Bütün vadilerimiz beton mezarlığına dönecek

93

Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Tezcan Karakuş Candan, yapılan projelerle Ankara’da yeşil aks yükümlülüğünün ortadan kaldırılacağına dikkat çekti. Candan, “Ankara’da ki bütün vadilerimiz beton mezarlığına dönüştürülecek” dedi.

Mimarlar Odası haftalık basın toplantısında başta Şirindere Vadisi olmak üzere Ankara’nın vadilerine dikkat çekti. Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Mühye Gecekondu Önleme Bölgesi ve Şirindere Kentsel Dönüşüm projesi hakkında değerlendirmelerde bulundu. Candan, ” Vadilerimiz beton mezarlığına dönüşecek” dedi.

Tezcan Karakuş Candan, Şirindere Vadisi’nin ODTÜ’nün hemen bitişinde yer alan bir bölge olduğunu belirterek, “Yapılan plan, aslında vadiyi yeşil planından ayıran ve betonlaştıran bir plandır. Şirindere kentsel dönüşüm ile vadi iki duvar ile örülüyor. Örülen yerler, vadide oturacak üst gelir guruplarının alacağı dairelerin iç bahçesi haline getirilecek” şeklinde konuştu. 

Yapılan projelerle yeşil aks yükümlülüğünün ortadan kaldırılacağına dikkat çeken Candan, “Sadece Şirindere Vadisi değil Ankara’nın bütün vadileri yapılaşmaya açılmış durumda. Gidip görebilirsiniz Büyük Esat Vadisi dolduruldu resmen. 30 katlı yapılar yapmaya başladılar. Bütün vadilerimiz beton mezarlığına dönüşmüş olacak. Bunların yer aldığı alanların çoğu heyelan bölgeleri olduğu için, buralara yapılan yapılaşmalarla bir afete de davetiye çıkarılmış olunuyor” dedi.

HEMEN DAVA AÇACAĞIZ

2005 yılında kentsel dönüşüm alanı olarak belirlenen Şirindere Vadisi için Candan, “Daha sonra buradaki yapıların bir kısmı afet riski altında dediler ve vadi çöküntü haline getirildi. Buraya dahil bir plan süreci başlatıldı.

Buna dair daha önce açılmış davalar ve iptal edilmiş süreçler var. Geçtiğimiz Mart ayında burayla ilgili yeni bir meclis kararı alındı ve kentsel dönüşüm planı ile ilgili de bir plan yapıldı. Bu plan da şu an askıda. Yani Şirindere Vadisi planı şu an askıda. Askıdan iner inmez hemen davamızı açacağız. Bu planın neleri getirip neleri götürdüğünü biraz sizlerle paylaşmak istedik. Çiğdem Mahallesi halkının da Şirindere Vadisine yönelik oldukça ilgisi bulunuyor. Onlarla görüşme halindeyiz” dedi.

Sözlerine devam eden Candan “Şirindere Vadisi, ODTÜ’nün hemen sınırında yer alan bir bölgedir. Çamlık sitesi ile komşu bir alan. Yapılan plan, aslında vadiyi yeşil planından ayıran ve betonlaştıran bir plandır.

Şirindere kentsel dönüşüm ile vadi iki duvar ile örülüyor. Örülen yerler, vadide oturacak üst gelir guruplarının alacağı dairelerin iç bahçesi haline getirilecek. Aslında topografya açısından baktığımız da; kentin nefes alanları, soluk alanları, rüzgar koridorları olan bu mahalleyi bir süre sonra burada oturan yüksek yapıların iç bahçesi haline getirecekler. Bu nedenle bu vadinin betonlaşmasına karşı bir dava sürecine hazırlık yapıyoruz” ifadelerinde bulundu. 

Candan, “Bu plan ile bir anda bütün mahallenin rüzgarını kesecek bir duvar örülüyor. Bu duvar Berlin duvarı gibi bir duvardır. Bu alan içerisinde bir ticari reaksiyonu ihtiyaç duyulduğunda yüzde 10 ticari kullanım alanı olarak ayrılmış durumda. Yüzde 10 ticari alan kullanımı yer alabilir diyor. Bu aslında giderek ODTÜ arazisinin de ısırılması demek. Burada bulunan yeşil alanların zamanla yapılaşmaya açılacağı bariz bir şekilde görülüyor.

ODTÜ’den bir arazi isteme duyumlarımız da var. Fakat bunun hangi aşama da olduğunu tabiî ki de bilmiyoruz. Kredi yurtlarının da bu alana bir yurt yapmak istediği bilgileri var. Yeşil aks yükümlülüğü ortadan kaldırılmış olacak. Sadece Şirindere Vadisi değil Ankara’nın bütün vadilere yapılaşmaya açılmış durumda.

Gidip görebilirsiniz Büyük Esat Vadisi dolduruldu resmen. 30 katlı yapılar yapmaya başladılar. Bütün vadilerimiz beton mezarlığına dönüşmüş olacak. Bunların yer aldığı alanların çoğu heyelan bölgeleri olduğu için, buralara yapılan yapılaşmalarla bir afete de davetiye çıkarılmış olunuyor” ifadelerini kullandı.

KENDİ İDEOLOJİLERİNİ YAYMAYA ÇALIŞIYORLAR

Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreteri Nihal Evirgen “Çiğdem Mahallesi, ODTÜ ve Yüzüncü Yıl Mahallesi’nden ayrıştırılarak değerlendirilemez. Kentsel dönüşüm meselesini açığa çıktığı günden beri sonuçlarıyla birlikte değerlendirdiğimiz de; kentsel dönüşümün aslında stratejik bir mesele olduğunu ve hükümet açısından el atmak istedikleri yerlerde kentsel dönüşüm bahanesi ile kendi ideolojilerini yaymaya çalıştıkları, oradaki insan tipolojisini değiştirmeye çalıştıkları bir yöntem olarak kullanıldığını görüyoruz.

Çukurambar Mahallesi’nin dönüşümünü gördüğümüz de aslında değişimin birbirine ne kadar çok benzediğini görebiliyoruz. Kentsel dönüşüm ile ODTÜ’den yavaş yavaş pay koparılmaya çalışıldığı ve oranın atmosferini, insan tipolojisinin değiştirilmeye çalışıldığını görebiliyoruz” dedi.

Sözlerine devam eden Evirgen: “ODTÜ Ormanı, Ankara’da şuan nefes alınabilen ve Ankara’nın ciğerlerini oluşturabilen neredeyse tek alan durumundadır. Kentsel dönüşüm projesi ile yeni bir duvar örülmek isteniyor. Öncelikle vadiyi bir çöküntü haline getirdiler, daha sonra da kentsel dönüşüm ile biz bu vadiyi sağlıklı alanlara çevireceğiz diyorlar. Planlı bir proje işliyor. Yani bütün kentsel dönüşüm projelerinde görüldüğü gibi Çiğdemin de, Yüzüncü Yılın da Çukurambara dönüşmesini istemiyoruz. Bu konuda davalarımızı açacağız ve bu sürecin de takipçisi olacağız” ifadelerinde bulundu.

GÖKÇEK, TUNA FARK ETMİYOR

Tezcan Karakuş Candan, Kanal Ankara Projesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Sorum üzerine şu cevabı verdi:

“Kanal Ankara, İmrahor Vadisi’ne yapılması planlanıyor. Bizim İmrahor Vadisi planlarına açtığımız dava süreçlerimiz hala devam ediyor. Bu da aslında bir vadinin yok olmasının başka bir projesidir. Eşyanın tabiatına aykırı. Coğrafyayı yeniden oluşturmak ve belirlemek, coğrafyanın yol göstericiliğini reddetmek üzere kurulmuş projelerden bir tanesidir. Orası bir heyelan bölgesi ve taşkın bölgesidir.

Simpaş için söylediklerimiz ne kadar geçerli ise, İmrahor için söylediklerimiz de o kadar geçerlidir. Çünkü aynı vadide yapılıyor. Kanal Ankara denilen proje, Ankara’nın bütün dengesini bozacak, bütün vadilerini ortadan kaldıracak, hava kirliliğine neden olacak bir sürecin parçasından bahsediyoruz. Ve rant projesi haline getiriliyor. Vadiler Kamusal alanlardır. Hepimizin ortak alanlarıdır.

Bu kamusal alanlarda, siz belirli gelir düzeyinde insanların yaşayabileceği bir şeyler yapmaya başladığınız da o suyun kenarında oturmanın ve gezmenin bir bedeli oluyor. Dolayısıyla onu özelleştirmiş ve parası olanlara yönelik yatırım yapmış oluyorsunuz. Bir rant ilişkisi üzerinden tüm bunlar yapılıyor. Belediye başkanın değişmesi bir şey ifade etmiyor. Projeler devam ediyorsa, projeler yürürlükteyse ha Gökçek ha Tuna bizim için fark etmiyor. Biz bunları sistemi yürüten kişiler olarak görüyoruz. “