Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yakın zamanlara kadar en çok kullanılan nakarat, “Devlet bize yardım etmir” cümlesi idi. Özal zamanında Belediyeler Kanunu’nda yapılan değişiklikten sonra belediyelerin gelirleri eskiye kıyaslanamayacak oranda arttı. Belediyeler İller Bankası önünde nöbet tutmaz oldu.

Şimdi belediyeler pek çok sosyal hizmeti vatandaşın ayağına götürebiliyor. Eskiden bir kişinin cenazesi olduğunda cenaze masraflarını düşünmekten cenazeye ağlamaya bile hali kalmazdı. Şimdi Doğu’dan Batı’ya bütün belediyelerimiz cenaze sahibine en ufak bir masraf yüklemeden defin işlemini gerçekleştiriyor. Gerektiğinde pidesini, ayranını bile dağıtıyor. Bunlar vatandaş için sevindirici gelişmeler.

Koronavirüs belası yaygınlaşıp acil önlemler alınmaya başlayınca devlet vatandaştan yardım istedi. Hem de en üst makamdan. Cumhurbaşkanı “BİZ BİZE YETERİZ TÜRKİYE” sloganıyla bir yardım kampanyası başlattı. MHP lideri Devlet Bahçeli bu yardım kampanyasına tam destek sağladı. Sivil Toplum Kuruluşları (STK) ilk günde büyük bağışlarla katılacaklarını açıkladılar. Dükkânını kapatmış olan, otobüsünü, taksisini yarım kapasite ile çalıştırarak ekmek parasını çıkarmaya çalışan vatandaşın, ölüm korkusu çökmüş olan yüzünde birazcık bir sevinç ışığı göründü. Devletin yapacağı 100 milyarlık destek paketinin bu büyük krizde yetmeyeceği anlaşılmıştı çünki.

Cumhurbaşkanı yardım kampanyasını kendisi 7 aylık maaşını bağışlayarak başlatmıştı. Öyle inanıyorum ki Devlet Bahçeli sırf ona saygısızlık olmasın diye 5 maaşını bağışlayarak onun önüne geçmek istemedi. Bakanlar ve yakın çevresi hemen bağış kampanyasına destek verdiler. YÖK üyeleri bile birer maaş vererek desteklediklerini bildirdiler.

İktidarın bu kampanyası muhalefet tarafından desteklenmedi. Onlar da İstanbul ve Ankara belediyeleri üzerinden bir yardım kampanyası organize etmeye giriştiler. Hemen muhalif basın, muhalif kalemler klavyelerin başına geçtiler:
Madem ki devletsin, vergileri topluyorsun o halde niçin tekrar benden yardım istiyorsun.
Yardım toplanacaksa Haluk Levent bu işi daha iyi yapar.

Yandaş holdinglerin vergi borcunu silip halktan yardım toplamak reva mı? Vs, vs, vs.
Sanki emir almışlar gibi muhalefetin bütün milletvekilleri ve köşe yazarları aynı nakaratları söylediler.
Hatta bazı iyi niyetli muhalif akademisyenler bile iktidara güvensizlik duyduklarını öne sürerek yardıma karşı çıktılar.
Sen devletin yürüttüğü kampanyaya güven duymazsan, ben belediyelerin yürüttüğü kampanyaya niçin ve nasıl güven duyacağım. Hem yarın Doğu ve Güneydoğu’da bilmem hangi belediye çıkar ve o da yardım kampanyası başlatırsa… Ankara’ya izin verdiniz, İstanbul’a izin verdiniz. Bana niçin izin vermiyorsunuz, derse kim ne cevap verecek? Toplanan paralar PKK’ya aktarılırsa ne olacak?

Belediyelerin yardım fonları var. Öğrencilere burs veriyorlar, aş veriyorlar. Ama milli bir felaket sırasında bu milli felakete karşı alınacak tedbirleri belirlemek ve uygulamak devletin görevidir. Aksi durum çok başlılığa ve kaynak israfına yol açar. Vatandaş arasında bu felaket günlerinde ikilik doğmasına sebep olur. Düşününüz: Yarın koronaya yakalanıp, 5 gün sonra ölebilecek olan iki insan koronoya karşı yapılan yardım kampanyasında kavgaya tutuşacaklar.

Devletin milli felaketler karşısında yetkileri artar. Gerekirse vatandaşın kapısındaki taksiye, kamyona el koyar ve ordunun hizmetine verir. Gerekirse toplu seferberlik ilan eder. Gerekirse tekâlif-i milliye getirir. Gerekirse İstiklal Mahkemeleri kurar.

Devlet yaşamak zorundadır. Onun için can parçası yavrusunu şehit veren baba “Vatan sağolsun” diyor. Biliyor ki devlet olmadan vatan olmaz. Normal zamanda vatandaşı için çalışan devlet artık vatandaşından malını, canını feda etmesini ister.

Çok şükür durum devletin kontrolü altındadır. Bu koronavirüs belasını el birliği ile bitireceğiz. Bugün 15.000’den fazla kişiye test yapılmış. Bu sayı önümüzdeki günlerde daha da artacak. Belki bir veya iki hafta daha hasta sayısında artış olacaktır. Ama vatandaşın da karantina kurallarına saygı göstermesi ile bu salgını kontrol altına alacağız.

Herkes “elbirliği” derken iki ayrı “el” olmamalı. Milli bir felaket karşısında tedbir alacak, bunu uygulamaya koyacak olan devletin bakanları ve valileridir. Belediyelere, STK’lara ve biz vatandaşlara düşen görev devlete yardımcı olmaktır. Böyle bir salgın hastalık felaketi sırasında Devlet’e güvensizlik yaymaya çalışmak, akıl, vicdana uyacak bir şey değildir. Normal zamanda iktidar-muhalefet çekişmesini anlarız. Ama şimdi insanlar ölürken buna bir ara versek. İşte o zaman vatandaşın takdirini daha çok kazanırız.

Allah korusun Türkiye Cumhuriyeti bir topyekun savaşa girse devlet ayrı, belediyeler ayrı mı asker toplayacak. Söylemesi bile insanın tüylerini diken diken etmeye yetiyor.
Bu felaket bitecek. Bütün çabamız daha az kayıpla, daha az hasarla bu koronavirüs felaketini atlatabilmek. Devletimize güveniyoruz ve her şeyimizle devletimizin yanındayız.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz