Cari açık büyüyor

0
32

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından Ağustos 2020 dönemine ilişkin ödemeler dengesi verileri açıklandı. Buna göre, cari işlemler dengesi Ağustos 2020’de 4.63 milyar dolar açık verdi.

Merkez bankasından yapılan açıklamada “Bir önceki yılın Ağustos ayında 3 milyar 314 milyon ABD doları fazla veren cari işlemler hesabında bu ayda 4 milyar 631 milyon ABD doları açık gerçekleşmiştir. Bunun sonucunda on iki aylık cari işlemler açığı 23 milyar 203 milyon ABD doları olmuştur.

Bu gelişmede, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığının bir önceki yılın aynı ayına göre 3 milyar 948 milyon ABD doları artarak 5 milyar 347 milyon ABD dolarına yükselmesi ve hizmetler dengesi kaynaklı net girişlerin geçen yılın aynı ayına göre 4 milyar 602 milyon ABD doları azalarak 1 milyar 179 milyon ABD dolarına gerilemesi etkili olmuştur.” denilmektedir.

Finans Hesabında ise, doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net girişler 374 milyon ABD doları olarak gerçekleşmiştir. Portföy yatırımları 1 milyar 973 milyon ABD doları tutarında net çıkış kaydetmiştir.

Diğer yatırımlar altında, yurt içi bankaların yurt dışı muhabirlerindeki efektif ve mevduat varlıkları 1 milyar 980 milyon ABD doları ve yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatları 2 milyar 288 milyon ABD doları net artış kaydetmiştir.

Yurt dışından sağlanan kredilerle ilgili olarak; bankalar, Genel Hükümet ve diğer sektörler sırasıyla 100 milyon ABD doları, 62 milyon ABD doları ve 774 milyon ABD doları net geri ödeme gerçekleştirmiştir.

Resmi rezervlerde bu ayda 7 milyar 602 milyon ABD doları net azalış gözlenmiştir.

Mahfi eğilmez hocanın yapmış olduğu hesaplamalara göre 1985 – 2002 yılı arasında geçen 17 yıllık zaman diliminde ortalama Cari Denge/ Gayri Safi Yurt İç Hasıla oranı ortalaması % -0,7 iken bu oran AKP iktidarı döneminde geçen 2002 – 2019 yılları arasındaki 17 yıllık zaman diliminde % -4,5 oranına fırlamıştır.

AKP iktidarı dönemindeki en büyük başarısızlıklardan birisi cari açığın hızla büyümüş olmasıdır. Önceki 17 yılda sadece yüzde 0,7 (binde 7) yıllık ortalama cari açık vermiş olan Türk ekonomisi, AKP iktidarının 17 yıllık döneminde yüzde 4,5 oranında açık vermiş bulunmaktadır.

Bu açık artışı bu dönemdeki büyümenin de temelini oluşturmuştur.

Bu Cari Açık olgusu doğal olarak Dış Borçların da artmasına yol açmıştır. AKP iktidara geldiğinde 129,6 milyar dolar seviyesinde olan dış borç 2019 yılında 445 milyar dolara çıkmıştır.

Türk ekonomisinde gördüğümüz sanal büyüme ve sahte zenginleşme işte bu cari açık ve dış borç patlaması ile yaratılmıştır.

Türk ekonomisi sadece 2013 – 2020 yılları arasını kapsayan dönemde toplam 483 milyar dolar yani nerede ise yarım trilyon dolar dış ticaret açığı vermiştir. Bu çok ciddi bir dış ticaret dengesizliğine işaret etmektedir. Bu verilere bakıldığında Türkiye’nin ürettiğinden çok daha fazlasını tüketen bir ülke olduğu açık ve net olarak görülmektedir.

Bu durum elbette ki sürdürülebilir değildir, bir ekonomide dış borçların ödenebilmesi için, o ekonominin döviz kazanabilen bir ekonomi olması gerekir, bu olmazsa dış borçlar hiçbir zaman ödenemez ve devamlı büyümek zorunda kalır. Böyle bir durum bir devlet için bile söz konusu olamayacağından, eninde sonunda bir dış borç ve ödeme krizi doğması kaçınılmazdır.

Bugün gelinen nokta da tam burasıdır zaten pamuk ipliğine bağlı sürüklenen denge aniden ortaya çıkan pandeminin de koşulları zorlaştırması ile tam manası ile kopmuştur.

Bu sene beklenen ve cari açığı azaltmada çok önemli olan turizm sektörü gelirleri de beklenmedik bir şekilde buharlaşmıştır.

AKP iktidarının hatalı uluslararası politikaları yüzünden dış ticarette ortaya çıkan ve çıkması muhtemel ekonomik ambargolar önümüzdeki dönemde ihracatımızı daha da zora sokacaktır.

Suudi Arabistan ile yaşanan son ambargo gerilimi buna iyi bir örnektir, son olarak Suudi Arabistan’ı yöneten Suud Ailesi’nden ilk kez bir boykot çağrısı gelmiş bulunmaktadır. Twitter’da 7.9 milyon kişinin takip ettiği ülkenin ünlü iş adamlarından Suudi Prens Al Saud, Türk ürünlerinin boykot edilmesi çağrısı yapıyor.

Bütün bu gelişmeler ışığında Türk ekonomisinin çok ciddi bir ödeme krizine doğru sürüklendiğini öngörmek asla bir kehanet olmayacaktır, ekonominin tüm aktörleri plan ve programlarını bu öngörüyü de dikkate alarak yapmalıdır, sonra demedi demeyin…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz