“CORONA” GÜNLERİNDE OKUMAK

1
202

65 yaş ve üstüne sokağa çıkma kısıtlaması getirildiği ilk günlerde ne yapacağımı şaşırmış ve bir boşluğa düşmüştüm. Okul yoktu, öğrenci yoktu, sokağa çıkamıyordum.

İster istemez kendimi çok sevdiğim okumaya ve arkadaşlarımla telefonla da olsa iletişim kurmaya yönlendirdim. 2021 yılında 172 kitap okumuşum. Okuduklarımın 27 tanesi şiir, 43 tanesi öykü, 13 tanesi tiyatro eseri, 28 tanesi tarihle ilgili , geriye kalan 60 tanesi ise romandı.. Bunları nereden biliyorum diye soracak olursanız eski bir arşivci olarak her şeyi bilgisayarımda kayıt altında tutuyorum. Ne kadar kitap okumuşum, okuduğum kitap kaç sayfa gibi. Bir de ilkokul öğretmenim Behzat Ay’ın bize verdiği bir öğüdü tutarak kısa da olsa günlük tutmanın çok yararını gördüm.
2000 yılında alıp soluk soluğa okuduğum Aziz Nesin’in “Okuduğum Kitaplar” adlı eseri beni çok etkilemişti. Aziz Nesin adı geçen kitabında okuduğu kitaplardan notlar alarak ve kısa kısa değerlendirmeler yaparak bu kitabı oluşturmuştu. Ben de bu “Corona” günlerinde okuduğum kitaplardan beğendiğim kısımları günlük tutttuğum defterime notlar halinde yazdım. Yazımın sonuna bu notların bir kısmını ekleyeceğim.
Sokağa çıkma kısıtlamasını sağlıklı bir biçimde geçirmemi sağlayan bu okumalar oldu. Değişik konularda, 2021 yılında –yukarda da belirttiğim gibi- 172 kitap okudum ve halen okumaya devam ediyorum. Okuduğum kitapları zaman zaman “facebook”umda paylaştım. Bazı yazar arkadaşlarımla zaman zaman da telefonda kitaplar üzerine konuşarak bu zor günleri sağlıklı bir biçimde geçiriyorum.
Bugünleri yalnızca okuyarak değil, yaşamakta olan ortaokul, lise ve GEE (Gazi Eğitim Enstitüsü) İngilizce bölümündeki öğretmenlerimi telefonla arayarak, ya da yüz yüze görüşerek sağlık durumlarını öğrendim. Onlarla da güzel paylaşımlarda bulunarak kendilerine moral verdim. Hemen her okuduğum kitap beni etkiledi ama bu arada en çok etkileyen Vehbi Bardakçı’nın Mustafa Kemal Atatürk’ü anlattığı “Devrimin Ayak Sesleri” kitabı oldu. Mustafa Kemal üzerine onlarca belki yüzlerce kitap okudum ama bu kitap beni gerçekten çok etkiledi. Roman olarak kurgulanmış bu kitabı herkesin okumasını diliyorum.
Okuduğum kitaplardan aldığım notlar içinde en çok ilgimi çeken Mina Urgan’ın “Shakespeare ve Hamlet” kitabında geçen şu nottu: “Shakespeare’in başka kopyaları bulunmayan 55 el yazmasının, 18.Yüzyılın ikinci yarısında, eski oyunları toplayan John Warburton’un dikkatsizliği yüzünden, aşçısı Betsy Baker tarafından mutfakta kullanılarak yok edilmiştir.(s.78)” Bu el yazmaları içinde kim bilir ne kadar değerli bilgiler vardı. Aslında burada suçlu olan John Warburton’du bana göre. Aşçının hiçbir suçu yoktu. El yazmalarını ortada bırakırsa, elbette cahil ve okuması yazması olmayan biri onları ocağı yakmak için kullanacaktı.
Okuduğum kitaplardan derlediğim notları paylaşma zamanı geldi sanıyorum.
“Toplum uzun zaman gerginlik içerisinde yaşadığında, geniş çevrelerde deşarj olma ihtiyacı doğar.” Alexandr Abramoviç Anikst Dünya Sahnesinde Bir Dahi Shakespeare (s.312)
“Bu topraklarda aydın olmayı başarmak, hele ki büyük insan olmak kolayına bir iş değildi. Bunu başaran, sıradanlığı aşan, fırtınalara göğüs geren, Türkiye coğrafyasını insanlarıyla birlikte tanımak için çabalayan ve hep gerçekçi bir devrimci kalan Tonguç Baba’ya selam borcumuzdu.” Öner Yağcı Büyük Oğul Efsanesi (s.42)
“Tevrat!ı İbranice’den Latince’ye çeviren adam, bir kelimede büyük bir yanlışlık yapmış. İbranice’de ‘güneş ışını’ ile ‘boynuz’ kelimeleri birbirine çok benzermiş. Çevirmen iki kelimeyi karıştırarak ‘başında güneş ışınıyla yürüyen Musa’ yerine ‘başında boynuzlarla yürüyen Musa’ demiş. Bu yüzden Michelangelo Musa heykelini boynuzlu yapmıştır.” Zülfi Livaneli Edebiyat Mutluluktur (s.96) yine aynı kitabın 151.sayfasından bir alıntı: “Zeka, rüyaları olan büyük insanlara, kurnazlık ise köşe dönmeye çalışan küçük insanlara özgüdür.”
“İki yüzlülük çift taraflı kesen bir kılıca benzer. Bir tarafı aldattığı insanı keserken diğer tarafı kendini keser.” Cervantes Don Kişot (Bu sözün sayfa numarasını yazmayı unutmuşum.)
Sevgili öğretmenim Adnan Binyazar’ın çocukluk anılarından oluşan ve beni çok etkileyen “Masalını Yitiren Dev” kitabından iki alıntı : “Mutluluk yok diyenlere inanmayın, yeryüzünde acıma duygusunu yitirmemiş bir tek insan kalıncaya dek, mutlulukta var olacaktır.” (s.91) “Bir kitabı anlamaya kulak yetmiyor. Harfleri gözünüzle görmelisiniz. El kitaba değmeli, mürekkebinin kokusu alınmalı, yazılan gözün derinliklerine ulaşmalıdır. Yazar gibi okur da kitabın yaratıcısı olmalıdır.” (s.260)
Sabahattin Ali de unutulmamalı diye düşünüyorum. “İçimizdeki Şeytan”dan güzel bir alıntı: “İnsanların en zayıf tarafları, sormadan, araştırmadan, düşünmeden, kafalarını patlatmadan inanmak hususundaki eğilimleridir. Dünyadaki yalancı peygamberleri yetiştirmek ve beslemek için en iyi gübre bu bilmeden inanmak için çırpınan kalabalıktır.”(s.203)
“Corona” günlerinde böyle bir yol çizdim kendime ve bu yolda devam ediyorum. Okumak, Nermi Uygur’un da belirttiği gibi kitapları eskitseniz de her kitapta siz yenileniyorsunuz. Sağlıklı günlerde bol bol okumanız dileğiyle.

- Reklam -

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz