BTP GENEL BAŞKANI HÜSEYİN BAŞ: MİLLET OLARAK KANDIRILDIK

0
3

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, seçim barajının Cumhur İttifakı tarafından yüzde 7’ye çekilmesi ve ülke ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Esma ALTIN/ANKARA

- Reklam -

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, seçim barajında yapılan değişikliklere ilişkin açıklamalarda bulundu. Seçim barajının Cumhur İttifakı tarafından yüzde 10’dan yüzde 7’ye çekilmesini eleştiren ve bu konudaki görüşlerini aktaran Baş; “Halkın tamamının TBMM’de temsili sağlanmalı. Biz bağımsızlığın güneşini arkamıza aldık, milli ekonominin, Atatürk’ün güneşini arkamıza aldık yürüyoruz ve yolun sonunda iktidara ulaşacağız.” şeklinde konuştu.

 ‘BUNUN DEMOKRASİDE BİR YERİ VAR MIDIR?’

Seçim barajının yüzde 10’dan yüzde 7’ye düşürülmesine karşı olduklarını ve milletin tamamının mecliste temsilinin sağlanması gerektiğini dile getiren Baş, sözlerine şöyle devam etti; “Siyasi partiler sonuç olarak milletin partisidir. Bu milletin tercih ettiği, içinde bulunmak istediği partilerdir. O zaman bu siyasi partilerin tamamının temsil kabiliyetini mecliste ortaya koyalım. Bütün siyasi partiler TBMM’de olabilsin. Şimdi ben 10 bin tane veya 10 milyon tane oy aldım. Ben Türk vatandaşı değil miyim? Hepimiz bir fikre, inanca, ideale sahip değil miyiz? Bu idealin mecliste söz sahibi olması, mecliste temsil edilebilmesi için ille de şu kadar oy alabilmesi gerekiyor diye bir durum söz konusu olabilir mi? Bunun demokrasi de bir yeri mi var? Yok. O zaman bunun da çözümünü istiyorlarsa yine BTP ile birlikte olmak zorundalar.”

Atatürk’ün Türk milletine birçok miras bıraktığını ve onun sayesinde bir yerlere gelinebildiğini savunan Baş, şunları anlattı; “Bizim en büyük şerefimiz bu bayrak altında Türkiye’nin bağımsızlığı için mücadele etmektir. Örneğin; Karabük girişinde Cumhuriyet kenti Karabük yazıyor, biraz ilerliyorsunuz Kardemir Fabrikasını görüyorsunuz. Şehrin ekonomisini şekillendiren, insanlara istihdam, ekonomik canlanmayı sağlayabilen bir fabrika. Bacalarından birinde 1937 yazıyor.  Yani Atatürk’ün bize mirası. Atatürk olmasa biz bu fabrikayı açamazdık. Kardemir’in çok ilginç bir hikayesi var. 1994 yılında hükümet fabrikanın kapanması için karar alıyor. Karabük halkı ayaklanıyor. Esnaf kepenk kapatıyor. Burada çalışan insanlar olmasa biz kime ne ürün pazarlayacağız diyorlar. Daha sonra bölgenin Sivil Toplum Kuruluşları yani halkın kendisi devletle pazarlığa oturuyor. Devlet de madem ‘Kendinize çok güveniyorsunuz size bu fabrikayı 1 lira karşılığında veriyoruz, alın işletin bakalım ne yapacaksınız’ diyor.  Bugün Türkiye’nin en büyük 23’üncü fabrikası Kardemir’dir, Atatürk’ün kurduğu fabrikadır.”

‘BİZE İMKAN VERMİYORLAR’

Milli Ekonomi Modeli’ne dikkat çeken ve bu yolda yürümeyi hedef aldıklarını belirten Baş, şu ifadeleri kullandı; “Biz bugün şunu görüyoruz; Türk Milletine yetki verildiğinde, imkan verildiğinde bütün Türkiye’ye bakacak, esnaflığı da, sanatkarlığı da, zanaatkarlığı da,  ticareti de başarabilecek bir millettir.” diyen Hüseyin Baş şöyle devam etti; “Biz de siyasette yola çıktık ve hep şunu söylüyorum; bizi bizle bırakın… Bize imkan vermiyorlar. Şimdi adamlar bizim başımızda bizi yönetmeye talip ama ben senin beni yönetebileceğini düşünmüyorum ki… Herhangi bir tanesinin bu ülkeyi yönetebileceğini düşünebiliyor musunuz? Yönetemezler, hiçbir şey de yapamazlar. Neden? Çünkü ellerinde hiçbir çözüm yok. Ben bu taraftan bakınca Türkiye’nin öyle büyük bir sorunu olduğunu da görmüyorum. Zor bir şey de istemiyoruz. Tek istediğimiz milletinize dönün, milletinizle birlikte olun. Bu milletle birlikte olursanız, bu millet bu ekonomiyi kalkındırır. Bunu biz yaparız diyoruz. Niye diyoruz? Bizim elimizde Milli Ekonomi Modeli var. Bir söz vardır, ‘Rüzgar kapitalisttir, zayıf olanı ezer, yağmur komünisttir herkese eşit yağar’ derler. Şimdi bizim ne yağmura, ne rüzgara ihtiyacımız var. Biz bağımsızlığın güneşini arkamıza aldık, milli ekonominin, Atatürk’ün güneşini arkamıza aldık yürüyoruz ve yolun sonunda da iktidara ulaşacağız. O rüzgar bekleyenler, yağmur bekleyenler daha çok beklesinler. Bizim hiçbirine ihtiyacımız yok, hiç endişeniz olmasın.”

Türkiye’nin ekonomik olarak çok büyük sorunları olmadığını, aksine israf ve adaletsiz bir sistemden kaynaklı sorunlar oluştuğunu iddia eden Baş sözlerine şöyle devam etti; “Bu ülkenin ekonomik olarak çok büyük sorunları yok. Bu ülkedeki israf ekonomisi, adaletsizlik, insana kıymet vermemezlik ortadan kalksın, Milli Ekonomi Modeli’ni uygulayalım. Milli Ekonomi Modeli derken bir ütopyadan bahsetmiyoruz. Milli paramızın sahibi olmaktan bahsediyoruz, millete para vermekten bahsediyoruz, zor bir şeyden bahsetmiyoruz.  Bunu diğer siyasiler yapamaz da demiyorum. Onların bunu yapmaya niyetleri yok. Yoksa bunu Çin yapıyor, Rus yapıyor, Afrikalı yapıyor, Amerikalı yapıyor, Avrupalı yapıyor. Bu Milli Ekonomi Modeli’ni milletine hizmet etmek isteyen tüm iktidarlar uyguluyor ama Türkiye’de bunu yapamazlar, çünkü Türkiye’de hiçbir siyasi o koltuğu alırken milletinin iradesiyle, milletinden aldığı yetkiyle o koltuğa oturmuyor. Bu yetkiyi kimden aldıklarını siz biliyorsunuz. İktidara geldikten sonra onlara hizmet etmeye başlıyorlar.”

‘MİLLET OLARAK KANDIRILDIK’

Cumhurbaşkanlığı Başkanlık Sistemi’ne değinen Baş, bu konuda çarpıcı açıklamalarda bulundu ve şunları söyledi; “Millet olarak kandırıldık. Başkanlık sistemini istemiyoruz. Atatürk’ün sistemine geri dönmek istiyoruz. Biz başkanlığı da istemiyoruz. Şurada bir il kongresi yapıyoruz. İl başkanımızı seçerken, ili emanet ettiğimiz insanı denetlesinler diye 4 kişilik divanımız var. Biz ilimizi bile tek başına bir insana bırakamazken koskoca devleti bir adama bırakıyoruz. Yahu bırak ülkeyi, şurada bakkalını bile tek bir adama bırakmazsın yanına bir çırak alırsın. Biz koca devleti bir tane adama bıraktık. Biz kendi kendimizi yönetebilme hakkını bu şekilde elimize aldık. Peki bu hakkımızı nasıl verdik? İçinde ne madde olduğunu bilmediğimiz bir referandumla kendi kendimizi yönetme hakkımızı elimizden aldılar. Uyutulduk. Şimdi biz diyoruz ki; biz bu başkanlık sistemini de istemiyoruz. Bize diyecekler ki, ‘Biz bunu millete sorduk, millet evet oyu verdi.’ Ben de diyorum ki, ‘Kandırıldık’. Hep siz mi kandırılacaksınız. Biz de millet olarak kandırıldık, geri dönmek istiyoruz. Bu millet kendi kendini yönettiği sürece başarıya ulaşacaktır. Biz Atatürk’ün kurduğu Meclis sistemini geri getireceğiz. Milletin kendi kendini yönetme hakkı Atatürk’ün bize verdiği bir haktır. Ama bize bu hakkı verebilmek için neler yaptığını iyi hatırlayalım arkadaşlar. Atatürk Kurtuluş Savaşı’nı veriyor, TBMM’yi açıyor ve bu Meclis’i Lozan’da İngiliz’in karşısına oturtuyor ve şunu söylüyor, ‘Ey İngiliz seni ben alt ettim. Şimdi ben ne dersem onu kabul edeceksiniz’ diyerek Lozan’ın bütün maddelerini ona imzalattırıyor.”

‘ÜLKEMİZDE GENÇLERİMİZ EZİLİYOR’

Gençlere özel bir vurgu yapan Baş; “Bu ülkenin geleceği olan gençler öyle bir eziliyor ki. Bunlar bugün sizlerin yaptığı işleri yarın yapacak olan insanlar. Sizlerin oturduğu makamlarda mevkilerde oturacak insanlar öyle yok ediliyor ki. Dün kısacık bir video izledim, 6-7 yaşındaki bir çocuğun başına kapı çalar gibi vuruyor. Bana, ‘Gençleri ne yapmak lazım diye soruyorlar. Ben de ‘dövmeyin yeter’ diyorum.” dedi.

ÖTV’yi kaldıracağız, açıklamalarının siyasette yankılarının devam ettiğini belirten Baş, şunları dile getirdi; “Sayın Kemal Kılıçdaroğlu gençlere yönelik 6 maddelik paket açıkladı. 3 maddesi ÖTV ile ilgili. Gençler ilk telefonlarını, arabalarını alırken ÖTV alınmayacak diyor. Bunun ilki sonu yok, bu ÖTV bu millete zulüm. Bunu tamamen kaldıracağız, canı cehenneme ÖTV’nin. Biz bu vergiyi almayacağız. İstemiyorum böyle bir vergi. Bu millete bu zulüm fazla.”

Siyasetin silkelenip gençleşmeye ihtiyacı olduğuna vurgu yapan Baş, şunları söyledi; “Bugün siyasilerden herhangi biri notere gitse sağlık belgesi almadan imza atamaz. 65’in üstündeler çünkü. Noterden malını devredemez bunlar, ama devlet yönetecekler. Bu ülkenin gençliğe ihtiyacı var. Eğer Türkiye yaşayabileceğiniz bir ülke olsun istiyorsanız, geleceğinizi kendiniz şekillendirmek istiyorsanız, kendi içinizden birini ülkenin yönetimine getirmek zorundasınız. Bu sizin tercihiniz değil zorunluluğunuz.”

‘BEN BU ÜLKEYİ YÖNETMEK İSTİYORUM’

Mustafa Kemal Atatürk’ün ve babası merhum Prof. Dr. Haydar Baş’ın idealleri doğrultusunda hayalini kurduğu ülkeyi inşa ederek yönetmek istediğine dikkat çeken Baş şunları dile getirdi; “Ben bu ülkeyi yönetmek istiyorum çünkü Atatürk’ün hayalini kurduğu ülkeyi inşa etmek için. Ben bu ülkeyi yönetmek istiyorum Haydar hocanın tek bir aç kalmasın dediği ülkeyi inşa etmek için. Ben bu ülkeyi yönetmek istiyorum, bu gençler bu ülkede söz sahibi olsun diye.”

- Reklam -