ÇOK ÖZLEM ÇEKEN İNSANLARDIR ÇOCUKLAR

0
138
- Reklam -

Yazımın başlığını Yaşar Kemal’den ödünç aldım. Yaşar Kemal 14 Eylül-26 Ekim 1975 tarihleri arasında, sokak çocukları ile yaptığı röportajları Cumhuriyet gazetesinde tefrika olarak yayımlar ve yayımlanan kitabına da “Neredesin Arkadaşım” adını koyar. Yaşar Kemal denilince, okurun aklına, hemen romancı Yaşar Kemal gelir. Bunda onun yazdığı romanlar aracılığıyla tanınmış olması etkendir. Halbuki Yaşar Kemal, ilk yıllarında röportajlarıyla uzun süre gündemde kalmıştır.
Yaptığı röportajlardan seçtiği yazılar yayımlanmıştır Cumhuriyet gazetesindeki bu tefrikasında. Kitabın ilk sayfasında bu durum şu yazıyla açıklanır: “Bu seçmede, Türkiye edebiyatının yaşayan efsanesi Yaşar Kemal’in, röportajın ne kadar çarpıcı bir edebi tür olduğunu gösteren metinlerine yer veriliyor. Usta yazar, 1970’lerde, sokak çocukları henüz toplumsal bir yara olmadan çok önce, sokaklarda yaşayan kimsesiz çocukların arasına girerek, onlarla o dünyayı birlikte yaşayarak röportajlar yapmıştı. 2013’te de 14 Eylül-26 Ekim 1975 tarihleri arasında Cumhuriyet gazetesindeki tefrikasına uygun şekilde, Ara Güler’in fotoğrafları ve Turhan Selçuk’un çizimleriyle Çocuklar İnsandır başlığıyla okurla buluşmuştu.”
Uzun süre öykü ve roman çalışmaları nedeniyle ara verdiği röportajlarına Yaşar Kemal, 1975 yılında yukarda andığım çalışmasıyla tekrar döner. 2014 yılında “Bağlaç” dergisinde, 1957 yılına kadar yaptığı röportajları konu olarak ele almıştım.
Kimler var bu röportajlarında ve nasıl bir kitaptı bu? Yine kitabın en başındaki yazıdan öğrenelim nasıl bir kitap olduğunu: “”Kundura boyacılarının, hamalların, yankesicilerin, hırsızların, berduş çocukların, katillerin, kaçakçıların, surların dibinde çamur içinde yaşayanların, yazın bile üşüyenlerin, çöplüklerde eşinenlerin, kendi gölgesinden bile korkanların ve gözü peklerin; müthiş bir yoksulluğun, itilmişliğin, ayna gibi parladığı, akıllardan silinmeyecek, hazin ve sarsıcı bir kitaptı bu.”
Onaltı ana başlıktan oluşuyor kitaptaki yazılar. Bunlar sırasıyla; “Zengin çocukları ütüyor, dönüp yurttaki fakir çocuklara dağıtıyordu.”, “Gençlik Parkında yepyeni bir dünya bulmuştu.”, “Nereden geliyordu, akşam hangi yöne gidiyordu…”, “Metin’e yemek ısmarladım, ‘Ben az yemeliyim, zaten çok az yemek yerim,’ dedi.”, “İnsanoğlu arkadaşlığın kıymetini bilmiş olsaydı, insanoğlu böyle eşek olur da birbirini yer miydi.”, “Ali yaşamını anlatmak istiyordu, ona göre hayatı bir film olurdu ki…”, “Metin tüm berduş çocuklar arasında bir efsane olmuştu.”, “ Şu koca denize bak, be Abi! Sanki onun umurunda mı fukara Ali.”, “Gerçekte Ali yarattığı masala inanmıyordu…”, “İnsanlar birbirini durmadan öldürseler yeselerdi bu kadar çok insan olur muydu?”, “Metin, Selim ve Ali hep bir demirdenmiş…”, “Selim, bir açlığını bir de üşüdüğünü biliyordu.”, “Öyle bir hırsız oluyor ki Selim, İstanbulda yok onun üstüne.”, “Nereden geldiğini bilmeyenler hep belalı yağmurlarda gelirler…”, “Bulunduğu yer son duraktı Muhterem Yoğuntaş için, tutunmak kök salmak istiyordu…”, “Acımasız bir çırak ticareti sürdürüyordu.”
Yaşar Kemal’in öykü ve romanlarında yaptığı röportajların izi olduğunu “Bağlaç” dergisindeki yazımda belirtmiştim. Bu röportajlarındaki yazılarda da bunu gözlemlemek mümkün. Ayrıca röportajın da edebi bir tür olduğunu Yaşar Kemal, 1950’lerde yaptığı röportajlarla kanıtlamıştı. O dönemde Cumhuriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni olan, ünlü yazar Cevat Fehmi Başkut da röportajlarını beğenerek okumuş ve Yaşar Kemal’i hep desteklemiştir. Yazdığı röportajların çoğu, dönemin DP Hükümeti tarafından tepki ile karşılanır. Röportaj Yazarlığında 60 Yıl kitabında o günleri şöyle anlatıyor Yaşar Kemal : “Bizde röportaj gelişemezdi. Bizim politikamız uzun yıllar gerçeğe varmak değil, gerçeği örtmek oldu. Ben doğudaki mağaralarda yaşayan insanları yazdığım zaman kıyametler koptu. Az daha gazeteden kovduruyordu beni o çağın hükümeti. Bereket versin ki Nadir Nadi’yle Cevat Fehmi dayattılar. (…) Cumhuriyetin başında Nadir Nadi gibi, Cevat Fehmi gibi anlayışlı, özgürlük yanlısı kişiler olmasaydı ben Cumhuriyette değil on iki yıl, on iki dakika kalamazdım.”(sayfa 9)
28 Şubat 2015 günü aramızdan ayrılan Yaşar Kemal’i, aramızdan ayrılışının yedinci yılında sevgi ve özlemle anıyorum. Işıklar içinde uyusun.

- Reklam -

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz