Demokrasi olmadan asla…

0
39

“Demokrasi olmadan asla…” diye başlayan bir çok cümle kurmak mümkündür, lakin ben “demokrasi olmadan asla kalkınmış bir ülke olamazsınız” cümlesine özel bir önem atfediyorum.

Benim için önemli olan kavram büyüme değil kalkınmadır, bir ülkenin kalkınmasına hizmet etmeyen bir büyüme obezitedir, hormonludur ve eninde sonunda sağlıksız bir toplum yapısı ortaya çıkarır.

Bugünlerde iktidarın çokça kullandığı büyüme kavramı sadece bazı parasal göstergeleri içermektedir, nitelik değil nicelik ön plana çıkarılmaktadır.

Misal zarar eden devasa bir havalimanı yapmak, ülke ekonomisi için büyüme olarak takdim edilse dahi eninde sonunda ülke refahını düşüren, yaşam kalitesini azaltan ve insani kalkınmadan çalan bir sonuç doğuracaktır. İnsanımızın refahını arttırmak için kullanabileceğimiz kaynakları bazı şirketlerin karını arttırmak için yahut da ülkeye dolaylı yollardan döviz sokmak için kullanmak muhakkaktır ki ekonomik sorunlar çıkarmakla kalmayacak sosyal ve insani sorunlar da doğuracaktır.

Bir firma düşünün cirosunu büyütmek için riskli işlere girip zarar yazmaya başlarsa cirosunu büyütse bile bu büyümenin sonu iyi olur mu? Böyle bir firma eninde sonunda kaynaklarını tüketip, iflas etmez mi?

Diğer yandan kalkınma kavramı sadece ekonomik büyüklükleri içermez ülkede yaşayan vatandaşların insani niteliğini arttırmayı ve onların yaşam koşullarını iyileştirmeyi de kapsar.

Şunu çok iyi biliyoruz bir insanın yaşam koşullarındaki iyileşmenin her ne kadar önemli bir kısmı ekonomik olarak zenginleşmekten kaynaklansa da asıl vazgeçilmez olan adalet, güvenlik, özgürlük duygusu ile bunları temin eden demokratik haklardır.

Ne kadar zengin olursanız olun eğer yaşadığınız ülkedeki toplumsal iklim size hak, hukuk, adalet ve özgürlük temin edemiyorsa o zenginliğiniz incecik bir pamuk ipliğine bağlı kalmayacak mıdır?

Bunun son örneğini Suudi Arabistan’da hem siyasi ve hem de maddi olarak kendilerini son derecede güçlü hisseden bazı hanedan üyesi iş adamlarının başlarına gelen işlerde görmedik mi? Benzer tablolar Rus oligarşisinde de yaşanmıyor mu, ülkenin en zengin en güçlü denilen insanları bir gün zirvedeyken, bir anda kendilerini beş parasız, hapislerde bulmadılar mı?

Bu yüzden demokrasinin olmadığı ülkelerde hasbelkader para kazanıp servet biriktirenler daima bu servetlerini demokrasinin olduğunu düşündükleri topraklara kaçırmaya çalışmıyorlar mı?

Kalkınmanın önemli bir unsuru da çevresel koşullardır, yaşamak zorunda olduğunuz coğrafyada hava, toprak, su zehirli kimyasallar ile kirletilir ve bir çevre felaketi yaşanırsa kim kalkınmadan bahsedebilir? Bir dolu para ile zehirli hava soluyarak, kirli su içerek kim yaşamak ister?

Kalkınma insan dokusunu ve insani nitelikleri iyileştirmeyi de kapsar. Bunun içinde insanın sağlığından tutun eğitimine, sosyal güvenlik haklarından tutun barınma koşullarına kadar bir çok başlık girer. Son yaşadığımız salgında birçok gelişmiş ülkenin salgına müdahalede ne kadar zorlandıkları ortaya çıkmadı mı? Bu durum büyüme derdine düşüp kalkınmayı ihmal etmekten kaynaklanmadı mı? Doğal fenomenler karşısında sosyal sınıf ya da statüsüne bakılmadan herkesin eşit tehdit altında olduğu, konuya bu açıdan yaklaşılamazsa sorunun hiçbir şekilde çözülemeyeceği ispatlanmadı mı?

Çok zengin olsanız, yalılarda, köşklerde, kâşâneler de yaşasanız, emrinizde bir sürü hizmetli olsa da salgından korunamayacağınız ortaya çıkmadı mı? Toplu taşım kullanan, sağlıksız ortamlarda bulunmak, ya da barınmak zorunda kalan bir çok hizmetli bu zenginliklere hastalık taşımadı mı?

Sadece kendi çevremizde değil dünyanın öbür ucunda kalkınmamış sağlıksız ortamlarda yaşayan insanlardan kaynaklanan bir salgının nasıl da dünyayı bir anda kasıp kavurabildiğini bu son salgın da ispatlamadı mı?

Kalkınma çok bütüncül bir yaklaşımdır ve içinde insana, insan yaşamına dokunan her unsurun topyekûn iyileştirilmesini barındırır. Kalkınma derken sadece bir ülkedeki kalkınmadan da bahsetmemek, sadece bunu hedeflememek lazım, eğer yaşadığımız bu gezegenin en ücra köşesinde bile bir kalkınma sorunu varsa bu sorunun eninde sonunda en kalkınmış bölgeler için bile tehdit oluşturacağı artık açık değil midir?

Kalkınmayı hedefliyorsak da demokrasiden insan hak ve özgürlüklerinden en küçük bir taviz dahi vermememiz gerektiği artık ortada değil midir?

Demokrasi olmadan kalkınamayız, bütüncül bir şekilde kalkınmadan da bu gezegende rahat ve huzur bulmamız mümkün değildir, demedi demeyin…