Defterdar İbrahim Paşa, IV. Murat dönemi devlet adamlarındandır. Kendisi son derece dürüst ve çalışkan birisi idi. Kendisi Boşnak asıllı olup Mostarî İbrahim Efendi adıyla tarih sahnesine çıkmıştı. Kendisinden önce defterdar olan Niğdeli Mustafa Paşa yerine o zamanlar Maliye Bakanı diyebileceğimiz başdefterdarlık makamına atanmıştı. İlk sınavını IV. Murat’ın Revan Seferi sırasında verdi. Sefer için gerekli bütün parayı ve mühimmatı eksiksiz olarak temin etti. İşin daha güzel yanı bunu yaparken halka baskı ve zulüm yapmadı. Serdar-ı Ekrem ile birlikte o kışı Erzurum’da geçirip ordunun mevacibini ve diğer ihtiyaçlarını sızıltıya meydan vermeden karşıladı.

Bu kadar dürüst ve çalışkan bir Maliye Bakanı biraz daha şöhret kazansa rahatlıkla Vezir-i a’zamlığa getirilebilirdi. Bu yüzden Vezir-i a’zam Mehmet Paşa, “bu adam Niğdeli’yi makamından uzaklaştırdığı gibi beni de vezir-i a’zamlıktan uzaklaştırabilir” diye endişe etmeye başladı.

Osmanlı geleneğinde bir devlet adamı yükselirken onun etrafındaki adamları da onunla birlikte yükselir; düştüğü zaman onunla birlikte düşerlerdi. İşte defterdarın etrafındaki bu adamlar devlet adamlığına her bakımdan layık, mürüvvet sahibi, melek gibi huylara sahip bu devlet adamını dile düşürdüler. Her biri gittikleri yerde defterdardan daha çok gösteriş ve tantana yaparak kibirli davranışları ile tepki doğurmaya başladılar.

İbrahim Paşa’nın güyâ destekçisi olan bu anlayışsız, kibirli kimseler yeme-içme toplantılarında efendilerini övmekte birbirleriyle yarışmaktaydılar. Onlar attıkları nutukların sonunu genellikle “Efendimizin şimdiden sonra yolu vezirliktir” diye bitiriyorlardı. Defterdar İbrahim Paşa vezir-i a’zam olunca “ol zaman şöyle edecekti, biz de şöyle oluruz” diye boş laflarla devlet adamlığına yakışmayan hafifliklerini ortaya koymaktaydılar.

Bu lakırdıları işiten Vezir-i a’zam Mehmet Paşa’nın adamları, bu sözleri abartarak, bire beş katarak vezire ulaştırıyorlardı. Bunun üzerine Vezir-i a’zam defterdarı makamına çağırıp iki defa kendisinden 20- 30 yük akça borç olarak istedi. O zaman 100.000 akçaya bir yük denilmekteydi. Defterdar bu parayı bir şekilde bulup verebilecek güçte idi. Ancak bu kadar çok paranın istenmesi iyi niyetle değildi. Bu yüzden başına geleceklerden korkarak Padişah’a bir arzıhal gönderdi. Olağanüstü hazine tedarikinin “ancak kendisinin sadrazam olarak atanması ile” mümkün olabileceğini bildirdi. Bu, devlet geleneğine uygun olmayan teklif padişahın hiç de hoşuna gitmedi ve hemen bu arzıhali vezir-i a’zam Mehmet Paşa’nın yazısının içerisine koyup ona gönderdi.

Küplere binen vezir-i a’zam hemen Defterdar İbrahim Paşa’yı huzuruna çağırdı. Yaptığı planın tersine döndüğünü anlayan Defterdar vezirin yanına abdestini alarak ve gerekli vasiyetlerini yaparak gitti. Vezirin huzurunda yaptığı öz savunması hiçbir şeyi değiştirmedi ve hemen orada katl edildi. Sipah Ağası Mataracı Mehmet Ağa da fitne çıkarmaya çalışmakla suçlanarak aynı saatte idam edildi. 1636 yılının Mayıs ayının 25’i idi. İki cenazeyi birlikte dışarı taşıdılar.

Defterdar İbrahim Paşa’nın “mağara dostu”, sırdaşı, yoldaşı olan Muhasebeci Ali Efendi vezir-i a’zamın huzuruna çağırıldı. Vezir ona:

  • Belki de defterdarınıza haksızlık ettim diye kıyas edersiniz ve cürmü ne idi dersiniz, deyince Muhasebeci Ali Efendi:
  • Sultanım en iyisini bilir, dedi. Vezir hemen defterdarın arzıhalinin diğer kısımlarını gizleyerek, “şuraya bak” deyip “vezirlik” istediği kısmı Muhasebeciye okuttu. Sonra da sordu:
  • Ne dersin? Muhasebeci Ali Efendi:
  • İstemiş, bulmuş, diyerek sözüne son verdi.

Defterdar İbrahim Paşa’nın babası ve kardeşi şehit olmuştu. Annesi doğum sırasında vefat ederek şehitlik rütbesine ulaşmıştı. Kendisi de şehit olacağını hissetmiş ve bunu çevresine hissettirmiş idi. Ancak vezirin kendisinden böyle külliyetli para istemesinden endişeye düşerek böyle bir yola başvurması sonunu hazırladı. Böyle olmasa bile Vezir-i a’zam kendisini artık bir şekilde ortadan kaldıracaktı. Defterdarın adamlarının boşboğazlıkları ve makam hırsları ise onun şehit edilmesinin ilk ve esas sebebi olmuştu (Naima Tarihi, II, 835-836).

Devlet adamları için en zor işlerden birincisi bu tür gereksiz adamları çevresinden uzaklaştırabilmektir. Tarihten ders alınacaksa bu noktaya dikkat edilmesi gerekir. Ancak bu okuyanları ayıklamak hiç de kolay değil. Bunu gördük, görüyoruz.

1 Yorum

  1. İbrahim Paşa’nın yanındaki kişilerin İbrahim Paşa’nın kendisinden daha fazla övünmeleri ve paşanın kontrolü dışında kendi çıkarlarına uygun olarak hareket etmeleri sonucu İbrahim Paşa’nın başına gelen bu hadise günümüzdeki siyasi ortama da pek uyuyor. Kraldan çok kralcı olmak ve kralın devrilmesine sebep olmak bu yazının ana teması olmuş. Elinize kaleminize sağlık hocam.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz