CHP’NİN ARINMASI MI?

Bir alanda şiddet varsa, o şiddet çeşidi yargıdan, güvenlik güçlerinden veya siyasetçilerden gelse bile, yapılanlara ve söylenenlere “siyaset” denmemelidir.

Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) yönelik baskıların, hakaretlerin, tehditlerin, iftiraların, yalanların ve adaletsizliklerin doruklara çıktığı bir dönemde, gözaltına alınan veya tutuklanan CHP’li bazı Belediyelerin başkanları, yöneticileri ve çalışanları, Hükümeti oluşturan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKPARTİ) ile iktidarı neredeyse kayıtsız ve koşulsuz destekleyen Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) sözcüleri tarafından, “Yüzyılın yolsuzluğunun suçluları” olarak dillendirilmektedir.

Türkiye’yi dönüştürmek, Orta Doğu veya herhangi bir bataklığa doğru çekmek isteyenlerin yaptıkları kesinlikle siyaset değildir. Bu nedenle, başta CHP’liler olmak üzere yaşanan olumsuzlukları, adaletsizlikleri, haksızlıkları, baskıları ve kötülükleri “siyaset” olarak yorumlamalardan vazgeçmelidirler. İnsan, hayvan, doğa ve çevre haklarına aykırı her eylem ve söylem, şiddet içerikli ağır suçlardır.

Bir kez daha yineliyorum.

Mahkeme kararları verilmemiş, yargılanmaları süren ve hatta iddianameleri hazırlanmamış insanlara yönelik olarak olumsuz konuşanların, yorumlayanların, yazılar ve haberler yayınlayanların, yargıyı etkilemeye çalışmak dahil insan haklarına yönelik ağır suçlar işledikleri kanısındayım. Ağır suçlar diyorum, çünkü suçlananlar ve bu suçlamalara inanmayanlar için söylem ve eylemlerin sonuçları, etkileri çok “ağır” olmaktadır.

21 Mayıs 2026 tarihinde, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin, CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihinde toplanan 38.Olağan Kurultayının iptaline (Mutlak Butlan), Özgür Özel’in Genel Başkanlığı’nın geçersiz olduğuna çok tartışmalı bir şekilde karar vermesinden, iptal edilen Genel Kurul öncesi Genel Başkan olan Kemal Kılıçdaroğlu’nun eski makamına oturmasından sonra da Özgür Özel ve arkadaşlarına yönelik kuşatma ve baskı sona ermedi.

Çünkü, Özgür Özel ve arkadaşları, Parti Genel Merkezi’nden ayrıldılar, ancak Türkiye’nin gerçekten çok gerek duyduğu “şiddetsiz” mücadelelerini, hukuk içinde ve iletişim bilimine uygun bir şekilde sürdürdüler.

Özgür Özel ve arkadaşlarının, muhalefetteki bir çok siyasal partinin, halkın ve üyelerinin çok yüksek düzeydeki ilgi ve desteği ile hukuk ve şiddetsiz iletişim kurallarına bağlı olarak mücadelelerini sürdürecekleri kanısındayım.

Halkın önemli bir kesiminin “seçilmiş genel başkan” olarak kabul ettiği Özgür Özel’in ve arkadaşlarının işleri zor gibi görülebilir. Türkiye gibi bir ülkede gerçek anlamda ve muhalefette siyaset yapmak zaten hiç kolay değil. Bilimsel gerçeklere uygun, inanç ve görüş açısından halk kesimleri arasında ayırımcılık yapmayan siyasetçiler için siyaset çok uzun soluklu, umut ve dayanışma gerektiren ilk sıradaki toplumsal alandır.

Özgür Özel ve arkadaşlarına yönelik yeni bir kuşatma ve baskı türünün hedefi, CHP’nin arınması, arındırılmasıdır!... Bu baskı türü, CHP’nin arındırılması hedefi, aslında CHP üyelerinin çoğunluğuna ve oy vermiş milyonlara da yöneliktir. Çünkü, üyelerin ve yurttaşların çok büyük çoğunluğu Özgür Özel ve arkadaşlarının çok başarılı, gözaltına alınan veya tutuklananların suçsuz olduğu kanısındadır.

Emek verilerek, acılara ve özlemlere umutla direnç gösterilerek, yazılacak olan bu sürecin tarihi, kimlerin yüzyılın yolsuzluğunu yaptığını veya kimlerin yüzyılın iftirasını attığını, kimlerin yüzyılın yalanlarını söylediğini ortaya çıkaracaktır. Mutlaka çıkarmalıdır.

Tarih, yolsuzluk varsa gerçekleri yazmalı, yoksa yalanlardan, iftiralardan, tehditlerden ve sahteciliklerden arınmalıdır. Tarih, acı, gözyaşı, kan, adaletsizlik, ayıp ve utançlardan arındırılmalıdır. Bunu, her türlü kötülükten, akılsızlıktan ve vicdansızlıktan arınmış, “iyi” insanlar başaracaktır, başarmalıdır.

Bu nedenle, CHP’nin arınması gerektiğini söyleyenler, arınma ile hangi konuları, hangi kararları, hangi uygulamaları ve kişileri kastettiklerini anlaşılır bir şekilde açıklamalıdır.

Yetmez, kendilerini ve çevrelerini de “arınma” konusunda irdelemelidir.

Bu açıklamaları, AKPARTİ ve MHP sözcülerinden bekleyenler belki hayal kırıklığına uğrayabilir. Ancak, öncelikle, mahkeme kararı ile ilgili yargı sürecinin sonlanmasını beklemeden seçimle kaybettiği Genel Başkanlık makamına oturan, iki partinin sözcüleri gibi CHP’nin arınması gerektiğini söyleyen Kemal Kılıçdaroğlu ne demek istediğini açıklamalıdır.

Kemal Kılıçdaroğlu ve birlikte hareket ettiği arkadaşları, Özgür Özel ve arkadaşlarının, sadece Türkiye’nin değil, Dünya’nın gereksinim duyduğu “Şiddetsiz İletişim” eylemlerini yürütmelerini çok iyi değerlendirmeli, haklarında hazırlanmış fezlekelere, TBMM’de dokunulmazlıkların kaldırılmasına yönelik ciddi tehlikelere ve sonrasında yaşanabileceklere karşı çok uyanık olmalıdır.

Bu yazımda değinmek istemediğim olası tehlikeli söylemleri, girişimleri ve sonuçlarını; siyasal partiler, Hükümet, Türkiye, Orta Doğu ve hatta Dünya kaldıramaz, taşıyamaz.

Aman dikkat…

Bu satırların yazarı, insanlardan kolay kolay umudunu kesmez. Kendisinden seçimle görevi alan arkadaşlarını, iktidar ve yanlılarının yaptığı gibi suçlamalardan vazgeçmesi ve CHP’yi daha fazla zorda bırakmamak için seçimli kurultayı çok ivedi toplaması konusunda Kemal Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarından umudumu kesmiş değilim.

Haydi, herkesin kötülüklerden, şiddetten arınacağı, sevgi, dostluk ve huzurun yaşanacağı Türkiye ve Dünya için, her yerde ve her zaman kadın-erkek birlikte ve dayanışma içinde, haydi…