Ana Sayfa Yazarlar Büyümede çakıldık

Büyümede çakıldık

-

Büyüme rakamları tüm ekonomik faaliyetlerin sonucuyla oluşur. 2018 yılı geneli ve son çeyreğine ilişkin rakamlar ekonominin tüm sektörlerindeki gerilemeleri, daralmaları açık ve net bir şekilde gözler önüne serdi.

”En kötüsünü gördük, toparlanıyoruz, dengeledik” gibi söylemler anlamsız çıktı, tüm makyajlar, bezemeler, süslemeler döküldü, takke düştü, kel gözüktü. Bilinen ekonominin bu yıla bıraktığı “eksi büyüme mirası” daha da ağır olacağı.

Büyüme rakamlarının eksilerde dolaşması, yoksullaşmamız, işsizliğin artması daha açık tanımıyla ekonomik yaşantının durması, kitabi deyimle resesyon demek. Bunun nedenlerini çok iyi algılamak gerekir. Son çeyrekte eksi yüzde 3 oranında gerilemeyi sadece döviz kurlarındaki ani oynamaya ve yüksek faizlere bağlamak yanlış olur.

Kamu harcamalarındaki artışın yarattığı baskıyla oluşmaya başlayan enflasyon, geciktirilmiş kamu ürün ve hizmet zamları hepsi birbirini tetikledi. Yabancı yatırımcılar “siyasi dış polemiklerin yanı sıra güvensiz ve belirsizlik” gerekçeleriyle Türkiye’den uzaklaştı. Enflasyonun tüketimden değil üretim maliyetlerinin artmasıyla yükseldiğini tanısını koymakta da gecikildi. Hatırlayın her türlü olumsuz gelişmeyi, “spekülasyon, manipülasyon, operasyon” olarak nitelendirip üzerini örtüldü, geçiştirildi.

GELECEK NE OLACAK?

Esasında geçmişi fazla konuşmaya gerek de yok, sonuç ortada. Önemli olan bu iç karartıcı tablodan nasıl, ne zaman çıkarız, ona bakmalıyız.

Bunun için ekonomi yönetimi tercihlerini ortaya koymalı. Ya enflasyonu aşağı çekmek için büyümeden feragat edecek ya da yüksek enflasyonu kabul edip büyümeyi sağlayacak politikaları uygulayacak. Üretime mi yoksa tüketime öncelik verilecek?

Ayrıca gerçekçi olalım: Tamamlamakta olduğumuz bu yılın ilk üç ayında artı rakamları yakalamak için en az yüzde 3 oranında büyümeyi sağlamamız gerekiyor. Böyle bir ekonomik ortam var mı? İki ana sektörde, otomotiv ve konutta gerileme had safhaya ulaştı, fabrikalar, şantiyeler durmak noktasına geldi.

Hane halkının yani vatandaşın harcamaları olabildiğince dar bir çizgide sürüyor, ilk fırsatta da tasarruflarını dövize yöneltiyor. İç talebin yavaşlamasıyla ithalat durma noktasında. Tek çözüm; kamu harcamalarının artması ise, bu da yetersiz gelirin aşırı borçlanmayla karşılanması ve bütçe açıkları demek.

Diğer çözüm de çok büyük tutarlı dış kaynak girişi. Bu noktada bazı çevrelerinin söylediği Uluslararası Para Fonu (INF) adres olarak gösteriliyor. Siyasi iktidarın bu konuya soğuk bakmasının ötesinde konuşulmasına bile tahammül etmediğini biliyoruz.

O zaman bu yüksek faizlerle sermaye, likide ve kredi geri ödemeleri dar boğazlarını nasıl aşacağız, üretimi ve tüketimi nasıl canlandıracağız, yıllar sürecek bir bilmece gibi önümüzde duruyor?

Bu arada belirtelim, şu meşhur “yapısal reform şart” sakızını çiğnemekten de vazgeçelim. Ne yapılacaksa bugünden yapılsın.

İşe başlarken yabancıların, demokrasi, yargı bağımsızlığı, şeffaflık, ifade ve düşünce özgürlüğü gibi konulardaki hassasiyetlerini de ekonomiyle ilişkilendirelim.

Boş bardağı doluymuş gibi göstermeyi de bırakalım. Olan oldu zaten.

Yakın zamana kadar tünelin ucunda ışık filan yok.

1 Yorum

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

İsmet Hazardağlı
İsmet Hazardağlıhttps://sonsoz.com.tr
1984 yılında çalışmaya başladığı gazetecilik mesleğinde, çeşitli haber ajansları, dergiler, gazeteler ve televizyon kanallarında muhabir ve üst düzey yönetici olarak görev yaptı. Sonsöz'de ekonomi yazıları ile sizlerle!

Bu Haberler Kaçmaz!

Qualcomm kararını verdi, itiraz edecek!

Dünyanın önde gelen işlemci üreticilerinden Qualcomm, Federal Ticaret Komisyonu davası kararına itiraz edecek.