BÖLEREK BÖLÜŞMEK, BÖLÜNMEDEN YÜRÜMEK…

0
170

Değerli okuyanlarımız, dostlarımız. Şu anda Sonsöz Gazetesi elinde olanlar ya da ekranında gazetemizi okuyanlar zaten yazacaklarımızı bilen bu bilince sahip olduğu için de yaşamında uygulayan insanlarsınız. Acıların paylaşarak azaldığını, sevginin ve sevinçlerinse paylaşarak çoğaldığını hepimiz biliyoruz.

HİKMET DÖNMEZ– Hepimizin yaşamın içinde, kaygıları çekinceleri vardır. Gerek bireysel gerekse toplumsal çekinceleri aşmanın yolu bilinçlenmek, o çekinceleri aşmak için yol aramaktır. İyi niyetle aradığımızda bulacağımızdan eminim. Bazen herhangi bir olay ya da olayın kahramanını gördüğümüzde hayrete düşeriz. Nasıl başardı diye sorgularız. Hiç kimse dahi de değildir, doğaüstü güçlere de sahip değildir. Birikim ve çabanın ürünüdür insanın başarısı. Doğanın; deprem, erozyon, sel felaketleri de duyarsızlığın ve doğaya müdahalenin ve doğadaki biriken enerjinin sonucu değil midir? Doğadaki güzellikler tohumun, toprağın, suyun ve güneşin çabalarıyla ortaya çıkmaz mı? Mediha Ünver’in de sözünü ettiği gibi; söylemlerle ve başkasından beklemek yerine, karınca kararınca ve kararlılığıyla bir adım atmamız gerekmez mi? güzel şeyleri hayal ediyor ve yarınlarda görmek istiyorsak.


Nazım ustanın “Sen yanmasan, ben yanmasam, biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa” sözünü “sen yapmazsan, ben yapmazsam, biz yapmazsak, nasıl inşa ederiz güzel yarınlar” diye anlamak ne kadar da yerinde. “Paylaşmak, dayanışmak, ortaklaşmak… Sende olanı başkasıyla bölüşmek değil midir? (Bölüne bölüne değil!) bölüşe bölüşe çoğalmak nasılda yakışır 78’lilik ruhuna.) Mediha Ünver” Uzun söze gerek var mı, güzel insanlar…
Ankara 78’liler Girişimi/Sanat ve Edebiyat Birimi’nin girişimi, öğretmen, katılımcıların ve salon temini sağlayan kurumların desteğiyle, unutulmaz bir etkinlik oldu. Bu etkinliğin, “bilincine ve değerine asla ölçü biçmeden” bu etkinliği, bir kitabın önsözü gibi düşünüyorum. Düzenleyici ve katılımcı arkadaşların; enerjileri azimleri ve birikimleriyle daha binlerce sayfa roman yazacağımıza olan inancım tamdır. Bu bilinç ve kararlılıkla; emeği geçen; Ankara 78’liler Girişimi/Sanat ve Edebiyat Birimi’ne ve Ankara temsilcisi Ramazan Gezgin’e, Yazar Mediha Ünver’e, öğretmenlerimiz; Şair A. Galip’e, Yazar Fulya Bayraktar’a, Yazar Gamze Güller’e, Yazar Süreyya Köle’ye, Şair Ahmet Özer’e, Yazar Adnan Gerger’e, Yazar Hatice Günday Şahman’a, Psikolog Şükran Çamaşırcı’ya, Senarist Fatin Kanat’a desteklerinden dolayı, Tüm-Bel Sen’e, Sağlık Emekçileri Sendikası’na ve Büro Emekçileri Sendikası’na yer teminlerinden dolayı, arkadaşlarım ve kendi adıma teşekkür ediyorum.
Daha güzel yarınlarda, güzel etkinliklerde buluşmak umudum ve dileğimle…

- Reklam -

PAYLAŞMAK GÜZELDİR

Seni düşünmek güzel şey
Seni düşünmek ümitli şey
Fakat artık ümit yetmiyor bana
Ben artık şarkı dinlemek değil
Şarkı söylemek istiyorum
Nazım Hikmet

Neylerse güzel eyler Nazım Usta. An gelir düşünmek, ümit etmek yetmez. Şarkı dinlemek değil, söylemek ister insan. Yani özdekini pratiğe dökmek ister. Başka dizelerinde “en güzel günlerimiz henüz yaşamadıklarımız ve sana söylemek istediğim söz: henüz söylememiş olduğumdur” dese de yaşadığı sürecin çıkmazlarında kaybolmaksızın, eylem ile söylem arasındaki yaman çelişkide terazisi eylemekten yana ağır basar ustanın.
Ömür dediğiniz nedir ki? Doğum ve ölümün iki nefesi arasına sıkışmış acınası fanilik. Küfemizde dünden miras aldığımız ideallerimiz, avucumuzda özlediğimiz bir dünyayı yeşertmek için kullanmayı umut ettiğimiz tohumlarımızla yol alırken; peki ya mevsimlerden zemheri ise, bir eylül tufanında kanatları kırılmış turna gibi mahzun, yalnız, üstelik adam akıllı yorgunsak ne yapacağız? Geçmişin ağusuyla dövünmek mi, muhtemelen göremeye ömrümüzün yetmeyeceği baharın hayaliyle avunmak mı? Yoksa çekip var olmanın inancını sürme gibi gözlerimize, direnmek mi kışa? Yeşertemesek de koca dünyayı, dikmek tohumlardan bir kaçını cam kenarındaki paslı saksıya. Çilekeş sardunyadan, inatçı sarısabır çiçeğinden, gün güzeli gülden yana. Ne varsa… Ve bunlardan bir dal fide sunmak eşe, dosta, komşuya. Sırf paylaşmanın güzelliğini yaşayalım, özlemini çektiğimiz dünyadan bir nefeslik koku olsun diye…
Paylaşmak, dayanışmak, ortaklaşmak… Sende olanı başkasıyla bölüşmek değil midir? (Bölüne bölüne değil!) bölüşe bölüşe çoğalmak nasılda yakışır 78’lilik ruhuna. Her şeyi, her değeri metalaştıran kapitalimin çarkı içinde unutulmaya yüz tutmuş bu kavramı hatırlamak inanın iyi gelecek bizlere. Paylaşmak; kavlince kararınca. Ağzında bir damla suyla yangını söndürmeye koşan karınca misali. Niyetimiz belli olsun; eleştirmek, ertelemek yerine yapmak, mazeret değil çözüm üretmeye çalışmak. Bu işten ne çıkarım var diye düşünmek yerine çok basit bir soru sormak kendimize “Ben ne yapabilirim?”
Her değişim küçük bir hayalle başlar, düşünceyle büyür, emekle hayata geçer ve illa ki zaman alır. Sihirli değnek yok elimizde, hemen olmaz öyle bugünden yarına…


Hep başkasından beklemek, büyük değişimleri kısa sürede gerçekleşeceğini sanmak züğürt tesellisi sadece. Bırak başkalarını kardeşim, çıkınında ne var, sen ne verebiliyorsun? Önce onu söyle! Öyle büyük büyük şeylere gerek yok! Ne geliyor elinden? Karşılık beklemeden bir harf öğretebilir misin mesela, masum bir çocuğa hayal dünyasını genişletecek afili bir masal anlatabilir misin? Şöyle atından, filinden, şahından, vezirinden… Problem çözme yetisini artıracak satranç oyunu öğrettin mi hiç? Özcesi; yolun nere kardeşim? O yolda karınca mısın, değil misin?
Okumanın, yazmanın, yazınsal ürünlere yolculuk yapmanın ulusal ve evrensel boyutta yaşama katacağı değerin farkındayız. Söylemek değil, eylemek! Ankara 78’liler Girişimi/Sanat ve Edebiyat Birimi olarak bu düşünceyle çıktık yola ve alanında yetkin yazar, sinemacı, psikolog ve felsefeci hocalarımızdan gönüllülük esasına göre oluşturduğumuz ekibimizle, edebiyatın yazım alanında yol almak isteyen gençlerimize ücretsiz olarak “Yaratıcı Yazarlı Atölyesi” açmaya karar verdik. Yaptığımız şey zerre kadar küçük ama niyetimiz belli olsun işte…
Hadi, durmayın sorun şu soruyu kendinize;
Ben ne yapabilirim?
Karınca kararınca… Buyurun bekliyoruz sizi de,
El alıp, el vermeye.
Paylaşmak Güzeldir!
Mediha Ünver

- Reklam -