Değişmezler böyle değiştirilir

125

Her şeyden önce hafta sonu yapılan kongrede tüm Fenerbahçelileri gösterdikleri demokrasi ruhu dolaysıyla kutlamak gerekir. Kongrenin bıraktığı iz en başta unuttuğumuz ya da korkudan kıyıda köşe sessizce fısıldayarak yaptığımız eleştiri olgusunu hatırlatması oldu.

Bu olgu en başta, geçmiş yöneticilerin “kavgacı, uzlaşmaz, ben yaptım oldu” tutumlarıyla oluşturdukları, nefret duygusunun bir anda yok etti. Dahası, konuşmalarda Atatürk’e sahip çıkılması kongreye çok anlam kazandırdı.
Kongrenin net oldu: “ömrümün sonuna başkanım, ben varsam bu takım var yoksam bu takım yok, benim imparatorluğum yıkılmaz, hainler, bölücüler” diyenlere “arkadaş değişim zamanı” fikriyle hezimete uğratırcasına en ağır cevap verildi.
Bize göre; Tüm bunlar taraflı tarafsız herkesin Fenerbahçe’ye bakışını değiştirecek. Umarız, futbol dünyası aradığı huzuru, barışı, o tatlı rekabeti kısa sürede bulur. Yeni Başkan Ali Koç’un en önemli misyonu da bu olmalı. O kadar çok ihtiyacımız var ki.
Fenerbahçe taraftarlarının “değişmez, değiştirtemez hatta vazgeçilemez” denilen yöneticilerine karşı gösterdikleri kararlılık ve cesaret 24 Haziran seçimlerine yansıyacaktır.
Bu açılardan bir Galatasaraylı olarak (gerçi Aziz Başkan sayesinde çok kupa kazandık, kendisini özleyeceğiz) tüm Fenerbahçe camiasına başarılar dileriz.
Yeni iki rekor daha
.Haziran ayı rakamlarıyla AKP ekonomide yeni bir rekor daha kırmış oldu. Üretici fiyatları Ağustos 2003 yılından buyana en üst düzeyde. Yüzde 12’lik çekirdek enflasyonla da dünya birincisiyiz. Memleketimiz artık, Zimbabwe, Venezüella gibi ülkelerle bir anılır oldu. Tebrik ederiz.
Artık bu enflasyon düşmeyeceği kesinleşti. Tek haneye inmesi için -örneğin gelecek kış döneminde- her ay sıfırın altında fiyat oluşumu gerekiyor ki bu imkansız.
Her gün” tedbir alacağız, alıyoruz” diye diye günler boş geçti. Sadece gıda da geçen yıl bu zamanlar başlayan çalışmalardan hiçbir somut sonuç çıkmadı. Ramazan ayı da eklenince aldı, gıda aldı başını gidiyor.
Şunu da ekleyelim: Bu enflasyonda iyi günlerimiz. Döviz kurlarının dalgalanmasının tüketim fiyatlarına yansımasını özellikle sonbaharda daha iyi yaşayacağız. O zaman seyredin enflasyonu.
Şimdi gözler Merkez Bankası’nda. Enflasyonun kontrol altına alınması için Merkez’in 7 Haziran’da beklenin üzerinde faiz artırımına gitmesi gerekecek. Sürekli faiz nefreti üreten politikalara sahip bir yönetim anlayışıyla nasıl olacak bu işler?
Eski zamanlarda seçimi kaybeden partiler teselli olarak “daha dağ köylerinden oylar gelmedi” derlerdi. Şimdi de enflasyonun düşmesi için “hele bir tarla ürünleri çıksın” diyeceklerdir. İki domates, bir salatalıkla enflasyon düşmeyi bekleyenleri geçmişte de çok gördük. Daha bir ay öncesine kadar Merkez’i köşe sıkıştıran, elini kolunu bağlayanların da işler kötüye gidince ”Banka bağımsız, gerekeni yapacaktır” gibi laflar etmeleri, sorumluluklarını unutturamaz..
Tekrarlayalım: Enflasyon üreten, döviz kurlarını sallayan ekonomimizin en büyük sorunu güven. Bu güven ortamı oluşturulmadıkça ne enflasyon durur ne de kurlar. Yeni güvenin oluşacağı gün de 24 Haziran’dır.