Kategoriler: Yazarlar

Çizgiyi aşanı çizerler…

Saçma sapan bir laf ettiğin zaman ‘Bütün bu gördüklerinden sen bunu mu çıkardın?’ derler adama.

Sinemanın kuşkusuz en güzel kadını  Jean Seberg’in trajik biyografisini merkez alan SEBERG filminden, yazılı olmayan faşist kanunların evrensel olduğu, çıkarımımı manşete çektim. Filmi 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününde seyretmiş olmamın da etkisi var tabii ki bu tespitte. ABD’de siyahilere yapılan haksızlıklara ve eşitsizliklere karşı onların haklarını savunan bir parti olarak 1966’da Kaliforniya’da kurulan Kara Panter Partisi (Black Panther Party for Self-Defense) ni destekleyen ilk beyaz, üstelikte meşhur ve güzeller güzeli kadın oluşu yeni dalganın başkalaşan kadını Jean Seberg için sonun başlangıcı oldu.

Silahlı zenci grubuyla ilişkisi olduğu iddiasıyla yıllarca CIA ve FBI tarafından takip edildi. Her zaman tartışmalara açık kalmış ölümü Amerikan derin devletinin işidir. Nasıl KKB kominizmi yerdiğinden dolayı Albert Camus’u trafik kazasına kurban ettiyse, Jean Seberg’de, çok genç bir yaşta (40), Ağustos 1979’da intihar süsü verilerek katledildi. Yıllarca, Amerikan derin devletinin amentüsünü yazmış McCarthy’yi desteklemiş olan FBI ve ünlü şefi Hoover, McCarthy sonrasında solcu avı için yeni yollar buldu.

Özellikle 1956 ve 1957 yıllarında, Yüksek Mahkeme kişi haklarını koruyan bazı kararlar alınca, 1957’den 1970 yılına kadar, resmen sürdürülen ve “COINTELPRO” adı verilen bir program hayata geçirildi. Bu programın amacı, “komitelere çağrılamayacak ve normal yollarla suçlanamayacak olanları etkisizleştirmek” diye ifade ediliyordu. Bu çerçevede solculara, savaş karşıtlarına (özellikle Vietnam Savaşı sırasında) ve sivil haklar savunucularına karşı psikolojik bir savaş yürütülüyor, kuruluşlara ajanlar yerleştiriliyor, korku yaratılarak, hizipçilik desteklenerek veya dedikodular çıkartılarak hedeflerin yıpratılması yoluna gidiliyordu.

Adli merciler bu tür yıpratıcı davalarla bu oyuna alet ediliyordu. Nihayet zaman zaman şiddet kullanma yoluna da gidiliyordu ki, FBI’ın bu programının benzerleri, aynı dönemde birçok ülkede uygulanacaktı. Tanıdık geldi mi? Bizde ki faili meçhul’leri anımsadınız mı? “COINTELPRO” programının en büyük hedeflerinden birisi, Martin Luther King Jr. oldu. FBI kiliseleri ona karşı tehdit edecek, özel hayatını dinleyecek, karısıyla arasını açmaya çalışacak, intihara teşvik edecek, dostlarını ve destekçilerini korkutacaktı.

Filmin zamanında kuşkulandığım ama ayırdına varamadığım bulmacanın parçalarını nasıl bir araya getirdiğini görürsünüz.Hep ‘bir şeylerden bahsederken kendinden bahsedenlerle görüşmeyin’ derim…

Ama başkaldırım filmini seyrederken gel de gençliğinden bahsetme. Zamanın kendine ait bir ruhu vardır. O ruh sanattan siyasete, spordan adalete kadar her olayı, her olguyu şekillendirir; Bu Iowa’lı taşralı Amerikan kızı, kısacık ve fakat hızlı yaşanmış hayatıyla, bizim 68 kuşağı zamanının önemli ikonlarından oldu.

Fransız yeni dalga sinema akımının öncü filmlerinden Otto Preminger’in Bonjour Tristesse’i(Merhaba Hüzün1958)delikanlılığa geçiş eşik taşımdır. Sinema tarihinin en güzel kadınlarından biri olan Jean Seberg yeni dalganın yeniden tanımlamak istediği femme fatale figürünü tek filmde kesip, biçmeyi başarmıştır. Sinemada çok da fazla filmde yer almadan gönüllerde taht kurmuş Amerikalı oyuncudur. Ancak Amerika’dan ziyade Fransız filmlerinde rol almıştır. Jean Luc Godard’ın Breathless/Serseri Aşıklar(1960) filmiyle yeni dalga akımını yürütenler arasına girmeyi başardı.

Francois Truffaut tarafından yazılan ve Jean Paul Belmondo’yla oynadığı bu film Seberg’in akıllara kazınmasını sağlayan rol oldu. Kısacık saçlarıyla, ki o zamanlar kadınların saçları daha çeneye düşmemişti, yeni akımın ilahına dönüşüverdi.

Öyle ki Fransız kadını imajı onunla özdeş kaldı aklımızda. Seberg’i anlamak için ara bilgilendirme yapayım; Yeni Dalga ( la Nouvelle Vague) bilgilendirmesi yapayım; 50’ler sonları ve 60’larda, kısmen İtalyan Yeni Gerçekçilik akımından etkilenen bir grup Fransız film yapımcısı için eleştirmenler tarafından kullanılan bir terimdir.

Yeni Dalga hiçbir zaman örgütlü bir hareket haline gelmedi ama Yeni Dalga akımını benimseyen film yapımcıları kendilerinden emin bir biçimde klasik film formunu reddetmeleri ve tabuları yıkma cesaretleriyle bilinirler. Bu akım yönetmenlerinin birçoğu dönemin çehresini değiştiren toplumsal ve siyasi değişimlere filmlerinde yer vermiş; kurgu, görsel biçim ve sinematografik anlatımlarındaki farklılıklarla muhafazakar paradigmadan kesin bir kopuş sergilemişlerdir.

Yeni Dalga yönetmenleri film eleştirmenliğinden gelmektedir. Her film yeni bir roman gibi tüm uylaşımlardan bağımsız bir şekilde oluşturulur. Her film ayrı bir sanat manifestosu, ayrı bir sinema kuramı gibi oluşturulmuştur.Bu akımın başlıca öncüleri arasında yer alan François Truffaut, Jean-Luc Godard, Éric Rohmer, Claude Chabrol ve Jacques Rivette Fransa’nın ünlü sinema dergisi Cahiers du cinéma’ya film eleştirileri yazarak sinemaya başlamışlardır. Grubun kurucularından olan sinema kuramcısı André Bazin Yeni Dalga hareketini etkileyen başlıca kaynaklardan biri olmuştur.

Nouvelle Vague’ın bilinen aktörleri ve aktrisleri Jean-Paul Belmondo, Jean-Pierre Léaud, Anna Karina, Jeanne Moreau, Claude Jade, Jean Seberg, Bernadette Lafont. Onlar ve diğerleri düşünsel platformda başkaldırırken,

Jean Seberg Fransa’da ‘68 Baharı’ havasını soluyarak yaşadığı ve içselleştirdiği başkaldırıyı, çizgi dışına kayarak hayata geçirdi. Eylemci kadını sistem cezalandırmakta gecikmedi. Nietzche’nin öğütlediği gibi ‘sürüde kalıp, sürü değerleri için kendininkilerden ödün vermedi’.

Jean Seberg’i oynayan Kristen Stewart başarılı ancak 60’ların gözleriyle konuşan cool kadınının,insanın içine işleyen, masum görünüşe gömülü dramatik hüzünlü şeytansılığını tam yansıtamıyor. Sonuç olarak bu kurgusal dokunuşlardan beslenen biyografi, baskıcı sistemlerin kendinden olmayanlara karşı (yıldız statüsünde de olsalar) ne türden zulümlere soyunduğunu gösteren filmi mutlaka seyredin.

Ünal Özüak

Paylaş
Yayınlanma Tarihi
Ünal Özüak
Etiketler: Fransız

Son Haberler

Şile’de köpek çalan iki sanığa 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası

Nurcan KIRCALI / İSTANBUL, (DHA) - ŞİLE'de 2019 yılında 6 köpeğin çalınmasına ilişkin açılan davada…

11 saniye önce

Fenerbahçe Öznur Kablo, FIBA EuroLeague’de üçüncü oldu

Sopron Basket - Fenerbahçe Öznur Kablo: 58-64 İSTANBUL, (DHA) SALON: Volkswagen Arena HAKEMLER: Andrada Csender…

10 dakika önce

TOFAŞ – Darüşşafaka Tekfen: 101-89

Gürkan DURAL/BURSA,(DHA) -  SALON: Nilüfer TOFAŞ Spor Salonu HAKEMLER: Erşan Kartal, Semih Vural, Polat Parlak…

10 dakika önce

İftar sofrasında eski eşini bıçaklayan şüpheli tutuklandı

Oğuzhan KILIÇ/ KÜTAHYA, (DHA)- KÜTAHYA’da bir süre önce boşandığı, uzaklaştırma kararı aldıran Hanım Ç.’yi işlettiği lokantadaki iftar…

10 dakika önce

Sivasspor Teknik Direktörü Rıza Çalımbay: Takımıma güveniyorum

SİVAS, (DHA)- Demir Grup Sivasspor Teknik Direktörü Rıza Çalımbay, Beşiktaş maçı ile ilgili, "Beşiktaş çok…

20 dakika önce

Köye yabancı girişi yasaklandı, vaka sıfırlandı

Burak GEZEN-Cemhan ŞEN/YENİCE (Çanakkale), (DHA)- ÇANAKKALE’nin Yenice ilçesine bağlı Gümüşler köyü girişine, muhtarlığın aldığı kararla,…

20 dakika önce