kadrolara en uygun isimleri bulmak için üst düzey memurlardan CV’lerini, yani özgeçmişlerini bizzat almasını önermiş.
Bunun için özel bir CV şablonu hazırlanarak ilgili üst düzey memurlara gönderilmiş. Şablon CV hazırlanmasından amaç, gelen bilgileri kısa sürede karşılaştırmak ve hızla isimleri seçmek.
Bu değerlendirmede sınır koyulmuş ve devlette görevli 3600 üstü göstergeye sahip üst düzey memurlar kapsam içine alınmış. Buna göre, daire başkanlarının üzerindekiler, yani Genel Müdürler, Müsteşarlar ve bunların yardımcıları ve benzeri mevkide olan diğerleri şablon CV’lere göre incelenmemeye başlanmış.
Devlette memurlardan CV istemek alışılmış bir uygulama değildir. Çünkü herhangi bir memur hakkında bilgi almak isterseniz, çalıştığı kurumdaki personel işleri ile ilgili birimdeki özlük dosyasını açıp bakmanız yeterlidir. Anlaşılan yeni dönemin uygulamalarından bir de bu olacak. CV toplama yöntemiyle yapılacak atamaları yakın zamanda göreceğiz.

İLK YÜZ GÜNÜN ÖNEMİ

Biz seçimlerden hemen sonra yeni sistemin neler getirip neler götüreceğini görmek için ilk yüz gün çok önemli diye yazmıştık. Bunun için Erdoğan, kendisine ve hükümetine yüz günlük bir icraat dönemi koymuş. Bunun arkasından bir yüz gün daha planlanacakmış ve hedeflere, projelere uygun kararlar alınacakmış.
Geçmişte, kendini bu tür takvime bağlayan Süleyman Demirel’di. 1991 yılında ikti ilk beş yüz gün hedefleriyle yedinci defa işbaşı yapan Başbakan Demirel bu süre sonunda “super emeklilik” dışında (bu da mahkemeler tarafından durduruldu) hiçbir somut başarıyı yakalayamamıştı.

Umarız örneğin enflasyon yüzde beşe inecek faizler düşecek, gibi çok yüksek perdeden hedeflerle ilk yüz gün heba olup gitmez. En acil iş maliyeti yani faizi düşük yüksek tutarlı dış kaynak bulmak, bunu borç ödemelerinde ve cari açıklarının finansmanında kullanmak ve bunların darboğaza girmeden döndürmek.
İlk yüz günde -ki 40, 50 milyar dolardan bahsediliyor- nereden, nasıl kolayca bulunur, bilinmez. Bunun için tek adres var, o da Uluslararası Para Fonu (IMF). Fonun faizleri piyasalara göre çok düşük olduğu biliniyor ancak geçmişte IMF’i çok eleştiren ve “bizden borç para istediler” söylemelerinde bulunan bir yönetim için , “IMF ile anlaşması çok çelişkili bir durum olacak. Bunun dışında örneğin döviz işlemlerinde sınırlamalar getirmek gibi önlemlerin sonuç vermeyeceği açık.
Özetle ilk 100 günün en önemli başlığı ekonomiyi rahatlatacak dış kaynak sorunun aşmak olacaktır.