“BÜYÜME ODAKLI EKONOMİ, GENÇLERE İSTİHDAM SAĞLAMIYOR”

0
118
- Reklam -

Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) gençlik teşkilatı Genç Memur-Sen Genç İstihdamı Raporu ile ilgili bir basın toplantısı düzenledi. Genç Memur-Sen Genel Başkanı Mustafa Başkara, yaptığı basın açıklaması ile ülkedeki genç istihdam sorunlarına ve bu konu ile ilgili çözüm önerilerine değindi.

ESMA ALTIN– Memur-Sen gençlik teşkilatı olan Genç Memur-sen ülke gençlerinin istihdam sorunları ve bu sorunlardan kaynaklı sıkıntılar ile ilgili bir rapor hazırladı. Hazırlanan rapor ile ilgili basın toplantısı düzenleyen Genç Memur-Sen Genel Başkanı Mustafa Başkara, rapora ilişkin verileri aktardı. Yaklaşık 11 milyon genç nüfusa sahip Türkiye’de genç işsizliğin ekonomik sorunların yanında ciddi sosyal sorunlara yol açtığını kaydeden Başkara; “Ülkemizde her dört gençten birinin işsiz olması, genç istihdamı konusunu Genç Memur-Sen için önemli çalışma alanlarından biri haline getirmiştir. Pandeminin sebep olduğu ekonomik yavaşlama sebebiyle gençler bu süreçte işgücü piyasasının dışına itilme riskiyle her zamankinden daha fazla karşı karşıya kalmışlardır. Dünya’da Krizin bir sonucu ola­rak genç işçiler, yetişkinlerin yaşadığından neredeyse 2,5 kat daha fazla bir istihdam düşüşü yaşamışlardır. Bu gerçeklikten hareketle Genç Memur-Sen tarafından AR-GE Başkanlığı koordinasyonunda kapsamlı bir ‘Genç İstihdamı’ raporu hazırlanmıştır.” dedi.
‘GENÇ İŞÇİLER 2,5 KAT DAHA FAZLA İSTİHDAM SORUNU YAŞIYOR’
Genç Memur-Sen Genel Başkanı Başkara, ülkede her dört gençten birinin işsizlik sorunu yaşamasından kaynaklı olarak böyle bir rapor hazırladıklarını belirterek, yapılan araştırmanın amaçlarını açıklayarak şu ifadelere yer verdi; “11 milyon genç nüfusa sahip ülkemizde oluşan genç işsizlik probleminin ekonomik sıkıntıların yanında birçok sosyal sorunu da ortaya çıkarmaktadır. Pandeminin sebep olduğu ekonomik yavaşlama sebebiyle gençler bu süreçte işgücü piyasasının dışına itilme riskiyle her zamankinden daha fazla karşı karşıya kalmışlardır. Dünyada krizin bir sonucu ola­rak genç işçiler, yetişkinlerin yaşadığı problemlerden neredeyse 2,5 kat daha fazla bir istihdam düşüşü yaşamışlardır. Bu gerçeklikten hareketle Genç Memur-Sen tarafından AR-GE Başkanlığı koordinasyonunda kapsamlı bir ‘Genç İstihdamı’ raporu hazırlanmıştır. Bu raporda yakın dönem işgücü piyasasının mevcut durumu, düzenleyici aktörleri ve konuya ilişkin politika dokümanları incelenerek işgücü piyasasını arz ve talep yönüyle ele alınmıştır. Var olan problemlere farklı bir bakış açısı kazandırmak gayesiyle ortaya konulan bu çalışmada istihdam yaratan ekonomik yapı ve işgücü üreten eğitim alanı arasındaki uyumsuzluklara ve ortaya çıkardığı tehditlere de dikkat çekilmeye çalışılırken bu iki alanı düzenlemekle sorumlu politika yapıcıların temel dokümanları üzerinden eleştiri ve öneriler oluşturulmuştur. Yapılan çalışmada akademik bakış açısı ve kamu yaklaşımı sentezlenerek gençlerin beklentileri, endişe ve umutları dikkate alınarak işgücü piyasasının uzun yıllardır süregelen yapısal problemlerine yönelik özgün ve etkili politika alanları belirlenmeye, çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır. Bunların yanı sıra gençlerin işgücü piyasasından beklentilerinin de bir anket çalışmasıyla değerlendirildiği, raporda gençlerin bakış açıları ve istekleri kamuoyuyla paylaşılmıştır.”
‘EN YÜKSEK GENÇ İŞSİZ ORANI ÜNİVERSİTE MEZUNLARI ARASINDA’
Genç istihdamı olgusunun ve işsizlik probleminin çeşitli yönlerden incelendiği, somut çözüm önerilerine de yer verilen söz konusu rapordaki çarpıcı tespitleri aktaran Başkara, özellikle üniversite mezunu genç işsizlere vurgu yaparak şunları kaydetti; “Türkiye’de her dört gençten biri günümüzde işsiz olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye’de en yüksek genç işsizliği oranı yükseköğretim mezunları arasındadır. Gençlerin kayıtlı istihdam sayılarının artmaması, gençlerin işgücü piyasasındaki en kırılgan gruplardan biri olduğunu gösteren önemli bir göstergedir. Gençlerin girişimcilik konusunda istekli olduğunu ancak ülkemiz girişimcilik ekosisteminin gençlerin bu isteklerini karşılamada yetersiz kaldığı görülmektedir.
Yükseköğretim mezunlarının her geçen gün arttığı ülkemizde gençlerin birçoğunun nitelik gerektirmeyen işlerde istihdam edilmesinin, ülkemiz işgücü piyasasında ciddi bir beceri uyumsuzluğu probleminin bulunduğunu göstermektedir. Sigorta prim teşvikleri gibi devletimizin istihdama yönelik almış olduğu önlemlerin yatırım teşviki doğrultusunda hareket edilmediğinden dolayı çalışan, işverenlerin yeni istihdama gitmek yerine mevcut istihdamda yoluna devam etmesi gibi bir sonuç ortaya çıkmaktadır.”
‘İŞGÜCÜ PİYASASI ARZI NİTELİĞİ DÜŞÜRÜYOR’
Yeterli teknik bilgi ve beceri konusunda meslek liselerinin daha fazla rağbet gördüğüne değinen Başkara, sözlerine şöyle devam etti; “Piyasanın açık işlerde herhangi bir eğitim düzeyinde işçi aramazken, işçilerde mesleki/ teknik bilgi ve tecrübe araması okulların istenilen becerileri sağlamadığını veya aranılan mesleki/teknik bilginin daha çok tecrübe olarak ortaya çıktığı olarak yorumlanabilir. Yeteri kadar meslek lisesi mezununun işgücü piyasasına girdiği görülmektedir. Bu da meslek liselerine yönelik önyargıları ortadan kaldıran çarpıcı bir sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye ekonomisin kendine özgü yapısının, ağırlıklı olarak düşük nitelikli işlerin yaratılmasına neden olduğu görülmektedir. Burada da işgücü piyasasının arzının işgücü temelli karşılığının bir noktada niteliği düşürmeye yönelik itici bir güç olduğu görülmektedir.
Mesleki eğitim mezunlarının kendi alanlarında çalıştıklarında aldıkları ücretle alan dışı çalıştıklarında aldıkları ücrette önemli bir fark olmadığı bu sebeple mezunların kendi tercihleriyle alan dışı işlere yöneldikleri gözlemlenmektedir.”
‘ÜNİVERSİTE MEZUNLARI NİTELİKLERİNİN ALTINDA İŞLERDE ÇALIŞIYOR’
Üniversite mezunu gençlerin istihdam sorunlarını dile getiren Başkara, çalışan üniversite mezunu gençlerin de genellikle niteliklerinin altında işlerde çalıştıklarını ifade ederek şunları söyledi; “Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi tarafından paylaşılan UNİ-VERİ platformu; ülkemizde yükseköğretim mezunları arasında ciddi bir kesimin niteliğinin altında işlerde istihdam edildiğini göstermektedir. Ülkemizde yükseköğretim mezunlarının genel itibariyle yarıdan fazlası için başlangıç ücreti asgari ücret ile sınırlı kalmaktadır. İşgücü piyasasında niteliğinin altında işleri seçmek zorunda kalan gençler iş tatmini ve verimliliğinden uzak bir çalışma hayatı sürdürürken işverenlerin de eğitim sisteminin kazandırdığı yetkinliklerden memnuniyetsizlikleri devam etmektedir.
Gençler, mesai kavramı olmayan ve çalışma saatlerini kendilerinin belirlediği yeni mesleklere yönelmektedir. Z kuşağı olarak nitelenen gençlerimizin çoğunun sanayi ve atölye üretimi işlerinde çalışmak istememesi bu alanlarda ciddi iş açıkları ortaya çıkarmaktadır. İş açıkları mülteciler vasıtası ile karşılanmaktadırlar.
Oto sanayi sitelerinde çalışan çırakların hatırı sayılır bir bölümü ile tarım ve hayvancılık alanındaki çalışmaların çoğu Suriyeli ve Afgan göçmenler tarafından karşılanmaktadır. Mevsimlik tarım işlerindeki göçmen varlığında da oransal olarak ciddi bir artışın olduğu gözlemlenmektedir.”
‘BÜYÜMEYE ODAKLI EKONOMİ, GENÇLERE İSTİHDAM SAĞLAMIYOR’
İş konusundaki girişimcilik düzeylerinin yıllar içinde düştüğünü belirten Başkara, şunları ekledi; “2011 yılından 2020 yılına bir değerlendirme yapıldığında girişimlerin doğum oranlarının değişmediği, girişimlerin istihdamdaki payının ise yine aynı süre zarfında kıyaslandığında düştüğü görülmektedir. Bu da genç girişimcilerin aslında girişimlere devam ettiğini ama sayılarının artmadığını ve başarı oranlarının da düştüğünü göstermektedir. 2020 yılında doğan girişimlerin yüzde 61,2’si düşük teknoloji düzeyine sahip girişimlerdir.”
Temel önceliğin ekonomik büyüme olduğu bir ülkede yeteri kadar istihdam sağlanmadığını savunan Başkara, şunlara değindi; “Ülkemizde ekonomi politikası ve istihdam politikası veya üst politika belgeleri ve tematik politika belgeleri arasındaki uyum ve ahenk noktasında problemler bulunmaktadır. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının Kamuda Stratejik Yönetim internet sitesinde temel politika belgeleri başlığı altında 54 ulusal politika belgesi ve program yer almaktadır. Hazırlanan bu üst politika belgelerinin temel önceliği ekonomik büyümedir. Büyümeye odaklı bir ekonominin yeteri kadar istihdam yaratmadığı ortadadır. Biz devletimizin stratejisini ekonomik büyüme odağından istihdam odaklı büyümeyi de göz önüne alarak bir strateji belirlenmesi doğrultusunda hareket edildiği takdirde gençlerin işgücüne katılımında önemli bir artış olacağını araştırmamız sonucunda görmekteyiz. Ülkenin nitelikli istihdam üreten şirketler ekosistemine dönüşümü noktasında orta ve uzun vadeli yol haritaları belirlenmemiştir ve bu eksiklik belirlenen ekonomi politikalarının istihdam alanı için yol gösterici olmaktan uzak gözükmesine neden olmaktadır.
Ekonomide planlanan dönüşüm gerçekleşene kadar, bir ara dönem işgücü planlaması yapılamamaktadır. Bundan dolayıdır ki son 10 yılın bütün politika belgeleri aynı temel sorun alanlarından bahsetmekte ancak sorun bir türlü çözülememektedir. Neredeyse son 10 yılda çıkmış bütün temel politika belgelerinde istihdam teşviklerinin sadeleştirilmesi ve etki analizlerinin yapılması tedbir olarak yer almasına rağmen halen bilinen bir etki analizi ve sadeleştirme çalışması bulunmamaktadır.”
‘GENÇLERİN YÜZDE 85’İ EĞİTİMİNE DEVAM EDERKEN ÇALIŞMAK İSTİYOR’
Hazırlanan rapor kapsamında yapılan bir diğer araştırma olan Gençlerin İşgücü Piyasası Beklentileri Araştırması ile ortaya çıkan sonuçları aktaran Başkara, şunları anlattı; “Gençlerin yüzde 84,5’nin uygun iş olması durumunda eğitimine devam ederken çalışmak istediği belirtmiştir. Ülkemiz bu olanakları doğru bir şekilde yönetip yönlendirmesi durumunda bu gençliğin aktif kullanımıyla süper güç olma yolunda çok daha hızlı ilerleyebilecektir. Anket katılımcılarının yüzde 62,3’ü yurtdışında yaşamak istediğini belirtmiştir. Katılımcıların büyük çoğunluğu yurtdışında yaşamak istemesinin temel nedenini çalışma koşullarının; ücret, çalışma ortamı ve sosyal haklar bakımından daha iyi olması olarak belirtmiştir.
Gençlerin yüzde 93,1’i eğitim ve iş imkânlarına ulaşmada eşit şartlarda yarışmadığını düşünmektedir. Gençlerin büyük çoğunluğu 20 yıl ve üzeri iş hayatında kalmayı planladığını belirtmiştir. Bu durum Z kuşağının kısa süreli çalışma hayatında kalma isteği içerisinde olduğu değerlendirmesiyle uyuşmamaktadır. Türkiye’nin geleceği hakkında beklentilerini sorduğumuzda katılımcıların nerdeyse yarısının mevcut durumdan daha yüksek işsizlik oranlarının olduğu ve sürekli beyin göçü veren bir ülke beklediklerini belirtmektedirler.”
‘GENÇLERİN ÖZEL SEKTÖRDEKİ EN BÜYÜK SORUNU YETERSİZ ÜCRET’
Araştırmaya katılan gençlerin yarısının kendi işlerini kurmak istediklerini belirten Başkara, şunları dile getirdi; “Gençlerin yüzde 46’sı kamuda çalışmak isterken yüzde 43,9’u kendi işini kurmak istemektedir. Gençler özel sektörde karşılaştıkları en önemli sorunun yetersiz ücret olduğunu belirtmişlerdir. Bunu sırasıyla iş garantisinin olmaması ve fazla çalışma saatleri izlemektedir. Gençlerin büyük çoğunluğunun sanılanın aksine ekonomik gelirleri olsa bile çalışmak istedikleri görülmektedir. Gençlerin çalışmak istemesindeki temel etken fikirlerini hayata geçirmek ve ülkesine katkı sağlamak arzusudur. Gençlerin büyük çoğunluğunun esnek çalışma biçimlerini benimsediği ve talep ettiği görülmektedir. Gençlerin büyük çoğunluğu cinsiyet, ideoloji ve siyasi yönelim açısından işe giriş ve iş içerisinde ayrımcılığa maruz kaldığını veya kalacağını düşünmektedir.
Gençlerin iş hayatına girişte en çok karşılaştıkları zorluklar sorusuna verdikleri cevaplar sırasıyla; gençlerin beklentileri ile iş hayatının sunduklarının örtüşmemesi, genç nüfus oranında yeni iş yaratılamaması ve işin gerektirdiği niteliğe sahip olmamak olarak çıkmıştır. Gençlerin yüzde 69,6’sı üniversite okumanın işe girebilmek konusunda hayati bir önem taşıdığını düşünmemektedir. Gençlerin büyük bir çoğunluğu kendini hayal ettiği mesleğe yakın görmektedir.
Çalışmanın sonucunda politika üretim sü­reçlerinden, devlet desteklerine, eğitim-is­tihdam ilişkisinde hep eleştirilen ve yetersiz bulunan arz tarafından çok talep tarafının eksikliklerine, beceri uyumsuzluğu-yükse­köğretim politikası ilişkisine, mesleki eğitime olan ihtiyacın genel kanının aksine bulundu­ğu noktaya, makro-ekonomik politikaların istihdam odağı eksikliğine, girişimcilik eko­sistemi sorun alanlarına ve geleceğin bece­rilerine varan birçok sorun, fırsat ve tehdit alanları incelenerek, kamuoyuna ve politika yapıcılara farklı bir bakış açısı sunulmaya ça­lışılmıştır.”
‘EKONOMİ POLİTİKALARINDA İSTİHDAM VE İŞGÜCÜ GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURULMALI’
Gençlerin İşgücü Piyasası Beklentileri Araştırması sonucunda hazırlanan raporda ortaya çıkan sorunlara ilişkin politika önerileri sunan Başkara, sırasıyla şunları dile getirdi; “İşgücü piyasasını nitelikli istihdam üreten, kurumsal, uluslararası piyasada rekabet edebilecek bir yapıya kavuşturma çabalarına ağırlık verilmelidir. Politika üretim süreçlerinde çoklu yapı gözden geçirilerek Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının etkinliği ve Cumhurbaşkanlığı Politika Kurullarının işlevselliği artırılmalıdır.
Büyüme ve ekonomi odaklı politikalar hazırlanırken istihdam ve işgücü piyasası göz önünde bulundurulmalıdır. Üst politika belgeleri işgücünün arz tarafına ekonomik olarak yol haritası çizmeli kısa, orta ve uzun vadeli istihdam politikaları somut tahminler ve beklentilerle şekillenen bu yol haritasına göre hazırlanmalıdır. Bir anlamda devletimiz planları ortaya koyarken somut verilere dayalı olarak işgücü piyasasının ve çalışanlarının geleceğine yönelik de somut öneriler ortaya koyabilmelidir. Politika belgelerinin karar alıcılar ve uygulayıcılar üzerindeki yaptırımı güçlendirilmeli, belgelerin hazırlık aşamasında tespit edilen yapısal problemlerin çözümü için çözüm odaklı tedbirlerin hayata geçirilmesi sağlanmalıdır.
Yükseköğretim politikasının maliyetleri gözden geçirilerek, işgücü piyasasının durumuyla birlikte planlanması gerekmektedir. 2018 yılı verilerine göre bir ortaöğretim öğrencisine yıllık 12 bin lira, bir üniversite öğrencisine yıllık 18 bin lira sadece eğitim maksadıyla yatırım yapılmaktadır. Ancak bunun mesleki eğitim, staj gibi alternatif kanallara yatırım yapılması durumunda işgücü piyasasına çok daha olumlu etki bırakan sonuçlara varılabileceği sonuçlar ortaya konulmuştur.”
‘ÜCRET POLİTİKALARI GÖZDEN GEÇİRİLMELİ’
Başlangıç ücreti olarak görülen asgari ücretin herkes için uygun bir ücret olarak görülmemesi ve ciddi bir ücret politikasının düzenlenmesi gerektiğini savunan Başkara, şunları söyledi; “İşveren kesimine yönelik; asgari ücretin genel ücret olmadığı, nitelikli eleman çalıştırırken ücret politikalarını gözden geçirmeleri hususunda farkındalık artırıcı faaliyetlerin planlanması gerekmektedir. Teşvik sisteminin bir bütün halinde ele alınması, teşvikle hedeflenen unsurların spesifik olarak belirlenerek maliyet verimliliği analizlerinin yapılması ve teşvik verilerine ilişkin istatistiklerin paylaşıma açılması gerekmektedir. Geleceğin becerileri perspektifinde eğitim politikalarının beceri kazandırma noktasındaki yetkinlikleri artırılmalı ve mesleki bilginin verilmesi hususunda özel sektörün daha fazla görev üstlenmesi gerekmektedir. Gerekirse eğitim müfredatları hafifletilmeli eğitime harcanan kaynak özel sektöre hizmet içi eğitim teşviki olarak transfer edilmelidir.
Ülkenin göç politikası gözden geçirilerek, ülkemizde bulunan göçmenlerin ülkelerine dönmesi durumunda veya hiç dönmemesi durumunda işgücü piyasasına ve sektörlere etkileri analiz edilerek, gerekli önlemler alınmalıdır. Aktif işgücü politikalarının etkileri İŞKUR tarafından sürekli olarak daha etkin bir şekilde izlenmeli ve değerlendirilmelidir. Kayıt dışı ile mücadelede sendikalaşma da bir araç olarak kullanılmalı, denetim kuruluşları ve personeli nicel ve nitel olarak geliştirilmelidir.
Politika üreticilerin işveren kesiminin talepleri yanında gençlerin; sınırları ve kuralları daha az olan ve o kuralları da kendilerinin koyduğu bir iş beklentilerini de dikkate alması önümüzdeki dönemin en önemli ihtiyaçlarındandır. Araştırmamız ortaya koymuştur ki; Z kuşağı diye adlandırılan gençlik sürekli mesaide kalmak yerine esnek çalışmak saatlerine sahip olarak daha verimli çalışacağını düşünmektedir. Kurulan girişimlerin hayatta kalması ve büyümesi amacıyla mentorlük ve danışmanlık faaliyetleri artırılmalıdır.
Tarım sektöründe çalışacak ve dijital teknolojileri tarım sektöründe etkin bir şekilde uygulayabilecek nitelikli genç işgücü yetiştirilmelidir. Tarım girişimciliği ve kooperatifçiliği desteklenmeli gençler bu alanda teşvik edilmelidir. Özgün ve özellikli girişimlerin sayısı artırılmalı ve uluslararası rekabet edebilecek seviyelere gelmeleri konusunda özellikli teşvik ve destek programları geliştirilmelidir. Gençlerin uzun dönem içinde oldukları formal eğitim süreci içerisinde çalışabilecekleri ve iş tecrübesi kazanabilecekleri esnek çalışma modelleri ve imkanları oluşturulmalıdır.”
‘OLUMSUZLUKLARA DEĞİL, OLUMLULUKLARA ODAKLANAN BİR RAPOR HAZIRLADIK’
Rapor hakkındaki son değerlendirmelerini aktaran Başkara; “Genç istihdamı meselesi hem hükümetimiz hem işverenler hem de geleceğin çalışanları gençlerimiz tarafından daha kapsamlı, sistematik ve geleceğe dönük somut adımlar atılabilecek nitelikte ortaya konulacak planlamalarla yapılmalıdır. Aksi halde gelecek beklentileri işsizliğin artmasına neden olabilecektir. Mevcut durumda genç işsizlerin yüzde 25 oranlarına varması 11 milyonluk genç nüfusa sahip olan ülkemizde bunun bir problem olabilme ihtimalini daha da artırmaktadır. Bu noktada Genç Memur-Sen olarak yapmış olduğumuz Genç İstihdamı Raporu aslında olumsuzluklara değil olumluluklara odaklanan, işsizliğe değil istihdama odaklanan, gençlerin işgücü piyasasından dışarıya itilmesi değil, işgücü piyasasına nasıl daha fazla odaklanabileceği, işgücü içerisinde nasıl daha fazla aktif olabileceğine odaklanan bir rapor olmuştur. Bu anlamda hazırladığımız rapor göstermektedir ki; devletimiz hassasiyetini sürdürdüğü bu meselenin daha somut adımlarla ele alınması gerekmektedir.” şeklinde konuştu.

- Reklam -