Ankara’nın en aktif derneklerinden biri olan Çiğdemim Derneği 23 yıldır mahalle sakinlerinin yaşam kalitesini yükseltmek adına faaliyetlerini gönüllülük esasıyla yürütmeye devam ediyor.Mahalle sakinleriyle birlikte yapılan çalışmalarda bir toplumsal sorumluluk bilinci geliştirmeye özen gösteriyor.

Çiğdemim Derneği

Mahalle kültürümüz yok olmayla karşı karşıya. Yok olmanın önüne geçebilmek için hepimizin taşın altına elimizi sokmamız gerekiyor. Çiğdemim Derneği mahalle kültürünün yok olmaması adına sorumluluk alarak 23 yıldır etkinliklerine dur durak bilmeden devam ediyor.

Yaptığı çalışmalarla mahallelinin kaynaşmasını ve toplumsal sorumluluk kazanılmasını amaçlayan dernek gerçekleştirdikleri faaliyetlerle örnek olmaya devam ediyor. Dernek 2019 yılıyla birlikte de etkinliklerine kaldığı yerden devam ediyor. Derneğin bu yıl gerçekleştirdiği faaliyetlere bakacak olursak:

BAROK VE KLASİK DÖNEM MÜZİK SANATI

Çiğdemim Derneği “Barok ve Klasik Dönem Müzik Sanatı” dönemlerini ele alan müzik söyleşi düzenledi. Prof. Dr. Belir Tecimer o döneme ait bilgileri anlattı. Hasan Alemlioğlu’da söyleşide o döneme ait eserleri yan flüt ile dinleyenlere sergiledi.

Tecimer, görkem ve şatafatı ile tanınan Barok Dönemi’nin müziklerinin üretim amacı saraydaki soyluları eğlendirmek olduğunu söyledi. Barok Dönemi’nin en ünlü bestecilerinden J. Sebastian Bach’ın ölümüne kadar yaklaşık olarak 150 yıl süren dönem yerini Klasik döneme bırakmıştır. Klasik dönem Barok Dönemi’nin aksine daha sade ve yalın olduğunu söyleyen Tecimer Aydınlanma felsefesinden etkilenen bu dönemin en önemli bestecilerini Joseph Haydn, W. Amadeus Mozart ve Ludwig Beethoven olarak saydı. Piyano sonatları, konçertolar, senfonik eserler ile bu üç bestecinin kendilerinden sonraki dönemlere ışık tuttuklarını bildiren Belir Tecimer Beethoven’ın 9.Senfonisini kayıttan dinletti.

Barok Dönemi

Barok müziği, Rönesans’ın durgun ve duygulu anlatımına karşıt bir stille ortaya çıkmıştır. Müzisyenler bu dönemde, Kiliseyle birlikte güçlü ve varlıklı Saray için de çalışmışlardır. Özellikle erken Barok dönemde aristokratlar, iş verdikleri bestecilere, hizmetlileri gibi davranmışlardır. Görkem ve Şatafata önem verilmiştir.

Klasik Dönem

Klasik dönem, İtalya’da başlamıştır. Yunan ve Roma uygarlıklarının sanat anlayışlarının benimsendiği bu dönemde, Amerikan ve Fransız Devrimleri, Aydınlanma ve Sanayi Devrimi gibi, bir dizi sosyal ve siyasi dönüşüm yaşanmıştır. Bu dönemde müzik, simetri ve denge üzerine kurulmuş, Barok’a inat bir sadeliğe, duru ve zarif bir anlatıma kavuşmuştur.

Barok ve Klasik dönemlerde müziğin ülkeler arasındaki etkileşiminden bahseden Tecimer, Osmanlı Devleti döneminde ki Mehter müziğinin batı devletlerinde beğenildiğine dikkat çekti. Mehter müziğinin etkileri başta Mozart’ın Türk Marşı örneğinde olduğu gibi diğer o dönem sanatçılarında da görüldüğünü söyledi.

Batıda ki müzik tarzını benimsemiş olan ilk Türk bandosu olan Müzikai Hümayun Cumhuriyet’in kurulmasından sonra Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası olarak çalışmalarına devam etmiştir. İtalyan müzisyen Giuseppe Donizetti’nin Türkiye’ye davet edilmesinden sonra orkestranın şefliğine getirilmiştir. Donizetti, Müzikai Hümayun’un gelişmesinde en büyük katkıyı sağlamış kişi olmuştur.

Etkinlik sonunda konuklara teşekkür belgesi ve çiçek verildi ve katılımcılarla hatıra fotoğrafı çekildi.

ÇİĞDEMİM DERNEĞİ ÇERÇÖP ÇORBACILARI DİNLEDİ

Tüketim çılgınlığı ve israfa karşı bir şeyler yapmak isteyen gönüllü gençlerin başlattığı Çerçöp Çorbacılar Hareketi ekibinden Saliha Acarlı, pazardan topladıkları yiyeceklerle çorba pişirip herkese ücretsiz dağıttıklarını bildirdi.

ÇERÇÖP ÇORBACILARI

ÇERÇÖP’ÜN AMACI NEDİR?

2014 yılından itibaren çabalayan Çerçöp çorbacılarının amacı gıda israfını önlemek ve bu konuda insanlarda bir farkındalık yaratmak olduğunu söyleyen Saliha Acarlı gönüllü katılanlar ile birlikte cumartesi günü akşam saatlerinde Sıhhiye ve Ayrancı civarında kurulan pazarlarda çöp olmaktan kurtardıkları yiyecekleri topladıklarını ve onlara yardımcı olan market ve fırınlardan ekmek alarak Kızılay’da bulunan bir kafenin deposunda sakladıklarını söyledi. Acarlı Pazar günü ise toplanılanlar ile çorba yapıp Kızılay’daki Yüksel caddesinde acıkmış olan herkese ücretsiz dağıttıklarını söyledi.

ÇERÇÖP ÇORBASINA NEDEN GEREK VAR?

ÇERÇÖP çorbasına neden gerek olduğunu Saliha Acarlı TÜİK’in verilerine dayanarak şöyle ifade etti. “Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, halen 600 bin kişi Türkiye’de açlık sınırında yaşarken, günlük 5 milyon ekmek çöpe atılıyor. Türkiye’de israf edilen ekmek miktarı, 4 milyon 495 bin 404 nüfuslu Hırvatistan, 4 milyon 300 bin nüfuslu Gürcistan ve 3 milyon 596 bin nüfuslu Moldova’dan daha yüksek. “Otellerde üç tabak yemekten ikisi çöpe atılıyor.” Böyle gerçeklikler varken, hala SATIN ALARAK ve daha çok TÜKETEREK gerçekten birilerine YARDIM edebileceğinize inanıyor musunuz? FAO’ya göre yenilebilir gıdanın atılması sonucunda toplam zarar 750 Milyar Dolar. Herkesin büyük paralar harcayıp, ihtiyaç sahiplerine büyük yardımlar yapmasını, tüm dünyayı açlıktan ve susuzluktan kurtarmasını, mucizeleri beklemiyoruz. Herkesin kendi tabağından sorumlu olduğunu, atılan her yenilebilir yiyeceğin sanılandan çok büyük değişimler yaratacağını biliyoruz. Toplanabilen her yenilebilir yiyeceğin toplumdan herkesin parçası olabileceği, katılabileceği bir etkinlikle, düzenli olarak paylaşılmasını amaçlıyoruz. Bir hayvanın canının bedava olabileceğini ya da bir hayvanın insanların doyması için araç olabileceğini düşünmüyoruz. Temiz, ahlaklı, kimsenin canını acıtmayan, zararsız; “küçümsenmiş” sebzelerin gücüne inanıyoruz. Çünkü herkese yetecek kadar tarım ürünü elde etmek gerçekten mümkün.”

NEDEN ÇERÇÖP İSMİ?

Saliha Acarlı topladıkları yiyeceklerin “çer- çöp” olarak tanımlandığı halde yenilebilir ürünler olduğuna dikkat çekmek amacıyla Çerçöp ismini kullandıklarını söyledi.

Saliha Acarlı sözlerine son verirken ÇERÇÖP ailesine katılanların sayısının günden güne azaldığını çorba yapmakta zorlandıklarını kendilerine yardım etmek isteyen herkese ÇERÇÖP ailesinin kapılarının açık olduğunu dile getirdi.

EVLERDE VE İŞYERLERİNDE ENERJİ VERİMLİLİĞİ

Çiğdemim Derneği her yıl Ocak ayında kutlanan “Enerji Verimliliği Haftası” kapsamında Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Ankara Şubesi ile birlikte bir etkinlik gerçekleştirildi.

Türkiye elektrik enerjisi üretiminde dışa bağımlı bir ülkedir. Ayrıca enerji hammaddesinin oldukça büyük bir kısmı dışarıdan satın alınarak karşılanmaktadır. Bu da ülke ekonomisinin sırtına ekstra bir yük demek oluyor. Dünya genelinde enerji elde etmek için kullanılan fosil kaynaklar doğal kaynaklar gibi sınırsız olmadığı için her geçen gün azalmaktadır.

Buna karşın artan dünya nüfusu ile birlikte talep artışı enerji maliyetlerini gün geçtikçe arttırıyor. Ülkemiz enerji üretiminde dışa bağımlı bir ülke olduğu için kullanılan enerjinin büyük bir kısmından hem fayda hem de geri dönüş sağlanması gerekiyor. Geri dönüş ve faydanın sağlanması için ülkemizin gelecek nesilleri olan çocuklarımıza gerekli eğitimler okul çağında verilmelidir.

Çiğdemim Derneği’nin düzenlediği söyleşide EMO Ankara Şubesi Teknik Müdürü Mustafa Öztürk konuşmacı olarak katıldı. Öztürk “Enerji tasarrufunda temel hedef, enerjinin doğru kullanımı ile mümkündür. Enerjinin doğru kullanımında amaç, en az enerji miktarı ile en çok işi yapmaktır” dedi.

Binalarda yaşam standardı ve hizmet kalitesinin, endüstriyel işletmelerde ise üretim kalitesi ve miktarının düşüşüne yol açmadan, birim veya ürün miktarı başına enerji tüketiminin azaltılması yani enerjiyi verimli kullanmak enerji tasarrufunun temelini oluşturuyor.

Tasarruf için, gün içinde elektrik enerjisiyle aydınlatma yerine güneş ışığından olabildiğince yararlanılması, lambalarda aynı ışık şiddetine sahip ancak tüketimi düşük tasarruflu ampuller seçilmesi gerekiyor. Ayrıca, çamaşır ve bulaşık makineleri, kullanım kılavuzunda tanımlanan kapasitede çalıştırılması, buzdolabının kapağı gelişi güzel açıp kapatılmaması, çamaşırların kurutulmasında mümkünse güneş ve kaloriferden yararlanılması gerekiyor.  Elektrik enerjisiyle çalışan televizyon, klima, müzik seti gibi cihazlar kumanda ile kapatıldığında enerji tüketmeye devam ediyor, açma-kapatma düğmesinden kapatılması halinde ise yüzde 5 ‘e yakın enerji tasarrufu sağlanıyor.

Evdeki elektrikli cihazlar içerisinde kesintisiz çalışan buzdolapları, toplam ev enerji tüketiminin yüzde 30’una karşılık geliyor. Aydınlatma yüzde 28, çamaşır makinesi ise yüzde 7 enerji tüketiyor.

Söyleşi, enerjiyi verimli kullanabilmenin enerji üretimine sahip olmak kadar değerli olduğu, en verimli enerjinin tasarruf edilmiş ve doğru kullanılmış olan enerji olduğu belirtilerek tamamlandı.

Çiğdemim Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Fethi Aksoy mahalle söyleşilerinin değişik konular ve konuklarla devam edeceğini iletti.

ÇİĞDEMİM DERNEĞİ DİL-ETKİN SÖYLEŞİLERİNE YENİDEN BAŞLADI

Bu kez edebiyat alanında gerçekleştirilen, yazar ve gazeteci Adnan Gerger’in katıldığı söyleşide nitelikli okur-yazar olunmanın yöntemlerine değinildi.

Temel amacı semt sakinlerinin yaşam kalitesini artırmak, giderek unutulmaya yüz tutan komşuluk ilişkilerini güçlendirmek olan Çiğdemim Derneği, bu doğrultuda çok geniş bir yelpazede çalışmalar yürütüyor.

Dernek, yapılan her etkinlik ve çalışmada insanların birbirleriyle tanışmalarına ve kaynaşmalarına, böylece komşuluk ilişkilerini geliştirmeye özen gösteriyor.

Mahalle sakinleriyle birlikte yaptıkları çalışmalarda bir toplumsal sorumluluk bilinci geliştirmeye de özen gösteriyorlar. En dar kapsamda oturduğu semte sahip çıkan onun sorunlarıyla ilgilenen kişilerin ülkenin sorunlarına da sahip çıkacağına ve  gerektiğinde sorumluluk alabileceklerini düşünüyorlar.

YAZ ARASINDAN SONRA TÜM HIZIYLA DEVAM

Çiğdemim Derneği ve Dil Derneğinin birlikte gerçekleştirdiği Çiğdem’de Dil-Ekin Söyleşileri, yaz döneminde verilen aranın ardından, yeniden başladı. Etkinlik dizisinin altıncısında şair, yazar ve gazeteci Adnan Gerger Çiğdemli komşularla bir araya geldi.

Çiğdemim Kültür Evinde gerçekleşen “Edebiyatta Nitelikli Okur” konulu söyleşiye otuzun üzerinde Çiğdemli katıldı. Dernek Yönetim Kurulu üyesi Zuhal Yüksel’in Gerger’i tanıtımıyla başlayan etkinlikte Gerger nitelikli okur olmak için çok okumak gerektiğinin altını çizdi ve okumaya klasiklerden başlamak gerektiğini belirtti.

Gerger sunumunun ardından katılımcıların sorularını cevaplayarak onlarla sohbet etti. Gerger’e teşekkür belgesi ve çiçek verildi. Gerger iki dernek arasındaki bu anlamlı işbirliğinin devam etmesi gerektiğini belirtti ve katılımcılar ile emeği geçen herkese teşekkür etti.

FACEBOOK YORUMLARI

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.