Cenk Ergan, “Benim favorim bu iç sahada olduğu için Galatasaray” dedi.

Galatasaray’ın eski sportif direktörü Cenk Ergün, Spor Toto Süper Lig’in 11’inci haftasında oynanacak Galatasaray- Fenerbahçe maçı öncesinde iki takımın son durumu ve maçın favorisini değerlendirdi.

Galatasaray ile Fenerbahçe arasında oynanan derbilere yıllardır alışık olduklarını dile getiren Cenk Ergün, İki takımın da şu an sıkıntılı olduğunu dile getirdi.

İki kulübün de son dönemde bu kadar sıkıntılı olarak yaklaştığı bir derbi olmadığını ifade eden Cen Ergün, Demirören Haber Ajansı’na Genelde her iki takım da çok hazır olurdu ya da birinin daha bariz bir sıkıntısı olurdu. Galatasaray’ın son dönemlerde yaşadığı ciddi bir sıkıntısı var. Sakat oyuncuların bazılarının derbiye yetişeceğine dair haberler geliyor.

Sağlık heyetinin çok yoğun çalışması var. Basında da gördük, bütün beklentiler sağlık ekibi ve doktorun üzerine. Fenerbahçe’de hem puan açısından, hem de en son kaybettiği MKE Ankaragücü maçından sonra teknik direktörü ile yollarını ayırması açısından o da bir sıkıntı içerisinde. Bu kadar kısa vadede, derbiye kadar bir teknik direktörün geleceğini tahmin etmiyorum.

Dolayısıyla ya Cocu’nun yardımcıları ya da alt yapı veya akademilerde görev yapan teknik adamlar nezaretinde yola çıkacaklar. Tabii ki takımın handikapları var ama her ne olursa olsun o derbi günü geldiği zaman, o formalar üzerlerine giyildiğinde, o stadyum dolduğu zaman, maç Galatasaray ve Fenerbahçe ise bütün bunlar bir kenara bırakılır. O sahadakilerin performansı tahmin ediyorum yine bize çok keyifli bir maç izlettirecektir” diye konuştu.

“GALATASARAY MAÇIN FAVORİSİ”

Galatasaray’ın özellikle iç sahada oynadığı oyunla Fenerbahçe maçında favori olacağına değinen Ergün, DHA’ya yaptığı açıklamada, “Elbette kağıt üzerinde hem performans, hem konum, hem de sıkıntıları birazcık mukayese edersek Galatasaray maçın favorisi.

Sakatların da ciddi bir kısmının iyileşmesi bekleniyor. Fenerbahçe’nin teknik adamsız ve moralsiz geliyor olması bir sıkıntı. Galatasaray’ın iç saha performansına da baktığımız zaman; tahmin ediyorum ki maça Galatasaray’ın kazanması çok büyük bir sürpriz olmayacaktır. Beraberlik böyle maçlarda bozulmadığı vakit maçın sonucunu tayin edebilir.

Fenerbahçe’nin de galibiyeti de sürpriz olur. Benim favorim bu iç sahada olduğu için Galatasaray. Dış saha performansına da gelirsek, Galatasaray iç sahada taraftarıyla, atmosferiyle, hırsı, iştahı ve arzusuyla çok farklı bir oyun sergiliyor. Artık deplasmanda büyük takımlar için eskisi gibi kolay değil.

Çünkü deplasmana gittiğiniz vakit o şehir, o stadyum, o takım ve kapanan makasla zaten o farklar da kapanmaya başladı. Eskiden büyük diye adlandırılan takımların deplasmanda bu galibiyetleri alması daha kolay olurdu. Şimdi bütün bunların üzerine bir de son senelerde yerleşmiş bir deplasmanda sürekli kazanamama sendromunun da birleşmesiyle birlikte deplasman maçları herkes için zor oluyor. Sadece Galatasaray için değil, Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor da başta olmak üzere bütün takımların deplasman performansı görece daha düşük. Zaten bu da ligde diğer takımların içerde topladıkları puanlara takımların arasındaki birbirine yakın kalite ve puan durumumun ortaya çıkmasına neden oluyor” ifadelerini kullandı.

“TÜRK TEKNİK ADAMLAR DAHA BAŞARILI”

Süper Lig’de yer alan hocalara bakıldığında yerli isimlerin daha başarılı olduğuna değinen Ergün, “Hollandalı teknik adamlar hep gündem olmuştur. Hollandalı teknik adamlarla benim de tecrübem oldu. Benim şahsi yorumum bu kadar büyük değişikliklerin olduğu bir ortamda o mantalitenin bu değişikliğe ayak uyduramamasıdır.

Yani yeni bir başkan, yeni bir yönetim, yeni bir sportif direktör, yeni bir teknik direktör, neredeyse yepyeni bir takım, bütün bunların içerisinde ben bu değişimi sağlarken Hollanda futbolu mantığından ziyade daha disipline edecek daha başka mantıklar aramalı ancak bu yurt dışından bir teknik adam düşünülürse. Elbette Türkiye’deki en büyük başarı Türk teknik adamlardan gelmiştir.

Ligimizin Süper Lig olmasından itibaren son döneme bakarsak zaten ya Türk ya da Türkiye’de çok uzun yıllarını geçirmiş olan teknik adamların şampiyonluğa ulaştığını görüyoruz. Onun dışında böyle yeni gelmiş ve kazanmış bir yabancı bir teknik adam yok. Tabii orta ve uzun vadede bunların dönüşümleri olabiliyor. Beşiktaş’ın Bilic ile atmış olduğu adımları nasıl toparladın? Çok tecrübeli teknik adam; mesela Şenol Güneş de bunları topladı. Mesela şahsi yorumum burada Cocu zaten biraz geriden başladı. Başarı şansı bu kadar işin içinde zordu. Bizim yaşadığımız gibi aksiyonlara reaksiyon verebilme,  bu coğrafyada, o coğrafyanın teknik adamları için biraz sınırlı olduğunu düşünüyorum.

Dolayısıyla çok da başarılı olamadı. Zaten başarısızlık ve o kaybetme psikozuna girdiğiniz zaman o bir girdap gibidir, kazanacağınız maçı da kaybedersiniz, berabere kalacağınız maçı da kaybedersiniz, alacağınız puanları da alamazsınız, top da girmez, penaltı da kaçar. Çok da basit goller de yersiniz. Dolayısıyla bu bir psikoza dönüşüyor, bunu kesmek gerekiyor, sonuçta Fenerbahçe yönetimi ve başkanı da bunu yaptılar. Dolayısıyla bundan sonra ne karar alacaklar, Türk kamuoyu ciddi bir şekilde ne olacağını bekliyor, göreceğiz. Onlarda yaşadıkları tecrübelerle en iyisini yapacaklardır. Hem hali hazırda, mevcutta bulunan teknik adamlar, yerli-yabancı durumu, hem de Galatasaray-Fenerbahçe maçının bu kadar yakın olması ve bir hafta sonrasında milli maç arasının olması, tamamen şahsi yorumum bu teknik adam tayininin bir sonraki milli maç arasına kadar gerçekleşmesinin biraz zor olduğunu yönünde” dedi.

“SPORTİF DİREKTÖR MANTIĞI OTURMADI”

Türkiye’deki futbol kulüplerinin yönetim şeklinden kaynaklanan yapı nedeniyle, sportif direktörlük görevinin tam anlamıyla yapılamadığına vurgu yapan Ergün, “Daha önce başka örnekleri de olmuştu. Bizim ülkemizde şu andaki spor kulüplerimizin ve futbol kulüplerinin bölümleri ya da futbol kulüplerinin organizasyon yapısı gereği bir sportif direktör mantığı henüz oturmuş vaziyette değil.

Çünkü genelde kulüplerimizin büyük çoğunluğu dernekler kanununa tabii olarak iki ya da üç senede bir yapılan seçimle yönetimler ve başkan değiştiren ve bu yönetimle başkan değişmesi ile birlikte kulübün içerisinde birçok taşı yerinden oynatan yapılar olduğu için orta ve uzun vade planlamanın sıkıntılı olduğu kulüpler. Dolayısıyla bir sportif direktör dediğinizde gelip, elinde bir sihirli değnekle onu aldım, bunu aldım, şunu aldım, bu oyuncuyu aldım bunu gönderdim, şunu alt yapıdan çıkarttım, hocanın emrine verdim ve takım böyle kuruldu demek çok zor. Bunun zamana yayılması lazım. Kaldı ki bu sportif direktörler yabancı ise bizim yaşantımızı, bizim algımıza, bizim tercihlerimize, bizim beğenilerimizin ne olduğuna alışması da zaman alacaktır. Şimdi bu Avrupa’da artık bir bütün olmuş vaziyette. Orada artık bir Fransız sportif direktör İtalya’da ya da İngiltere’de çok çabuk adapte olabiliyor. Algılar birbirine benziyor. Biz biraz farklı bir coğrafyayız.

Dolayısıyla buraya alışmak için zaten gelen bir yabancının alışma dönemi olacaktır. Teknik adam da yabancı. Yani burada kim kimi nasıl yönetecek. Teknik adam şu anda gittiği bir Konyaspor deplasmanını, mütalaa etmekte zorluk çekebilir. Buna en büyük yardımı yapabilecek kişi yanındaki sportif direktördür ya da o adamın yerli yardımcısıdır. Her ikisi de olmayınca, her ikisi de yabancı olunca bu sefer zaten siz sıkıntıyla başlıyorsunuz. Bizdeki kulüp yapıları oturulup uzun vadeli programlar yapılmadığı sürece de sportif direktör müessesi biraz zor oturacaktır. Çünkü onlarda da bugün şimdi gazetelerde görüyorum yetki sınırları diye bir konu var. Bu da çok önemli.

Bu sportif direktör nereye kadar yetkili. Yani oyuncuyu takip edecek, bulacak, pazarlığını yapacak, kime raporlayacak, kararı kim verecek. Yanlış ya da doğru yaptığı zaman doğrusunun gururunu ya da yanlışının cezasını ne kadar çekecek. Bunlar şu anda birazcık muallakta. Ben, kulüp yapılarının değişimi ve oturmasıyla beraber önümüzdeki yıllarda bu sistemi daha net oturabileceğini düşünüyorum” açıklamasını yaptı.

FACEBOOK YORUMLARI

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin