Büyük Zaferlerin Başkomutanı Atatürk

0
29

“Zafer, zafer benimdir diyebilenindir.Başarı sağlayacağım ve başardım diyebilenindir” düşüncesi ile “Milli Mücadele Destanı” yaratan Başkomutan Atatürk,” Bütün tarih bize gösteriyor ki,milletler yüksek hedeflerine erişmek istediği zaman,bu çalışmaları karşısında üniformalı çocuklarını bulmuşlardır.Tarihin bu genelliği içinde yüksek bir ayrılık bizim tarihimizde,Türk tarihinde görülür” demiş ve bunun en güzel örneğini göstermiştir.

“Atatatürk’ün askerlik vasıfları hakikaten yüksektir…Siyasi vasıflarının daha yüksek olduğu görülmüştür.Bu ikisi birleşince Atatürk’ün şahsiyeti müstesna bir ölçüye çıkmış oluyor.”İnönü Şair Özbek İnce Bayraktar,”Sana destanlar yaraşır Mustafa Kemal…”diyor.

ABD Gen.Kur.Bşk. J.W.Vessy (26 Mayıs 1983 ,Anıtkabir ziyaretinde),”Büyük kahraman ve büyük milletin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün huzurunda bulunmaktan en derin şerefi duydum.Atatürk ilkeleri cumhuriyet için bugün rehber ve gelecek için bir meşaledir.”diyerek ,tarihe ışık tutmakta.

Yıldızı Çanakkale’de doğan, Kafkas ve Filistin cephelerinde yükselen Sakarya,Afyon ve Dumlupınar meydan muharebelinde doruklarda bir bayrak gibi yükselen ve Ankara’dan Türkiye ve Dünyayı aydınlatan komutan ve devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk şöyle demekte:

“Her büyük meydan muharebesinden,her büyük zaferin kazanılmasından sonra,yeni bir alem doğmalıdır. Doğar. Yoksa başlı başına zafer boşa gitmiş gibi çaba olur…Hiçbir zafer son amaç değildir.Zafer ancak daha büyük olan bir amacı elde etmek için en belli başlı bir araçtır. Amaç düşüncedir.zafer bir düşüncenin elde edilişine hizmeti oranında değer ifade eder.”

Bir komutanda bulunması gereken bütün vasıfları özüne sindiren , yeri ve zamanı geldiğinde öngörülerini,teknik ve taktikleri, stratejilerini uygulama alanına sarsılmaz bir iradeyle koyan, “Gerçek ne kadar acı olursa olsun,olduğu gibi kabul edilmelidir/ Güçlükler karşısında yılmamak lazımdır” diyen,yöneten, yönlendiren,olağanüstü yetenekli ve kişilikli bir komutan Mustafa Kemal paşa ,” sorumluluk yükü her şeyden, ölümden de ağırdır” diyerek ,okul hayatından,tarihten ve askerlik tecrübelerinden edindiği kazanımları, imkânsız görünen hedefleri işaret eden, yanılmayacağına güvenilen “karizmatik” bir lider-komutan olarak ,soğukkanlılıkla ve büyük bir cesaretle değerlendirmesini bilmiştir.

E.Bnb.Oto Welsch,”Türk İstiklâl Harbi’ni Başaran Yüksek Fikir” başlıklı yazısında(TTD,s.108) şöyle demekte:

“İlâhî bir kumandanlık,dışarıya karşı hiçbir eziklik göstermeyen kuvvetli bir seciye,hiçbir mesuliyetten irkilmeyen bir cesaret ve hiçbir engelin; yürüdüğü istikâmetten ayrılamıyacağı bir sebat,kararlarında dahiyane bir yanılmamazlık,İşte bu suretle Kemalist ihtilal tarihinin tetkiki hissiyatını cezbedecek bir tarzdır…İşte anadan bir büyük kumandan ve baş olarak doğan bir insanın eseri!”

Yabancı muhabirin,“Kurtuluş Savaşı’nı nasıl kazandınız? Sorusunu :”Telgrafın telleriyle” diyen ve telgrafhanelerde sabahlayan Atatürk, NUTUK eserinde ve tarihi arşivlerde yer alan belgelerde,komutan, başkomutan,Heyet-i Temsiliye namına, TBMM Reisi,Türkiye Cumhurbaşkanı ifadelerini kullanmıştır. İletişimin savaşlarda önemini tarihe not etmiştir.

“Türk Milleti ne zaman yükselmek için adım atmak istemişse bu adımların önünde daima baş olarak kendi kahraman çocuklarından kurulu ordusunu görmüştür.”Atatürk(Ayın Tarihi,cilt 25, sayı 84-85,1931)

Türk Ordusu ,Eskişehir, Kütahya muharebesinde (14-16 Temmuz 1921) Sakarya Nehri doğusuna kadar çekilmek zorunda kalınca , Türk İstiklâl Tarihinde ordu-ulus işbirliğinin en anlamlı örneğini ,TBMM 5 Ağustos 1921’de kabul ettiği bir kanunla, o zamana kadar Meclisin tüzel kişiliğinde bulunan başkomutanlık görevini,olağanüstü yetkilerle Mustafa Kemal Paşaya verdi. Bu kanunun 2.Maddesi şöyle demekteydi:

“ Başkomutan, ordunun maddi ve manevi kuvvetini azami surette tezyit(çoğaltma,fazlalaştırma,artırma) ve sevkü idaresini bir kat daha tarsin (sağlamlaştırma) hususunda, TBMM ‘nin buna müteallik salahiyetini(yetki) Meclis namına fiilen istimale(kullanmaya) mezundur.”

Büyük Taarruz’u kare kare görüntüleyen ve Kocatepe’de “Anıt Fotoğrafı”çene ,yedek subay Etem Tem’in filmlerinden bir kısmı, 9 Eylül günü İzmir’den kaçarken Yunanlıların yaktığı fotoğrafçı dükkanında kül olmuştur.

Ünlü şair Necip Fazıl’ın “Sakarya Türküsü” şiirinde ifade ettiği :” İnsan bu,su misali,kıvrım kıvrım akar ya:Bir yanda akan benim,öbür yanda Sakarya./…Rabbim isterse sular büklüm büklüm burulur./Sırtına Sakarya’nın,Türk tarihi vurulur./…Vicdan azabına eş kayna kayna Sakarya./Öz yurdunda garipsin,öz vatanında parya!/İnsan üç beş damla kan,ırmak üç beş damla su:Bir hayata çıktık ki,hayata kurmuş pusu./…Sakarya,saf çocuğu,masum Anadolu’nun,/Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!/ Sen ve ben,göz yaşıyla ıslanmış hamurdanız;/Rengimize baksınlar,kandan ve çamurdanız!/…Yol onun ,varlık onun,gerisi hep angarya:Yüz üstü çok süründün,ayağa kalk, Sakarya!”

Bir ABD yazarın dediği gibi:” Sakarya kıyılarındaki Türk Zaferi,Yakın ve Ortadoğu’nun siyasal yüzünü kökünden değiştirmiştir.”

Sakarya meydan Muharebesi ‘nde (23 Ağustos- 13 Eylül 1921), Başkomutan Mustafa Kemal’in verdiği direktif tarihin altın sayfalarında yerini almış ve hedefe ulaşmak için; planlama ve sürat stratejisi Büyük Taarruzun anahtarı olmuştur.

“Hattı müdafaa yoktur.Sathı müdafaa vardır ; bu satıh bütün vatandır.Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla sulanmadıkça,terk olunamaz…/Ordular ilk hedefiniz Ak Denizdir,İLERİ.”

Tarihin söylediği gibi ”Topların çelik ağzı, çaldı bir hücum marşı…/”Mustafa Kemal’i gördüm düşümde, sabaha diyordu…/ Eylül’de İzmir’in dağlarında çiçekler açtı…/Ordular Büyük Zafere ulaştı.

Büyük zaferin ardından Büyük Millet Meclisi’nin 19 Eylül 1921’de Başkomutan Mustafa Kemal’e  Mareşal rütbesi ve Gazi unvanı vermesi, O’na milletçe duyulan güvenin ve şükranın anlamlı bir ifadesi olmuştur.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz