Cinel:”Sepsis tedavi edilmezse ölüme yol açar”

0
75

Özgür ALTIN/ANKARA

Global tıbbi ürünler şirketi Baxter, düzenlediği bilgilendirme toplantısı ile Dünya Sepsis Günü’ ne destek verdi. Dünya Sepsis Günü öncesinde düzenlenen bilgilendirme toplantısı Ankara’da Türk Yoğun Bakım Derneği Başkanı Prof. Dr. İsmail Cinel sözcülüğünde gerçekleşti.

Toplantıda konuşan Prof. Dr. İsmail Cinel, sepsisin, enfeksiyona karşı vücudun verdiği regülasyonu bozuk (disregüle) yanıta organ disfonksiyonlarının eşlik etmesi ile ortaya çıktığını söyledi. ”Sepsis,  özellikle erken tanınıp tedavi edilmezse septik şok ve ölüme yol açar. Dünyada her yıl 47-50 milyon civarında sepsis vakası görülmekte ve bu vakaların yaklaşık 11 milyondan fazlası hayatını kaybetmektedir. Covid-19 nedeniyle yaşanan kayıpların çoğunluğunun, enfeksiyonu şiddetli geçirenlerde gözlenen sepsisten kaynaklanmaktadır.” dedi.

Yıllardır EPSİS ile mücadele konusunda çalışmalar gerçekleştirdiğini ifade eden Cinel; “Yaklaşık iki buçuk yıldır Türk Yoğun Bakım Derneği Başkanlığı görevini yürütüyorum. Aynı zamanda birkaç dalda uzmanlığım var. Anesteziyoloji ve Reanimasyon uzmanıyım. Bunun yanında yoğun bakım uzmanıyım. Ayrıca Farmakoloji doktoramda mevcut. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesiyim.” Şeklinde konuştu.

‘DÜNYA İÇİÇE GEÇMİŞ ELEKTRONİK BİR KÖY’

Tüm dünyada yaşanan pandeminin herkesi etkilediğini bununda nedeninin dünyanın artık globalleşmesinden dolayı olduğunu belirten Cinel yan komşunuzda olan vaka sizde de yaşanacaktır vurgusu yaptı. Cinel: “ Şuanda tüm dünya bir pandemi süreci yaşıyor. Pandemi sürecinde  herhangi bir yerin dünya iç içe geçmiş bir elektronik anlamda da köy olarak düşünürseniz sizin kapı komşunuzun yaşadığı ağır salgını sizin kendinizde yaşamamanız çok çok zor. Hemen hemen imkansız tüm dünyada bir dipte sonlanacak bu pandemi ama ne zaman sonlanacağını şuan için bir öngörüde bulunmam zor duruyor.” dedi.

Mikrop ve virüslerin attığı her yumruğun dirençsiz vücutlarda Sepsis’e dönüşebileceğini aktaran Cinel sözlerine şöyle devam etti; “ Bu şartlarda mikroplar var yaşantımızda, bu mikroplar çeşit çeşit. Bunlardan bir tanesinin grubu virüs sizin çok bildiğiniz diğer bir grup örneğin bakteriler. Diğeri de mantarlar bunların hepsi birer mikrop. Bu mikropların attığı bir yumruk ile tetiklediği olaylar dizisi ile Sepsis karşımıza çıkıyor. Şuanda pandemi sürecinde de Covid-19 hastalığını şiddetli geçirenler çok ciddi geçirenler organ fonksiyonları ile birlikte yoğun bakıma düşenler tamamen bir sepsis hastası.”

13 Eylül Dünya Sepsis Günü için yapılan toplantı ve çalışmaların bu pandemi konusunda da farkındalık yaratacağını ifade eden Cinel; “ 13 Eylül Dünya Sepsis Günü neden önemli farkındalıkların artması için önemli. Normalde birinci sırada gelen korunma yöntemi el hijyeni tüm mikrolara karşı. Ama bu pandeminin bir özelliği var el hijyeninin yanında solunum yolu ile damlacık yoluyla bulaşan bir mikrop söz konusu, bir virüs söz konusu. O zaman damlacık yolu ile bulaşmaması açısından bir maske ile korunmanın önemi inanılmaz. Ama sadece maske değil, fizik olarakta bir mesafe koruyabiliyorsanız o da sizin korunmanıza yardımcı oluyor. Virüs yükünü miktarını daha az almanıza yol açıyor. O zaman üçünü bir arada bu pandeminin özelliğinden dolayı özellikle fizik ve bunun yanında, sosyal izolasyonu gerçekleştirebilirsek jetonlarımız düşer, şuanda çünkü toplantının sonuna doğru söyleyeceğim, gerçekten şok tedbirlere ihtiyacımız var.  Bunları yapabilirsek biz bu zirve dönemlerini önleriz.” dedi.

‘COVİD-19 ŞİDDETLİ FORMLU BİR VİRAL SEPSİSTİR’

Cinel Covid-19 hastalığının aslında şiddetli bir viral sepsis olduğunu ifade etti. Cinel: “ Şimdi dünyada, Dünya Sağlık Örgütü ile birlikte çalışan Global Sepsis  Alliance denilen bir gönüllüler topluluğu gibi bir birlik var. Bunların öncülüğünde Sepsis farkındalığı 13 Eylül vasıtası ile tüm dünyada yerleştirilmeye çalışılıyor. Gerçekten Covid-19 şiddetli formlu bir Viral Sepssis’tir sonuçta. Görüyorsunuz hastaların öksürdüğünü yan tarafta da bunlar Sepsis hastası herhangi bir mikropla karşı karşıya gelmiş bunları yenemeyen bir grup. Bu Sarscov 2

virüsü bir viral enfeksiyona yol açıyor. Basit grip gibi geçirilen viral enfeksiyonları düşünün bu da öyle gerçekten ve büyük çoğunluğu asemptomatik hiçbir belirtisiz bu hastalığı geçiriyor. Fakat burada kritik nokta bu semptomsuz geçirenlerin bulaştırma riskleri haberi yok çünkü o an grip olduğundan çok ciddi bir şekilde bulaştırıyor bu hastalığı. Şidetli Covid-19  dediğiniz anda organ disfonksiyonları fonksiyon bozuklukları artık eşlik ediyor demektir.” dedi.

Virüsün bağışıklık sistemini darmadağın ettiğini vurgulayan Cinel sözlerine şöyle devam etti; “ Yoğun bakım süreçlerinde ikincil enfeksiyonlar üste binebiliyor. Bu ne demek sizi düşkün bulurlarsa bağışıklık sistemi açısından ki bu virüs bağışıklık sistemini darmadağın yapıyor, harap ediyor. Özellikle T lenfositler üzerinden bağışıklık sisteminin disfonksiyonuna yol açıyor. Sayı olarakta azalıyor T Lenfositler fonksiyon olarakta azalıyor. Bir hücre grubundan bahsediyorum bağışıklıkta bizi koruyan bunun hem sayı düşünün asker gücünüz olarak, hem de sağlam asker yerine ateşi 40 derece olan yürümeye mecali kalmamış olan askerin fazlalaştığını düşünün. Örnek böyle bir durumda enfeksiyonlar vücudumuzda biliyorsunuz mikroplarla içiçe yaşıyoruz zaten ama belli bir dengemiz var. Bağırsaklarımız mikrop yuvası sonuçta ama belli bariyerlerimiz var, o mikroplar bizi kötü yönde etkilemiyor. Hatta faydaları dahi olanları var. Ama öyle bir şey geliyor ki bu bağışıklık sistemi yere düştüğü zaman aradaki bariyerler kırıldığı anda, bu mikroplar normalde bir gücünde olan mikrop bile bir milyon gücünde öldürebilme, enfeksiyon yapabilme, sepsis yapabilme potansiyeline sahip olabiliyorlar.”

Bu Sepsis türlerinin yeni bir hastalık olduğuna vurgu yapan Cinel sözlerine şöyle devam etti; Yeni bir mikrop  türü sonuçta bu Sarscov 2 ve onunla biz yoğun bakımlarda mücadele ederken kolay değil sepsis yani; organ disfonksiyonları da yanında biz iyatrojenik hasarlara da yol açabiliyoruz. Hekimler bilerek yanlış yapmazlar asla ama paniklediği anlar vardır. Doğal olarak paniklersiniz hastanın durumu kötüye gidiyordur çünkü, paniklediğiniz anlarda bu hastalığa karşı yapılmaması gerekenleri yapabilirsiniz. Bu sizin tetiklediğiniz, sizin yol açtığınız bir hasar olabilir. Basit bir örnek vereyim bunu bilin diye söylüyorum.  Bu mikrop nedeni ile başlangıç ve ilk hedef neresi akciğerler. O yüzden solunum zorluğu ile ateşle birlikte yani akciğer enfeksiyonu ile başlıyor sonra fonksiyon kaybı ile ilerliyor olay. Böyle bir hastada yoğun bakımda özellikle bir de solunum desteği cihazlarına ihtiyaç duyduğunda buna eşlik eden bir kan basıncı düşüklüğünde çok fazla sıvı verirseniz tansiyon yükselsin diye o sıvı dengesi çok hassastır, fazla sıvı olayı kısır döngüye sokabilir ve fazla sıvı akciğerleri hafif hafif şişirmeye başlar fonksiyonların daha fazla bozulmasına yol açabilir.”

‘SEPSİSİ ÖNLEMEK ELLERİNİDE’

Geçtiğimiz yıl Süper Lig maçlarında Sepsis’e dikkat çekmek için bir slogan geliştirdiklerini ifade eden Cinel; “ Sepsisin ayak izleri bu pandemi de her yerde 13 Eylül vasıtası ile bunu söylemek isterim. Bir etkinlikten söz edeceğim bu sene sosyal ve fiziksel mesafe önemli diye bunları gerçekleştirmedik. Ama tam bu pandemi öncesi geçen sene 13 Eylül’de ‘Sepsis’i Önlemek Ellerinizde Yoğun Bakım Hayat Kurtarır’ felsefe bu, yoğun bakıma girenlerin hayatı kaybolacak, kötüye gidecek diye bir şey yok. Yoğun bakım hayat kurtarma  işine yarar aslında doğru belli bir oranda da çok ağır hastalarımızı kaybedebiliriz. ‘Sepsisi Önlemek Ellerinizde’ diye bütün maçlarda biz bunu geçen sene gerçekleştirmeyi başarmıştık.” Şeklinde ifade etti.

Topluma karşı sorumluluklarının olduklarını ifade eden Cinel sözlerine şöyle devam etti; “ Bizim bir sorumluluğumuz var. Biz her an pandemi çıkacakmış gibi bu sorumluklarımızı iletmeye çalışıyoruz. Yıllardır bunu yapıyoruz. ”

Küçük bir mikrobun Sepsis’in başlangıcı olabileceğini vurgulayan Cinel her gün en az bir saat yürüyüş yapılması gerektiğini vurguladı. Cinel: “Bir mikrop küçük bir yumruk attığında size sataşmış oluyor. Domino taşları gibi eğer altyapınız buna müsaitse, nedir altyapı? Genetik yapınız, yandaş hastalıklarınız o andaki fonksiyonel rezervleriniz içiniz çürümemiş ise yaşıyorsunuz. Birisi 90 kilo, birisi 70 kilo o zayıf olan daha fit görünebilir. Ama 70 kilonun içi çürümüş, 90 kilonun içi çürümemiş olabilir. O yüzden her gün 45 dakika, 1 saat yürüyüş yapın. Bu sizin bütün fonksiyonlarınızı özellikle damar duvarında ki endotel fonksiyonlarınızı koruyacak en önemli etkendir. Düzenli uyuyun bağışıklık sistemini güçlü tutun ve yürüyün. Sonuç böyle ise fonksiyonlarınızda daha iyi ise böyle bir göğüs göğse savaşa mikropla girdiğiniz zaman sepsis böyle bir şey daha güçlü olacaksınız.” dedi.

‘ŞOK TEDBİRLERİN ALINMASI LAZIM’

Pandemiye karşı şok tedbirlerin alınması gerektiğini vurgulayan Cinel, Mart ayında İstanbul’da yaşananları aktardı. Cinel: “ Mart, Nisan ve Mayıs’ta Çin’in Wuhan’ı varsa, Türkiye’nin İstanbul’u vardı. Çok ağırdı durum 19 Nisan’da bin 920 hasta oldu yoğun bakımlarda. Veridir ezbere söyleyebilirim size o bin 920 hastanın yüzde 90’ı İstanbul’da idi. Tamam İstanbul’a herkes fiks oldu, bardağın dolu tarafını da göstermeye çalıştık morali de yüksek tutmak lazım, bağışıklığı da ama uyarıları da yaptık. Artı kısıtlamalar destek attı, o kısıtlılıklar sonrası pandeminin içinde zirveden aşağıya geldik. Yukarı giderken nerede duracağı bunun belli değil. Nerde duracağını bilmezseniz elinizde 4 bin, 5 bin  yatak var diyelim bu onun iki katına geçtiği anda işte dramatik tablo olur. Hastayı yoğun bakım yatağına ulaştıramadan hastane önünde solunum  yetersizliğinden ölürse bu hastam bu kötü bir şeydir. Bu İtalyanların başına geldi örneğin. Bunları kontrol altına aldın aynı arabayla yokuşu çıktınız aşağı iniyorsanız daha rahat gider araba, tabi sıfıra doğru gitmesi daha iyi yeni hasta anlamında. Şuanda ne durumdayız yeni hasta sayısı ile iyileşenlere bakıyoruz, ne oluyor bir havuz var yeni hasta sayısı her gün daha fazla geliyor. İyileşene oranla bu iyi bir şey değil. Bunun tam tersine olması bizi rahatlatabilir. Şuanda rahat değiliz. Peki ne oldu? Ne oldu dersek? Farkındalığı başaramadık, algı ‘yendik, bitiyor’ gibi oldu. Sonra kısıtlılıklar gevşedi. Mecbur gevşeyecek. Kritik nokta, gevşeme olduğunda yeni normale uyum olmalı. Sorun, yeni normalin anlaşılamamasıdır. İnanılmaz, toplu merasimler, düğünler oldu, yaz tatili de gelince Anadolu’ya insanlar gidince rakamlar arttı. Vatandaşların korkmalarını istiyorum. Çünkü, maske taksa dahi sosyal mesafeye dikkat etmediği için, sosyal yaşamını eskisi gibi sürdürmeye devam ettiği için kapıyoruz bu hastalığı. Şu an korku dönemini yaşaması gerekiyor vatandaşların. Şok tedbirler alınması lazım. Nedir bu dersek, 2-3 hafta sokağa çıkma yasağı getirilmeli. Böyle tedbirlerle yukarı seyri aşağı döndürmemiz lazım. Toplumdaki yeni normal olan fiziksel ve sosyal izolasyondur.” dedi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz