Ateşi sobada yakarsanız ısınır, donmaktan ya da hasta olmaktan kurtulursunuz, oysa tarlada anızlardan kurtulmak için ateş yakarsanız kazaen koskoca bir ormanı da yakabilirsiniz, ya da bir kundakçı koskoca bir tarlayı ateşe verip, tüm ürünü yok edebilir.

Ateşin herhangi bir olayda zarara yol açması ateşin kötü ve yok edici olduğunu mu gösterir?

Ateşin olumsuz etkilerini görüp korksak ve ateşi kullanmaktan vazgeçsek bu günkü uygarlığımızı yaratabilir miydik?

Ekonomi alanındaki faiz konusu da aynı ateş fenomeni gibidir; akıllıca kullanırsan fayda sağlarsın, akılsızca kullanırsan zarar görürsün bu kadar basit. Lakin zarar görürüm korkusu ile faizi yasaklar, kullanmazsan aynı kışın sobasız evde oturmaya kalkan bir insan gibi ekonomi de donar kalır.

Ekonomi elbette insan davranışlarına bağlıdır ve kültürel kodlardan dolayı insan davranışları ekonomik gerçeklere aykırı bir davranış biçimine girerse ortaya ekonomik açıdan bir başarısızlık çıkması kaçınılmazdır.

Bir faiz doğması için önce bir borç ilişkisinin kurulması gerekir. Meselenin en önemli kısmı bu borç ilişkisinin niye ve nasıl kurulduğundadır.

Eğer aldığımız borç ile gelecekte gelir yaratacak bir harcama yapıyorsak gelecekteki gelirimizin bir kısmını borç verene ödemekte bir sakınca yoktur ve hatta son derecede adil bir paylaşımdır.

Lakin aldığımız borç ile gelecekteki gelirimizi tüketecek bir harcama yapıyorsak, birde bunun için borç verene faiz ödemek zorunda kalıyorsak bu elbette riskimizi yükselten bir davranış biçimidir.

Birkaç örnek ile konuyu biraz daha açayım: Diyelim ki bankaya gittik, bir miktar borç aldık ve aldığımız bu borç ile de kendimize bir kamyon satın aldık. Bu kamyon ile çalışıp para kazanmak, hem bankadan aldığımız borcu faizi ile birlikte geri ödemek ve hem de kendimize ek gelir yaratmak mümkündür. Bu gelecekte gelir yaratan bir borçlanma eylemidir. İşler yolunda gitmez mesela kamyona yeterince iş bulamaz isek kamyonu satıp borcu kapatmamız da her daim mümkündür. Burada önemli olan hangi faiz oranı ile borç aldığımızdır, eğer doğru bir faiz oranı ile borç aldıysak işler kötü gitse bile ciddi ve yıkıcı bir zarara uğramamız söz konusu olmaz.

Bir başka örnekte bankadan alığımız borcu kendimize lüks bir otomobil almakta kullandığımızı varsayalım. Bu bizim gelecekteki gelirimizi tüketecek bir eylemdir. Hem arabanın bedelini ve hem de bu arabayı satın almakta kullandığımız borcun faizini gelecekteki gelirimizle ödemek zorundayızdır. Gelecekteki gelirimizde bir aksama olursa örneğin işten kovulur,işsiz kalır ve ücret alamaz duruma gelirsek bu ödemeleri yapmakta zorlanacağımız aşikardır. Lakin bu durumda dahi elimizdeki otomobili satarak bu borcu kapatabilmemiz mümkündür. Ortaya bir zarar çıkmış olsa dahi bu yıkıcı, yok edici bir zarar olmayacaktır. Bu iki örneğinde ortak noktası alınan borç ile “servet” olarak tanımlanabilecek bir yatırım yapılmasıdır. Her iki durumda da alınan borç bir servet yaratmakta kullanılmıştır. Son örnekte ise bankadan aldığımız borç ile bir dünya turuna çıkıp, beş yıldızlı otellerde günümüzü gün ettiğimizi, yiyip içtiğimizi varsayalım. Bu örnekte gelecekteki gelirimizi tüketen bir borç ve bu borcun faiz yükü ile karşı karşıya kalacağımız aşikardır. Gelecekteki gelirimizde bir aksama olursa bu borcu ödememiz mümkün olmayacaktır yaptığımız harcama bir servete de dönüşmemiş olduğunda ondan vazgeçerek borcu kapatma imkanımız da olmayacaktır. Böyle bir durumda ya eldeki başkaca edinmiş olduğumuz varlıklarımızı kaybederiz, ya da böyle varlıklarımız yoksa iflas edip, hukuki sorunlar yaşarız.

Her üç örnekte de faizli borç kullanıldığı halde ortaya üç çok farklı sonuç çıkmaktadır. Birinde hem servetimiz ve hem de gelirimiz artmakta iken diğerinde iflas etmemiz söz konusu oluyor.

Bu durumda sormamız gereken asıl sorular şunlar; Borç almak her zaman sorun yaratır mı? Aldığımız borca faiz işlemese idi sonuç değişir miydi? Sorun faiz mi yoksa borcu kullanım biçimimiz mi?

Bu soruların cevapları üzerinde düşünüp, borç kullanımı ve faize o şekilde yaklaşmamız lazımdır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz