Ar damarına stent takılmışlar köprüden önce ki son çıkışa yaklaşırken “yüzsüzlük surviver” yarışmasının sezon finalini kaçırmayın.

Pieter Steinz öyle bir ölümsüz başucu el kitabı yazmış ki elimden bırakamıyorum. “Avrupa’yı Avrupa yapan değerler”. Gel zaman git zaman bu kitaptan aktarmalar yaparak, Batılı değerleri bizimkilerle (şayet bulabilirsem) karşılaştıracak, günün stresinden uzaklaşmanızı sağlamaya çalışacağım. İlk olarak ünlü riyakar_evet yanlış duymadınız _riyakar filozof Cicero konuğumuz. Biyografisini yazanlar tarafından Marcus Tullius Cicero (MÖ106_43) felsefede şüpheci siyasette riyakâr olarak tanıtılır. Kendini beğenmiş, iki yüzlü, ukala ve ömrü boyunca büyüklük kuruntusu olan biri.

Bunlara rağmen adı tarihi büyük bir insan olarak geçti_ hatta en çok hayran olunan Romanlılardan biri olarak. Zira Cicero muhteşem bir yeteneğe sahipti. Odysseus gibi konuşup Kalliope gibi yazardı. Kalıplaşan yazıları sonraki yüzyıllarda_ özellikle de Petrarca’nın Cicero’nun mektuplarını keşfetmesiyle_ Latincenin altın standardı ilan edilirken, güzel konuşma yeteneği Robespierre, Goebelles, John F.Kennedy ve daha niceleri için ilham kaynağı oluşturdu. “Cicero, bir adamın adı değil, konuşma sanatının ta kendisidir.” diye yazmıştı Romalı okul öğretmeni Quintillianus MS 1. yüzyılda. Belagat ustalığının ve siyasetçiliğinin yanında, asıl kabiliyeti Yunan felsefesini çevirerek aktarma olsa dahi, Cicero aynı zamanda bir felsefeci idi. Metanet gösteren ve devlet işlerine (res republica) ve eski Roma değerlerine sadakatli olan Cicero , yurttaşlarının Yunan felsefesinin en önemli akımlarıyla tanışmasını sağladı. Platon, Aristoteles, Zenon ve Epikourus’un eserlerinde geçen anahtar kavramlara Latince karşılıklı bularak Romalıların daha kolay düşünmesini ve tartışmasını sağladı. Kendisinin hukuk felsefesi, ahlak ve teoloji konusundaki eserleri_ De Lebigus(Yasalar Üzerine) De Officiis ( Yükümlülükler Üzerine) ve De natura deorum ( Tanrıların Doğası) 18.yüzyıl Aydınlanma dönemi düşünürleri için büyük değerler taşıyordu.

Kimi deyişleri

  • Cumhuriyet [res publica], halkın işidir [populi res]halk, herhangi bir şekilde bağlantılı tüm insan gruplarını değil, ancak hukuk ve haklar konusunda ortak bir anlaşmaya varmış, karşılıklı menfaatlere katılmaya istekli birçok insanın bir araya gelmesidir.
  • Barış ile kölelik arasında çok büyük fark vardır Barış huzur dolu bir özgürlüktür. Kölelik ise yalnız savaşarak değil ölümü bile göze alarak uzak tutulması gereken her türlü kötülüğün en kötüsüdür.
  • Bir yerde yaşam varsa orada umut da vardır.
  • Bütün büyük işler, küçük başlangıçlarla olur.
  • Çalışarak ün kazananların sayısı, doğuştan ünlü olanlardan daha fazladır.

Peki nesi eksikmiş bizimkilerin dersiniz?

El cevap; Alayı “Kifayetsiz muhteris”. İki asır sonra bile muasır medeniyet seviyesine ulaşamamış bizimkiler. Hemen her gün tv’ler ve/veya gazetelerde de boy gösteren bizim riyakarlar, Milattan hemen önce yaşamış Cicero’nun tırnağı bile olamaz. Yahu insanda biraz tahsil, konuya ilişkin bilgi, hayata ilişkin espri vb. katmadan vazgeçtim asgari değerler olmaz mı? Ülkenin görsel medyası tv tartışma programlarında dökülüyorsa, sözüm ona profesörler yandaş yalakalık yapma adına kalitelerini(!) sıfırlıyorsa yandı gülüm keten helva..

Bizim Cicero’lar olsa olsa bir zamanların çift taraflı ajanı Çiçero olurlar.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz