İnsanlar niyetleri ile ölçülür. Yani yaptığınız şeyin sonucu kötü bile olsa niyetinize bakılır! Masumiyet karinesinde bu vardır! Bunun ne kadar doğru olduğu da tartışma götürür, kimisi sonucun daha önemli olduğunu söyler!

Mesela, teröristin biri inandığı şeyin doğru ve insanlık için iyi olduğunu düşünüp onca insanı öldürebiliyor…
Belki kendince niyeti iyi, ama sonuç çok kötü!
Yani niyetimizle sonucun doğru orantılı olması gerekir!

Kendi inandığımız şeylerin iyi olduğuna karar verip, bunu başkaları için de uygulamaya kalkamayız!
Bu başkaları, ister ailemiz, çocuklarımız, ister yakınlarımız, ister hiç tanımadıklarımız olsun, başkaları işte…
Kısaca, ucu başkalarına değecek, zarar verecek hareketlerimize, söylemlerimize çok dikkat etmemiz gerekir!
Bugün öyle bir hale geldik ki, tamimiyle kutuplaşma, kırıcı, ötekileştirici, birbirinden nefret eden bir insan nesli haline büründük.
Bir insan kalp ameliyat oluyorsa eğer, o bir hastadır ve biz ona, “Suriyeli hasta”, “İstanbullu hasta” veya “Alman hasta”, “Kürt hasta” diyemeyiz! O kişi deva arayan bir hastadır nihayetinde.

Yahut fakir bir aile için, “Alevi fakir aile”, “Kürt fakir aile”, “Türk fakir aile”, “Arap fakir aile” dememiz ne kadar yersizdir!
İnsanları ayrıştırmadan önce kişilerin veya durumun niteliğine göre düşünmemiz ve davranmamız gerekir!
Ve anneler, sizlere çok görev düşmekte!

Lütfen bol bol okuyun, farklı düşünceden insanların kitaplarını okuyun! Önyargılarınızı atarak okuyun, hepsinin sonunda bilgi dağarcığınızda mutlaka doğruyu bulacaksınızdır!
Çünkü siz annelerin yetiştirdikleri çocuklar yarının dünya düzenini kuracaklar!
Onlar sizin yetiştirmenize göre mutlu olacak veya mutsuz olup mutsuz edecekler…
Hiç kimse bir başkasından zarar görmeyi, ölmeyi hak etmiyor! Buna sebep olmak istemezsiniz!
Ayrıca çocukları sevgiyle büyütmek görevimizdir.
Hayvanları, doğayı severek ve sevdirerek büyüttüğümüz çocuklar, inanın yarın çok güzel dünya inşa edecekler!

FACEBOOK YORUMLARI