Şöyle huzurlu bir haftayı yine geride bırakamadık. Her alanda müjdeli haberler birbiri adında gelirken, önümüze gelecek günlere umutla bakarken, vatandaş tüm dikkatini ekonomiye vermişken, bir oyuncunun bayan pop bir şarkıcısını dövmesi her şeyi altüst etti.

Herkes bunu konuşuyor. Neredeyse Cemal Kaşıkçı vakasında olduğu gibi dakika dakika olay anlatılıyor. Kül tablasından yerlerde sürüklenmeye kadar işin ayrıntınsa kadar giriliyor. İyi de arkadaş biraz da ekonomideki gelişmelerinde detayına girsene? Biz girelim bazı mutlu (!) gelişmelere de bu sevgili şiddetinin gölgesinde güme gitmesin:

Cumhuriyetin yüceliklerini andık, ardından yeni hava alanında havalara uçtuk. Sandık ki İstanbul bağlantı tüm uçuşlar bir gecede buraya taşınacak. Nerede… Günde beş altı sefer koyulmuş, sanki test uçuşları yapılıyor. Hani THY tüm ekipmanını ve çalışanlarını bir gecede buraya taşıyacaktı? Olmadı, şimdiden rötara bindi. Demek ki çok ciddi eksiklikler var. Neyse ki bu arada yılların Yeşilköy’deki hava alanını ve Atatürk adını kurtardık.

Dış ticarette ihracatın ithalatı karşılama oranı ilk defa yüzde 96’ya ulaştı. Rekorlar kırdık diye limanlarda halaylar düzenlendi. Ama işin aslına bakarsanız, ihracat yerinde sayıyor, bu kadar pahalı döviz karşında hiç kimse ithalat yapmıyor, daha doğrusu yapamıyor, açık ta otomatik olarak kapanıyor. Yıl sonuna kadar ithalat adam akıllı durur, o zaman “Cumhuriyet tarihinde ilk defa ihracat, ithalatı geçti, gördünüz mü Başkanlık sisteminin faziletini” laflarını günlerce dinleriz.

VERGİ VE İMAR BARIŞI

Bir gece yarısı vergi indirimleri geldi, sanıldı ki vatandaş, buzdolabı, çamaşır makinesi almak için kuyruk oluşturacak. Hesaplandı, iki bin liralık beyaz eşyada sadece 135 liralık indirim olacakmış. O da yapılırsa. Ama nedense vatandaşın alım gücünün kalmadığı, gününü zor kurtardığı kabul edilmiyor.

İmar Barışı denilen ne kadar kaçak göçek yapı ve ekleme affı da uzatıldı. Görüldü ki 8.5 milyona yakın başvuru varmış. Ne kadar büyük bir ayıp bu? Demek her 10 kişiden biri ya da her üç konuttan birinde imara, ruhsata aykırı işler yapılmış. Devlet de, belediye de bunları ya es geçmiş ya da baş edememiş. Vatandaş, yaptığı eklemelere karşı sağladığı büyük rantı küçük tutarlarla affını istiyor ama diğer yanda “bugünden itibaren bir şeyler daha eklesem yine af gelir mi?” diye ince planlar yapıyor.

Döviz kurlarına karşı milli mücadele ruhuyla verilen savaşta her gün zafer sağlandı, bir ayda lira bu hain paralar karşısında en az yüzde 10 değer kazandı ama geride büyük kayıplar, zararlar kaldı. Kimse artık doların avronun yüzüne bakmıyor. Ne varsa bozdurup faize yatırıyor. Vadelide yani faize bağlanan para geçen yıla göre 100 milyar lira artarak 780 milyar liraya ulaşmış. Alın size tasarruf ama faizden de şikayet etmeyin.

TURİSTLER VE ENFLASYON

Esas turizme bakalım. Hamdolsun, 40 milyon yabancı turist sınırına dayanmamız haftanın en sevindirici haberiydi Ama bu turistlerin kişi başına 623 dolar harcadıkları yani kuru kalabalık, geliyorlar, yiyip içip, yan yatıp gidiyor olmaları ortaya çıkınca şaşırdık. Ne olsa memleket zengin, herkesi beleşine besliyoruz. Kelle sayısı, inen uçak sayısı değil turistin yaptığı harcamaların, memlekete bıraktıkları dolarların daha önemli olduğunu anlayamadık. Yoksa bu enflasyonu turistler mi azdırıyor?

Enflasyon demişken, fiyat indirim kampanyasının ilk ay sonuçlarını Pazartesi günü öğreneceğiz. Ama ilk öncü işaretler yine moral bozucu. Önce Merkez Bankası yıllık enflasyonu Aralık sonunda yüzde 23.5, gelecek yılın ilk aylarında yüzde 30’lara yakın öngörerek bir anlamda yaptığı faiz artışlarının, aldığı önlemlerin ancak bu kadar işe yaradığını adeta itiraf etti. Ardından İstanbul’un yüzde 3.4 oranındaki Ekim ayı rakamı geldi.

Eh, İstanbul bu orandaysa Türkiye geneli de buna yakın çıkacaktır. Bu rakamı açıklayan İstanbul Ticaret Odası, Eylül ayı için yüzde 4 demişti ama ülke geneli 6.5 çıkmıştı. O zaman Ekim ayının yüzde beş civarlarında gelmesini de bir puan bile büyük kazanç diye ballandırırız.

Şimdi bu kadar güzel (!) gelişme varken bu sevgili şiddetini manşetlere çıkarmanın ne anlamı var? Hemen yayın yasağı koyulmalı ki ekonomik yaşantımızdaki güzel işler (!) bir kül tablasında heba olmasın, cümle alem idrak etsin. Burası çok önemli.

FACEBOOK YORUMLARI

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin