Çin’den teknoloji hamlesi

0
63

Bütün dünyanın gözü Amerikan seçimlerinde, herkes Biden’mı kazanacak yoksa Trump’mı sorusunun yanıtını bekliyor, lakin her kim kazanırsa kazansın aslında pek de önemli değil, bana göre asıl cevaplanması gereken ve hepimizi ilgilendiren soru ABD ile ÇİN arasındaki yarışı kim kazanacak olmalıdır.

Bu yarış dünya güç dengelerini değiştirebilecek, taşları yerinden oynatabilecek, küresel sistemi sil baştan kurabilecek bütün dünya için yaşamsal önem taşıyan bir yarıştır.

I. Dünya savaşından sonra güçlenen ve II. Dünya savaşından sonra ekonomik, teknolojik, siyasi ve askeri hegemonyasını kuran Amerika Birleşik Devletleri için soğuk savaş yıllarında rakip SSCB idi. SSCB ve komünist düzen her ne kadar Amerika için askeri ve teknolojik bir rakip olsa dahi küresel ekonomik düzende ciddi bir rakip değildi. Dünya siyasi ve ekonomik manada adeta iki parçaya bölünmüştü ve her oyuncu maça kendi sahasında çıkıyor, bir anlamda kendi liginde oynuyordu.

SSCB ve Doğu Bloku çöktükten sonra Amerika ve kapitalist sistem hızla bu diğer ligi de işgal etti. Tarihin sonu dendi ve bir çok insan tarafından kapitalist sistemin komünist sisteme galebe çaldığı, Amerikan düzeninin nihai zaferini kazanarak küreselleşmenin efendisi olduğu ilan edildi.

Doğu Bloku’nun çöktüğü zamanlardan bu güne yaklaşık 30 yıl geçti, son zamanlarda Amerika önderliğindeki Batı Dünyası telaşla işlerin hiç de yolunda gitmediğinden, küreselleşmenin Amerika ve Avrupa’ya zarar verdiğinden, Çin ve diğer Asya Pasifik ülkelerinin hızla güçlenmekte, zenginleşmekte olduğundan dem vurmaktalar.

Bir önceki Amerikan Başkanlık seçimlerinde Trump bu konuyu gündeme getirerek Çin tehdidine dikkat çekmiş, “America great again” sloganına sarılmış, Amerika’yı yeniden büyük ve zengin yapmayı vadetmişti. Başkanlık dönemi boyunca Trump Çin ile ticaret savaşlarını başlatmış ve Çin’e yönelik yaptırımlar ile Amerika ve Çin arasındaki, Amerika aleyhine açık veren ticareti dengelemeye çalışmıştı.

Çin ise son derecede akıllıca hamleler ile Trump yönetimine cevap vermiş, tuhaf bir şekilde komünist bir sistem kapitalizmin ütopyası olan küreselleşmeyi ve serbest ticareti savunur olmuştu.

Çin elbette Amerika’ya sadece hukuki, diplomatik ve ticari olarak yanıt vermiyor bir taraftan da teknoloji yarışında Amerika ve Amerikan şirketlerine olan bağımlılığını azaltacak adımlar da atıyor.

Bu kapsamda teknolojik olarak kendi kendine yetmeyi hedefleyen Çin, ülke genelinde bulut bilişim, büyük veri, yazılım, yapay zeka, 5G, çip imalatı, sanayi interneti gibi alanlarda büyük bir yatırım hamlesi içine girmiş bulunuyor.

Dünya Gazetesinden Evrim Küçük’ün haberine göre Çin’in 14’üncü Beş Yıllık Kalkınma Planı çerçevesinde bilimsel araştırma ve kritik teknolojilere daha fazla kaynak ayıracağı açıklanmış bulunuyor. Çip, yarı iletken, yazılım, hassas makineler, ince kimyasallar, gelişmiş robot, yeni malzemeler, havacılık teknolojisinde Çin’in dışa bağımlılığına son vermesi hedefleniyor.

Bilim ve teknoloji açılarından kendi kendine yetmeyi hedefleyen Çin’in, GSYH içindeki Ar-Ge payını 2020’deki yüzde 2,5’ten (350-400 milyar ABD Doları) 2025’te yaklaşık yüzde 3’e (600-650 milyar dolar) çıkarması bekleniyor.

ABD Başkanı Donald Trump, Çin’e karşı ülkesinin çip teknolojisindeki güçlü konumunu kullanırken, Çin’in stratejik açıdan önemli bu alanda ABD’ye bağımlı olduğunu biliyordu. Bu sektörde Trump’ın, Çinli şirketlerin son teknoloji çiplere erişmesini önlemek için her türlü çabayı göstermesi dikkatleri çekmişti.

ABD’de Trump yönetiminin Çinli Huawei şirketinin Amerikan yazılım ve teknolojisinin kullanılması sonucu üretilen yarı iletken çipleri almasının önüne geçecek bir düzenlemeye imza atmasının ardından Çin de yabancı ülkelere ve özellikle de ABD’ye, bağımlı kalmamak için kendi çip endüstrisini güçlendirme çalışmalarına da başlamış bulunuyor.

Önümüzdeki yıllarda Çin ve Amerikan teknolojileri korkunç bir yarışa girecek, bu yarışın kazananı doğal olarak ekonomik ve askeri hegemonyasını koruyacak ya da kuracak.

300 yıllık ezberlerimizin bozulacağı, toplumsal evrimin hızlanacağı, son derecede ilginç zamanlara giriyoruz demedik demeyin…