İlber Ortaylı’nın son kitabı, “Bir Ömür Nasıl Yaşanır” aslında bir nehir söyleşi.

Yenal Bilgici sormuş, Ortaylı 72 yıllık verimli yaşamından damıttığı görüşlerini, deneyimlerini paylaşmış.

Özellikle genç okuyucular için çok yararlı olacak bu kitapta, “Bir ömrü hakkıyla yaşayabilmek ve yaşanan her andan tat alabilmek için neler yapılmalı”, “İnsan kimden ne öğrenebilir, kendi kendini yetiştirmesi nasıl mümkün olur” gibi sorulara yanıt aranıyor.

İşte kitapta altını çizdiğim satırlardan bazıları:

-Kimsenin sizi bulmasını beklemeyin, nitelikli insanları siz arayın. Ben insanları arar bulurum. İyi hocalardan eğitim almak için bizzat çok uğraşmışımdır. Neticede kimse gelip beni keşfetmedi.

-Ben hep yerimde dursaydım, dünyamı değiştirecek insanları aramasaydım, bugün tanıdığınız ben olamazdım.

-Bir insanın bittiği an, miskinliğe esir olduğu andır. İnsan, konforundan vazgeçmeyi göze almalıdır. Herkes kendi talihinin mimarıdır.

-Hayat duygularla resmedilecek bir kompozisyon, aynı zamanda mantıkla yazılacak bir rapor gibidir.

-12-25 yaşları arası temel atma dönemidir. Hayatınızı esasen bu dönemde kurarsınız. 25-40 arasında hayata karışır, söz söylemeye başlarsınız. 40-55 arası olgunluktur, otorite olma dönemidir. 55 ve sonrası ise bir dinlenme, demlenme zamanıdır.

-Esas olan 25’ine kadar öğrendiklerinizdir. O yaşa dek okuduğunuz kitaplar, seyrettiğiniz filmler, gördükleriniz hayatınız boyunca sizinle kalır. Belli yaşlardan sonra öğrendiklerinizi aynı hızla unutuyorsunuz.

-Becerilerinize gerçekten uyan mesleği seçiniz. Kendi kapasitenizin altında çalışmayın, kendinize bol ya da dar gelen bir gömleği giymekten kaçının.

-İlla aynı hayat görüşünü paylaştığınız insanlarla dost olacaksınız diye bir kural yoktur. Ben her dostumun hayat görüşünü paylaşmam ama görüşlerinden faydalanırım.

-Çocuğunuzu sadece kendisi olduğu, çocuğunuz olduğu için sevin. Bizdeki büyük yanılgılardan biri, insanlarımızın kendi başaramadıkları şeyleri çocuklarından beklemesidir. Bunu yapmayın, çocuklarınıza kendi yükünüzü yüklemeyin.

-Ne yaşadıysanız yüzünüze yansır. İnsanın yüzü bir kitap gibi okunabilir. İfadeniz bomboşsa hiçbir şey yaşamadığınız fark edilir. Bundan kaçının, monotonluktan uzaklaşın. Yüzünüz ifadesiz kalmasın.

-Kendinizi geliştirmek, yetiştirmek istiyorsanız, işinizle gücünüzle ilgili olmayan konularla da ilgileneceksiniz. Mühendis de olsanız örneğin, coğrafyayla tarihle uğraşacaksınız, müzikten anlayacaksınız, dans edeceksiniz. Milletin halini dert edineceksiniz.

-İşinizi doğru seçin. Daha en başından aşık olduğunuz bir işi yapmaya gayret edin. Bunu yapmazsanız ne kadar çalışkan olsanız da hayattaki gayenizi kaybedersiniz, zihniniz uyuşur.

-Okuyup yazarak çalışanlara, sabahları çalışmalarını, bilhassa da notlar alarak çalışmalarını katiyetle öneririm. Sabahların özel havasından faydalanmak gerekir.

-En çok öğretmene dikkat etmemiz lazım. Bizde model hep öğretmenlerdir, anlattıklarıyla bir dünya kurarlar. Öğretmen iyiyse, toplumunu kurtarır. Öğretmenler artık rol modeli, kanaat önderi olarak aramızda değil. Acilen ve de bir lider olarak geri dönmeleri gerekiyor.

-Elit (Seçkin) olmaktan, elitist bir eğitim aramaktan, talep etmekten korkmayın. Elitlerimizi iyi değerlendirememekten korkun. Çünkü böyle bir toplum gerilemeye mahkumdur.

-Bilmem nerelerde üniversiteler açılıyor, bizim çocuklarımız da oralara gidince kurtulacaklarını zannediyorlar. Ama söylüyorum, iyi olmayan üniversiteye gideceklerine, üniversiteye gitmesinler.

-Kabiliyetleri tespit eden, çocukları ona göre yetiştiren bir sistem kurmamız gerekiyor. Hiçbir toplum yetenekli çocuklarını harcayacak lükse sahip değildir.

-Çocuklarınızı hayatın zorluklarına realist bir şekilde hazırlayın. Türkiye’de dayanıksız, hayata hazırlıksız, en küçük güçlükte tökezlemeye meyilli çocuklar yetiştiriliyor.

FACEBOOK YORUMLARI

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.