“COVID-19’UN KIŞ AYLARINDA BULAŞ RİSKİ DAHA FAZLA”

0
122

Meteoroloji Mühendisleri Odası, Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO)’nün Covid-19 pandemisinde mevsimselliğin etkilerine ilişkin hazırladığı rapora ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

ESMA ALTIN– Meteoroloji Mühendisleri Odası, Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO)’nün hazırladığı Covid-19 pandemisinde mevsimsel etkilere ilişkin rapor hakkında değerlendirmelerde bulundu. Yapılan çalışmada Covid-19 pandemisinde mevsimselliğin bulaş riskinde rol oynadığının bir kez daha ortaya çıktı kaydedildi. Covid-19 pandemisinin ilk kışından bu yana bazı mevsimlerde artışlar yaşadığı ve bu artışlarla birlikte yeni varyantların ortaya çıktığı ifade edildi.
‘PANDEMİNİN İLK YILINDA BULAŞ RİSKİNİ EN ÇOK DAVRANIŞ DEĞİŞİKLİKLERİ ETKİLEDİ’
WMO tarafından hazırlanan rapora ilişkin değerlendirmelerini sunan Meteoroloji Mühendisleri Odası, şu açıklamalara yer verdi; “Kuzey Yarımküre’nin orta enlem ülkeleri Covid-19 pandemisinin ikinci kışına girerken, mevsimselliğin Covid-19 bulaşma riskinde oynadığı rol yeniden sahneye çıktı. Hepsi olmasa da ılıman bölge ülkelerinin çoğu 2020-2021 kışında önemli Covid-19 zirvelerini yaşadı. 2021 sonbahar aylarının sonlarında da aynı bölgelerin yine birçoğunda gerçekleşen vakalarda rahatsız edici bir artış oldu. Bu artış aynı zamanda, yeni Covid-19 varyantları hem ülkeler arasında hem de aynı ülkede bölgeler arasında değişen aşılama oranlarının arka planında meydana geldi. Bu durum, diğer faktörlerle birlikte düşünüldüğünde mevsim koşullarının ve hava değişkenliğinin riskte önemli bir rol oynayıp oynamadığı, Covid-19 hazırlık ve müdahalesinde mevsimsel hastalık kalıplarının dikkate alınması gereken bir aşamada olup olmadığımız sorusunu da gündeme getirdi.
WMO’nun Covid-19 pandemisinde Meteorolojik ve Hava Kalitesi Faktörleri ile ilgili Görev Ekibi ilk raporlarını Mart 2021 de yayınladı. Ocak 2021’in ortasından önce yayınlanan hakemli literatürü dikkate alan bu sentez, solunum yolu viral enfeksiyonlarının sıklıkla bir tür mevsimsellik sergilediği gibi iyi bilinen bir gerçeği vurguladı. Bununla birlikte rapor, solunum yolu viral enfeksiyonlarının mevsimselliğini yönlendiren altta yatan mekanizmaların henüz tam olarak anlaşılmadığını da ortaya koydu. Covid-19 pandemisinin ilk yılında bulaşma riski, mevsimselden faktörlerden daha çok davranış değişikliklerine bağlı oldu. İlerleyen zaman içinde, Covid-19 pandemisinin mevsimsel değişimi üzerine araştırmalar hızla ilerledi. Araştırma gruplarının mevsimsellik bulguları diğer kafa karıştırıcı değişkenlerden izole etmesi için gereken zaman ve öğrenme ile birlikte, mevsimsel olarak aracılık edilen risk modellerini sağlam bir şekilde gösteren bir dizi epidemiyolojik çalışmanın yapılması gerçekleştirilerek, daha uzun ve daha güvenilir bir Covid-19 veri kaydı oluşturuldu.”
‘COVİD-19’UN KIŞIN BULAŞMA RİSKİ DAHA YÜKSEK’
Yapılan araştırmalar sonucunda Covid-19’un bulaş riskinin mevsimsel olarak değişkenlik gösterdiğini aktarılarak şunlar kaydedildi; “Tamamlayıcı laboratuvar ve epidemiyolojik araştırmalar, virüsün çevresel duyarlılıklarını ve genel olarak mevcut mevsimsellik sonuçlarıyla da tutarlı olan gözlemlenen hastalık modellerini ortaya koymuştur. Bu çalışmalar, ılıman bölgelerde kışın bulaşma riskinin daha yüksek olduğuna işaret ediyor ve gerçekten de birçok orta enlem ülkesinde sonbahar ve kış aylarında ciddi enfeksiyon dalgaları yaşanıyor.
Bununla birlikte, 2021’in sıcak mevsimlerinde de birçok ülkede büyük Covid-19 bulaşma zirveleri gözlemlendi. Mevsimsellikten bağımsız olarak tehlikeli varyantlar ortaya çıktı. Örneğin, güney yarımkürede bahar mevsimi boyunca kaynağı Güney Afrika olduğu anlaşılan ve oldukça bulaşıcı olan Omicron varyantı gibi. Bu çalışmalar ile birlikte bulaşma üzerindeki mevsimsel etkilerin bilimsel kanıtları daha güçlü hale geldi. Ancak yılın herhangi bir zamanında önemli ve bazen baskın olan risk faktörleri halen ortaya çıkabilir.”
‘KÜLTÜREL VE İKLİMSEL ETKİLERİ DE GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURMAK GEREKİR’
Mevsime bağlı etkilerini ele alırken kültürel ve iklimsel etkilerin de göz önünde bulundurulmasına dikkat çekilerek şunlara yer verildi; “John Hopkins Üniversitesi’nden ve WMO Covid-19 Görev Ekibinin eş başkanı Ben Zaitchik ‘Meteoroloji ve sağlık hizmetleri için, Covid-19 mevsimselliğinin kanıtlarının, hastalığa hazırlık ve müdahale için potansiyel değeri vardır. Daha soğuk iklim bölgelerindeki soğuk mevsimlerde Covid-19 vaka sayıları ve vakaların ciddiyetindeki artışlara hazırlanmak gerekmektedir. Meteoroloji Servisleri bu mesajı iletmek ve sağlık kaynaklarının ve bilgilerinin dağıtımını planlamak için sağlık servisleri birlikte çalışabilir. Aynı zamanda, görev ekibimizin değerlendirmesi, mevsimsel kalıpların daha geniş risk profilleri bağlamında dikkate alınması gerektiği yönündedir. Herhangi bir zamanda yeni varyantların ortaya çıkma potansiyeli, mevsimsel etkinin davranışsal olarak aracılık etme olasılığı ve herhangi bir mevsimde yüksek pozitiflik oranlarının büyük bir risk oluşturduğu gerçeği göz önüne alındığında, ilgili yarım kürede yaz mevsiminin daha düşük bir risk dönemi olacağı varsayılamaz. Covid-19 risk azaltma politikalarının belirlenmesinde yerel ve küresel pozitiflik oranlarının durumunu, yeni varyantların varlığını, yerel aşılama oranlarını ve diğer tanımlanmayan iletim dinamikleriyle birlikte meteorolojik faktörler de birlikte değerlendirilmelidir.’ diyor.
Hiç şüphesiz, mevsimsel hassasiyetlerin kültürel ve iklimsel olarak etkili olabileceğini anlamak da önemlidir. Ilıman iklim bölgesinde nispeten daha soğuk bir mevsim koşulları, daha fazla açık hava etkinliğine ve daha fazla havalandırmaya olanak tanıyarak bulaşma riskini potansiyel olarak azaltabilirken, daha soğuk bir iklimde soğuk bir mevsim insanları kapalı mekanlara ve daha kötü havalandırılan alanlara itebilir ve riski arttırabilir veya başka bir örnek vermek gerekirse, 2020 Noel tatillerinden sonra gözlemlendiği gibi artan seyahat ve büyük toplantılarla ilişkili tatiller, bazı güney yarım küre ülkelerinde sıcak mevsimde gerçekleşse bile Covid-19 artışı için önemli riskler oluşturabilir.”

- Reklam -