Çalışmak temel bir insan ihtiyacıdır. Sosyal devlet her vatandaşına iş bulmak ve çalışmak isteyen herkese bir iş göstermek durumundandır. Bu yetişkin insanlar için gerekli bir durum.

Ancak nüfusun bir kısmı var ki, çalışmaması zorunluluktur. Hem fiziki hem de ruhsal gelişimini henüz sağlamayan çocuklar.
Uluslararası Çalışama Örgütü (ILO) ” Çocuk işçiliği” çoğu kez çocukların, çocukluklarını yaşamaktan alıkoyan, potansiyellerini ve saygınlıklarını eksilten, fiziksel ve zihinsel gelişimleri açısından zararlı işler” olarak tanımlamaktadır.


Çocuklar için zihinsel, fiziksel, toplumsal ya da ahlaki açılardan tehlikeli ve zararlı işler, okullarından erken ayrılmalarına yol açacak işler. Çocukların, okullarıyla birlikte, aşırı uzun süren ve ağır işler ile beraber yürütmek zorunda oldukları işler.


Çocuk işçiliği bütün ülkelerin sorunudur. Çocuk işçiliği her şeyden önce bir insan hakları ihlalidir. Çocuklukların yaşamak, sağlıklı beslenmek, eğitim imkânlarından yararlanmak kısaca geleceğe hazırlanmak, haklarından mahrum kalmaktadırlar.
Ülkemizde virüs salgını nedeniyle 20 yaş altı ile 65 yaş üstü nüfusun sokağa çıkma yasağı yaptırımına tabi olunca, ortaya bir gerçek çıktı, 20 yaş altı çalışan çocuk işçiler.


Bunun ekonomi için bir sorun olup olmadığı henüz bilinmezken, TÜİK verileri çalışan çocuk işçilerin sayısını ortaya çıkardı.
Peki, sayı ne kadardı ki ve ekonomi için ne kadar önemli ki, bir gün sonra sigortalı olarak çalışan çocuk işçilere tekrardan çalışmak için sokağa çıkma izini verildi. İstatistiki rakamlara girecek kadar önemli olduğu görüldü. Bunu sosyal devlet olarak karşılayamadık ve çalışmalarının önünü açacak sokağa çıkmalarına ve işe gitmelerine izin verecek düzenleme yapıldı.
Çalışan çocukların istatistiki bilgilerine göz attığımızda, yirmi yaşa altı çalışan nüfusun rakamlara yansıması;


6-11 yaş aralığında çalışan çocuk işçi sayısı 32 bin kişi,
11-14 yaşa aralığında çalan çocuk işçi sayısı 114 bin kişi,
14-17 yaşa aralığında çalışan çocuk işçi sayısı 574 bin kişi,
Toplamına baktığımızda ise çalışan çocuk işçi sayısı 720 bin kişi. Toplumda yanlış bir kanı vardır. Çalışan çocukları zannediyoruz ki, hepsi hafif işlerde çalışıyorlar. Çalışma hayatı böyle bir şey değil. Çalışma yerlerine sektörel olarak baktığımızda, her sektörde çalıştıklarını görüyoruz.


Çalışan çocuk işçiler en fazla hizmet sektöründe çalışmakta 328 bin kişi, onu takip eden 221 bin kişi ile tarım sektörü, imalat sektöründe ise 171 bin kişi çalışmaktadır.
Çocuk işçiliğinin nedenlerine bakıldığında, en çok ailenin gelirlerine katkıda bulunmak için çalışmakta olduğu görülmektedir.
Ülkede verimlilik ve gelir düzeyi düşük oldukça çocukların çalıştırılması engellenememektedir. Ülkenin gelir artışının olması yetmemekte, onun adaletli bir şekilde toplum kesimlerine dağıtılması da gerekli olduğu sağlanmalıdır.


Ücret gelirlerindeki adaletsizlik, çocuk ve kadın işçiliğinin ucuz olması, kayıt dışı çalışmaya yatkın olması, kriz ekonomilerinde ve olağanüstü durumlarda, bu kesimlerin işverenler tarafından tercih edilmesini de sağlamaktadır.
Toplumun çocuk işçiliği gerçeğini kabullenip, eğitim, gelir dağılımı, kamu idaresi tarafından çocukların korunması ve çalıştırılmasını önleyici yasaların oluşturulması bir nebzede olsa çocuklarımızın korunmasını sağlayacaktır.


23 Nisanın geldiği şu günlerde çocuklarımızın fikri hur, vicdanı hur, irfanı hur nesiller olabilmesi, içlerinin hep neşeyle dolması için çocuk işçiliğinin önlemesi toplumsal sorumluluğumuzun en önemli parçasıdır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz