Çalışan Gazeteciler Günü gibi çalışmayan gazeteciler için de mutlaka bir gün olmalı.

Son zamanlarda karşılaştığım eski gazeteci dostların çoğu çalışmıyor çünkü.
Kimi istifasını verip köşesine çekilmiş, kimi işten çıkarılmış…
++
İstifa eden bir gazeteci dost şöyle dertleşti benimle:
Bizim haber müdürü hangi haberi götürsem yüzünü ekşitiyor, ‘Ya yine zülfü yare dokunmuşsun kardeşim’ diyor, ‘Ben bu haberi şimdi İstanbul’a nasıl geçerim’ diye kaygılanıyor, adeta depresyona giriyordu.
Verdiğim haberler bırakın İstanbul’daki yazı işleri masasına ulaşmayı Ankara’daki büro temsilcisinin masasına bile ulaşamaz olmuştu.
Sonunda arşive manşet olmaktan bıkıp usandım, istifamı verdim.
++
Ve işten çıkarılan bir gazeteci dost da biraz şaka biraz ciddi şunları anlattı:
Bizim temsilci sabah toplantısında veciz bir konuşma yaptı, havadan sudan haberler istediğini söyledi.
Bunun üzerine Çevre Mühendisleri Odası’yla konuşup Türkiye’nin birçok kentinde hava kirliliğinin tehlike boyutlarına ulaştığını anlatan bir haber yazdım.
Havadan haber ancak böyle yazılır.
Ama bu haberim bile sakıncalı bulunup gündeme alınmadı.
Ertesi gün bu defa çeşitli tahlil raporlarına dayanarak bazı kentlere barajlardan verilen suyun sağlığı tehdit eden maddeler taşıdığını, bunlar arasında arseniğin bile bulunduğunu ifade eden bir haber kaleme aldım.
Ne var ki havadan yazdığım haber gibi sudan yazdığım haber de ilgi görmedi, İstanbul’daki merkeze geçilmedi.
Masama oturup akşama kadar suyumu yudumlayıp pencereden havayı seyretmeye başladım bende.
Sonuçta işten çıkardılar.
++
Evet, önerimi tekrarlıyorum:
Çalışmayan gazeteciler günü de olmalı.
Ve son bir öneri daha:
Bu yeni güne gerçek gazeteciliğin ruhuna mevlit okutarak başlanmalı.

FACEBOOK YORUMLARI

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.