Cumhurbaşkanı hükümeti provası

42

Bizim siyasi ve ekonomi tarihimizde önemli kararların açıklandığı 24 Ocak 1980, 5 Nisan 1994, 28 Şubat 1997 gibi günler vardır. Şimdi bunlara 24 Aralık 2017 kararları da ekleyebiliriz.

OHAL kapsamında yüzlerce maddeyle KHK yoluyla çok sayıda yasada “tadilat” yapıldı. Öyle ki ne ararsan var. Anlaşılan; Başbakanlık tüm Bakanlıklara “mevzuatınızı, yasalarınızı, görev alanlarınızı inceleyin, nerede eksik gedik, aksayan iş varsa getirin, KHK kapsamında yayınlayalım” diye yazı göndermiş. Onlar da “fırsat bu fırsat şunu ekleyelim buna da çıkaralım” demişler. Bu düzenlemeleri ilgili bakana, bürokrata sorsanız üç ay sonra cevap verirler, o kadar karışık.
Üstelik gruplandırma, sıralama yapılmadığından bir taşeron işine gidiyorsunuz ardından tek tip kıyafete, oradan üst yargı organları üyelerine sağlanan haklara, oradan savunma işlerine. Anlamadığımız bunlardan çoğu, ihraçlar hariç, TBMM’den geçebilirdi.
Daha geçen ay torba adıyla bir dizi düzenlemeler görüşüldü, bunun içine hatta bütçe yasasına eklenebilirdi. Peki, bu KHK işi ne derseniz Cumhurbaşkanlığı Hükümeti kararnameleri uygulamasının provasıdır. Olursa böyle olacak zaten. TBMM’yi unut gitsin.

FONUN BATIK İŞLERİ HAZİNE’YE

KHK ile bir yıldır ne yaptığı bilinmeyen, yönetimine maaş bile ödenmeyen Türkiye Varlık Fonu için beklenen düzenleme yapıldı. Fonun dış borçlanma faaliyetlerine Hazine garantisi getirildi. Bu demektir ki Fonun olası batık işlerini, zararlarını Hazine karşılayacak.
Uçan kuşa bile garanti veren Hazinemiz bunları nasıl karşılayacak bilinmez ama tüm bu zararlar vatandaşın cebinden çıkacak. Vatandaş nereye kadar dayanır, Allah bilir!

DERVİŞ KURLLARI TARİH OLUYOR

2001 Şubat krizinde; devletin ve siyasilerin ekonomideki yönlendirmelerini azaltmak için çok sayıda özerk yapıya sahip kurullar oluşturulmuştu. Bunlardan ikisi; Şeker ile Alkol ve Tütün Piyasası Düzenleme Kurullarıydı.
Hesaba göre, Şeker Kurumu, şeker üretimini planlayacak, fazla üretimi de engelleyecekti. Alkol ve Tütün Kurulu adı üstünde kendi alanındaki gelişmeleri yönlendirecekti ama olmadı. Yıllar içinde işlevsiz bırakıldı, görev alanları diğer bürokrasiyle uyuşmadı, boşa çıkan kurul üyeliklerine atama yapılmadı, atananlar da etkisiz kaldılar, sadece yüksek maaş aldılar. Şimdi kapılarına kilit vuruldu.
KHK’de Kamu İhale Kurumu’nun da yetkileri yine budanmış. Yakında bu da gider. Böylece Kemal Derviş’in gündemimize soktuğu ve bir gecede TBMM’den geçen kurullar yine bir gecede çıkan KHK’lerle geldikleri gittiler.

KALKINMA BAKANI İSTİFA EDER Mİ?

Geçen bahar aylarında gösterişli bir törenle cazibe merkezleri adıyla yeni bir kalkınma projesine start verildi. Amaç 23 ilde arsası, ekipmanı, binası devlet tarafından finanse edilecek istihdam artırıcı yatırımları teşvik etmekti. “Teklifler verin, başvuruda bulunun” denildi, “projeler istendi” ama bugüne kadar somut bir ilerleme sağlanmadı.
İşin takibi ve yönetilmesi için Kalkınma Bakanlığı görevlendirildi. Şimdi son KHK düzenlemelerinde, cazibe merkezi işi Ekonomi Bakanlığı’na verilmiş. Niye, neden bilinmiyor ama bu durumda Kalkınma Bakanı “bu işi ben başlattım, elimden alındı” tepkisiyle istifa eder mi? Yoksa bu yeni yıla yeni bakanlar söylentisinin işaretleri mi?