Bir insana, sıradan günlük hayatın yaşanışı içerisinde böyle bir parayı kaybettiğini söyleseniz her halde size kötü kötü bakacaktır. Böyle bir para zaten normal bir inanının bir günde kazanıp kaybedebileceği bir para değildir.


Kapitalizmde herkes zengin olabilir, bunu savunanlar hatta birkaç örnek gösterilerek bak bunlar sistemin fırsatlarından yararlandılar ve zengin oldular diyebilirler. Sistem zengin olmak için kurulmuştur diyerek, günlük hayatın akışı içerisinde geçimini sağlamak için kaybolup giden insanlara umut dağıtarak, çok güzel bir hikâye olarak anlatılır.
Kapitalist ekonomide emeğiyle çalışanlar için zengin olmak kolay değildir hâlbuki. Kısa yoldan zengin olmanın yolu ya şans oyunları oynamak ya da sistemin yasakladığı ve yüksek risk yüksek kar getirici işleri yapmaktan geçmektedir.
Bu ara sık sık gazetelerde bir günde şu kadar para kazandı, bir günde şu kadar para kaybetti haberleri sürekli yayınlanmaktadır. Sözcü gazetesinin 27.06.2019 tarihli internet portalında bir ekonomi haberi vardı. Facebook’un CEO’su Mark Zuckerberg bir günde 7 milyar dolar kaybetti.
Okuyunca kendi kendime düşündüm bu ne büyük bir zenginlik. İnsanlar bu COVİD 19 sürecinde açlıktan ölürken, Mark Zuckerberg kaybettiği paraya ne kadar yoksulun yarasına derman olabilir. Dedim ki bu parayı bulan yaşadı. Sonra düşündüm bu para bir araya toplanmış, balya balya taşmıyordur herhalde, çünkü bunu koyacak ne bir ev var, ne bir kasa ne de bunu taşıyabilecek bir tır.
Evet, biraz kara mizaha yapayım istedim. Çünkü kaybedilen para fiziki bir para değil. Üretim yapılarak kazanılmış ve bir doğal nedenden dolayı yok olmuş bir para değil.
Kapitalist sistemde bir gerçek üretim var, buna reel ekonomi deniliyor, birde finansal piyasa dedikleri ve bir sanal ortam var. Prof.Dr. Osman Altuğ bunu şöyle ifade ediyor “ Ben buna üçkâğıt ekonomisi diyorum. Bu üçkâğıt ekonomisi üç şeyden oluşuyor: borsa, faiz ve dolar. Peki, bu kazancın gerçek üretimi nerede” ve soruyor ne üretiliyor burada.
Kapitalist piyasalarda, gerçek üretim ile finansal piyasalar arasında büyük bir fark ortaya çıkıyor. Para tutarı piyasada ne kadar yüksek ise o kadar mal ve hizmetler pahalanıyor, enflasyon oluşuyor.
2008 krizini unuttuk, bugünkü yaşanılanlar arasında. Nasıl başlamıştı sahi. 2008 küresel krizine neden olan finansal enstrümanların ortaya çıkışı. Yaratıcı bir dahi 1970’lerde Solomon Brothers’ta çalışan Lewis Ranieri adlı tahvil işlemleri yapan bankacının, binlerce mortgage (konut kredisi) tahvilini birleştirerek “Mortgage-Backed Securities” (MBS) (Konut Kredisine Dayalı Menkul Kıymetler) adlı yeni bir yatırım aracı oluşturmasına dayanıyor.
Biraz bu cümleyi anlaşılır hale getirip Türkçeleştirelim. Vatandaş A şâhsı gidiyor bir ev alıyor ve Z bankasına borçlanıyor. Vatandaş B,C…’lerde aynı şekilde ev alıyorlar. Diyelim ki bu ev sayısı 10 olsun ve parasal karşılığı da bir milyon olsun. Bankaya teminat vererek borçlanan vatandaşlardan alacağı olan Z bankası, bu alacakları birleştirerek piyasaya ( Sermaye Piyasasına ) yeni bir tahvil veya hisse sendi olarak çıkarıyor ve bunları satıyor. Piyasaya çıkan bu tahvil ve hisse sendi kartopu gibi büyüyerek alıcı ve satıcılar arasında alış-verişe konu oluyor. Borç bir iken piyasada birkaç katı işlem yapılıyor ve asıl borçlular ( ev alanlar) sıkıntıya düşüp borçlarını ödeyememeye başlayınca balon patlıyor ve kriz ortaya çıkıyor.
Facebook’un CEO’su Mark Zuckerberg bir günde 7 milyar dolar kaybetmesi hikâyesi de tabi ki sanal dünyada, yani borsada. Büyük çok uluslu şirketler sosyal medya portallarına ABD’de ırkçılık yapılması ve bu paylaşımlara izin verilmesi nedeniyle reklam vermeyeceklerini açıklamaları, Facebook’un ve vb. şirketlerin gelecek karını düşüreceği beklentisi hisse senetlerinin piyasa fiyatlarını ve değerini düşürmektedir.
Kaybedince böyle kaybedeceksin, zenginliğin belli olsun ki, birileri daha çok biriktirirken dünyada daha bir parça ekmek ve suya ulaşamamaktan açlık, yoksulluk ve sağlıksız nedenlerden dolayı ölsün.
Piyasalar var olsun gerisi boş diyorlar…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz