Bodrum ve Çeşme’de her yıl bir şeyler değişiyor. Yeni villalar, evler yapılıyor, mağazalar, lokantalar açılıyor, geniş yollar yapılıyor, koylar daha fazla işgal ediliyor. Ancak her sezonda değişmeyen bir şey var, o da meyve sebze fiyatları.

Bodrum ve Çeşme’de vakti olanların ve yerleşik yaşayanların uğrak yerlerden bir de sebze meyve pazarları. Özellikle “şöyle ucuzuna domates, karpuz alsak” düşüncesiyle gidilen pazarlarda tam bir şaşkınlık ve hayal kırıklığı yaşanıyor. Fiyatlar şehirlerle aynı, hatta yüksek. İşin ilginç yanı, sebze meyve fiyatları sezona nasıl başlıyorsa sezon sonuna kadar değişmeden gidiyor.

Örneğin, hem Bodrum’da hem Çeşme’de Mayıs’ta, Haziran’da pazara gelen domatesin kilosuna 3 lira etiket koyuluyor ve hiç değişmeden sezon sonuna kadar devam ediyor. Diğer ürünler de aynı. Patlıcan, biber 4, üzüm, şeftali 5 liradan, diğer mevsim meyvelerinde fiyatlar en az 8 liradan satılıyor. En şaşırtıcı büyük şehirlerde kilosu 50 kuruşa düşen karpuzun fiyatı bir lira. Et, tavuk, süt ve ürünleri de sezona nasıl başladıysa aynı fiyattan satışa sunuluyor.

Ayrıca her iki yerin pazarlarında rekabetçi bir durum da yok. Hangi tezgaha baksanız iyisi, kötüsü fark etmez, aynı etiketi taşıyor. Talep varmış yokmuş hiç önemli değil. Fiyatlar sabah da aynı akşam kapanırken de. Sonuçta fiyatlar değişmediği için her iki belde de sezon enflasyonu da aynı kalıyor.

Bodrum ve Çeşme pazarlarını dolaşırken, gıda enflasyonunu düşürmek için Ankara’da dört aydır yapılan çalışmaları hatırladık. Konu üzerinde toplantı üzerine toplantı yapıladursun şu soruya cevap bulunmalı: Hadi büyük şehirleri anladık, mesafe uzun, nakliye; fiyatların artmasında büyük etken. Peki ya Bodrum ve Çeşme’ye ne demeli? Her iki belde sebzenin meyvenin etin, tavuğun, sütün üretim merkezlerinde, hatta göbeğinde bulunuyor. Dağ taş yemyeşil sebze meyve tarlalarıyla dolu.

Dahası bu yörelerde çoğunlukla üretici ürününü tarladan doğrudan pazarlara indirebiliyor. Bir anlamda ürün iki üç el değiştirmeden satışa çıkarılıyor. Demek ki nakliye, aracılık, komisyon giderleri buralardaki enflasyon artışı için neden değil. Yol kenarındaki satıcılar için de aynı fiyatlar geçerli olduğuna göre bunu “turistik bölge, etikete ne yazsak gider, alalım şu şehirlilerin, sosyetenin parası” anlayışına bağlamak yanlış olur.

Fiyatların yüksekliği Mayıs’ta, Haziran’da ilk ürün olduğu için anlaşılabilir. Ürünün en bol olduğu Ağustos ayında fiyatlar aşağı doğru kımıldamıyorsa, hem buralarda hem de büyükşehirlerde fiyatlar aynı kalıyorsa başka nedenler olmalı.
Nerden bakarsanız bakın Çeşme ve Bodrum’daki üretici ile Diyarbakır’daki, Adana’daki, Trabzon’daki, Edirne’deki üreticinin farkı yok. Hepsine sorsanız, gübreden, mazottan, ilaçtan, işçilikten yakınacaktır.
Sonuçta Bodrum ve Çeşme’den yola çıkarsanız, Ankara’ya geldiğinizde enflasyonla mücadeleye başka açılardan bakmalısınız. Günlük yaşantıya dair tüketim için gerekli ürünlerin üretim maliyetlerini düşürmediğiniz takdirde enflasyon daha çok çift hanelerde dolaşır, özellikle gıda enflasyonu zincirini kırmak için de daha çok toplantı yapılır. Tek çareyi de bu ürünlerin ithalatında bulunur.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz