Demiryollarında yeni dönem

0
31

Demiryolundaki yük taşımacılığının ardından yolcu taşımacılığı da özel sektör firmalarına açılıyor. 2013’te çıkarılan Türkiye Demiryolu Ulaştırmasının Serbestleştirilmesi Hakkında Kanun ile sadece TCDD’nin kullandığı devlete ait raylar özel sektörün yük ve yolcu taşımacılığına resmen açılmıştı.

7 yıl önce yayımlanan kanunla TCDD altyapı ve taşımacılık olarak bölünmüş ve TCDD’ye ülke genelindeki tüm altyapı ağı bırakılırken TCDD Taşımacılık A.Ş.’ye 2020 yılı sonuna kadar yolcu taşımacılığında tek başına kamu hizmeti yükümlülüğünü yerine getirme görevi verilmişti.

TCDD’nin tekelini ortadan kaldıracak ve özel sektörün kendi lokomotifiyle yük taşımasını sağlayacak yönetmelik de birkaç yıl gecikmeyle 2016’da yayımlanmıştı.

Demiryolu ile özel sektörün yük ve yolcu taşıyabilmesi için gerekli kanuni ayrıntılar netleşmediği için beklenen milyarlık yatırımlar bir türlü gerçekleşmemişti.

Bu serbestleşme ile beraber 2023 yılına kadar demiryollarında kamu ve özel sektörün milyarlarca doların üzerinde yatırım yapması planlanıyor.

Yeni düzenlemeye göre, 2021 yılından itibaren devlete ait raylarda TCDD’nin yanı sıra özel şirketlerin trenleri de yolcu taşımaya başlayacak. Mevcut tren hatlarını 10 yıllık sürelerle kiralayacak olan özel tren şirketleri zarar eden hatlarda çalışmayı kabul ederlerse zararları devlet tarafından karşılanacak.

Yeni döneme hazırlık çalışmaları çerçevesinde Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demir Yolları’na ait olan üç demiryolu şirketi birleştirilerek tek bir şirket haline dönüştürüldü ve kurulan bu yeni firmaya, Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayii Anonim Şirketi ismi verildi.

Demiryolu taşımacılığı, Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde çok önem verilen bir konuydu, onuncu yıl marşında geçen “demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan” dizeleri ve Mustafa Kemal Atatürk’ün demiryolları memleketin tüfekten, toptan daha mühim bir emniyet silahıdır” sözü demiryollarına verilen önemi açıkça ortaya koymaktadır.

Cumhuriyet kurulduğunda kısıtlı uzunlukta da olsa demiryolu hatları vardı ve yabancıların inşa ettiği bu hatları gene yabancı sermaye işletmekteydi.

1923 yılında yayımlanan bir yasa ile hatların devlet tarafından inşa ve işletmesi kanunlaştırılmıştı. Böylelikle demiryollarının inşa ve işletmesi Devlet Demiryolları ve Limanları İdaresi Umumiyesi adlı kuruluşa devredilerek, Devlet Demiryolları dönemi başlatılmıştı. 1923-1950 yılları arasında yapılan 3.578 kilometrelik demiryolunun 3.208 kilometresi, 1940 yılına kadar tamamlanmıştı. Bu dönemde ayrıca, yabancı şirketlerin elindeki demiryolu hatları da satın alınarak millileştirilmiş ve devletleştirilmişti.

Özellikle 50’li yıllardan sonra demiryolu taşımacılığı, birazda komünist model olarak görülmüş, önem verilmemiş ve taşımacılıkta ağırlık karayollarına geçmiştir.

Özel sektörün demiryolu taşımacılığı işine girmesi bu taşıma modunun büyümesi ve önem kazanması için faydalı olabilir, lakin korkum o ki iktidarın yük ve yolcu garantisi vererek bu sektörü de çığrından çıkarmasıdır.

Mevcut iktidarın en doğru işleri bile en eğri şekilde yapmayı becerebilme kapasitesi göz önüne alınacak olursa, endişe duymamak mümkün değildir. Aynı yap işlet devret projelerinde olduğu gibi ülkemizin başını derde sokma, on yıllarca altından kalkılamayacak mali yüklere yaratma konusunda endişelenmemek mümkün değildir. Yanlış yapıp sonra yanlış yaptık affedin deme konusunda hiç kimse bu iktidarın eline su dökemez, defalarca bu söyleme tanık olmadık mı?

Demiryolunda yük ve yolcu taşımacılığının özelleştirilmesine de bu endişe ile yaklaşmak gerekiyor. Yoksa demiryolu taşımacılığının gelişmesi hem yük ve yolcu emniyeti, hem çevre kirliliği ve hem de ekonomik taşımacılık açısından çok ama çok önemlidir ve kesinlikle bu taşımacılık modunun geliştirilmesi gerekmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz