Kaz Dağı’nda altın arayan Kanada’lı firma 4 Milyar dolarlık altın çıkarıp %2 sini yani 160 Milyon doları Türkiye Cumhuriyeti’ne verecekmiş.

Bu işletme 200 Bin ağaç kesti 160 milyon doları 200 Bine bölersek ağaç başına 800 Dolar ya da yaklaşık 4.000 Türk Lirası ödeyecekler!

Türkiye’de işler bu kadar ucuz, gel ağaçları kes altını al git pisliğini, siyanürlü atıklarını burada bırak sonra zehirli  atıklar ile nesiller boyu Türkler uğraşsın dursun.

Kamuoyu siyanür ve altın ilişkisi konusunda ne yazık ki fazla bilgili değil önce şunu belirteyim siyanür ile altın aranmaz siyanür ile altın ayrıştırılır. 

Pekiyi siyanür nedir? Siyanürün Amerikan hapishanelerindeki gaz odalarında idam mahkumlarının ölüm cezalarını infaz etmekte kullanıldığını hatırlatırsam konunun vahameti ortaya çıkacaktır diye düşünüyorum. Siyanür temas ettiği ya da solunduğu zaman milyonda bir seviyesindeki miktarlardan itibaren yaşamı tehdit etmeye başlar. Çok hızlı şekilde etki ettiğinden dolayı çok şanslı iseniz, az miktarda aldıysanız, tam teşekküllü bir  hastaneye yakınsanız, bu hastahanede bu alanda deneyimli bir ekip bulunuyorsa ve onların da ellerinde antidot  varsa  hayatta kalma şansınız vardır.

Peki siyanür kullanmadan altın elde etmek mümkün değil midir ? Elbette mümkündür elde elek dere sularında altın arayan madencileri  Amerikan kovboy filmlerinden hatırlarsınız. Altın başka hiçbir madde ile reaksiyona girmeyen saf bir madendir doğada bileşik halde bulunmaz geleneksel maden arayıcıları dere yataklarındaki gözle görülebilen iri parçalar halindeki altının peşindedirler. Lakin altının çoğu milyonarca gözle görülmez küçük partikül halinde toprağa dağılmıştır işte burada siyanür devreye girer altının büyük parçalı olmayan, ufak tanecikli hali altın yataklarının içerisinde milyonlarca ufak parça halinde geniş arazide toprağın derinlemesine bulunur. Binlerce ton toprağa dağılmış  minik partiküller halinde altın cevheri bulunuyorsa bunu tek tek elle arayıp bulup ayıklayabilmek imkansıza yakındır. Siyanür işte tam da burada devreye girer. Siyanürün şöyle bir özelliği vardır tıpkı şekerin sıcak çayın içerisinde karıştırıldıkça kaybolması gibi, içinde altın olan toprağı siyanürlü su ile yıkadığınızda toprağın içindeki altını katı halden sıvı hale getirir ve çözeltinin içine alır. Siyanürlü o çözeltinin içerisinde çok yüksek oranda altın bulunur ve sonra o çözeltiye klor gazı verdiğinizde altın çözeltinin içinde katı halde gelir ve çöker. Sonra bu altını alır külçe haline getirip piyasaya sürersiniz.  Lakin asıl sorun buradan sonra başlar çünkü binlerce ton toprağı yıkayacak kadar çok elinizde siyanürlü suyun olması gerekir. Bunun için altın madenlerinin yanında dev havuzlar inşa edilir. Siyanürlü çözeltinin bulunduğu havuz mutlaka açık havada olmalıdır çünkü bu zehri yine doğa sayesinde bertaraf ederiz. Siyanürlü çözeltiyi güneş ışınlarına maruz bıraktığınızda ultraviyole ışınları siyanürü parçalar ve görece daha az zararlı hale gelen bir çözeltiniz olur.

Burada tabi bu havuzun deprem, sel, heyelan ve benzeri afetlere hatta terör saldırılarına karşı çok iyi korunması gerekir. Eğer bu havuz çöker, bu çözelti yer altı ya da yer üstü sularına karışırsa bu çok büyük bir çevre felaketine yol açar.

En son Romanya da bu risk gerçekleşti ve siyanür havuzu hasar gördü. Bu kaza Çernobil’den beri Avrupa’da yaşanan en büyük ekolojik felaket olarak tarihe geçti, yaklaşık elli kilometre çapındaki bir alanda tüm doğal yaşam etkilendi. 30 Ağustos 2000’de Baire Mare Aurul altın madeninde zehirli atık materyali barındıran baraj yıkıldı ve 100 bin metre küp siyanürlü atık su, Tizsa nehrine karıştı. Kazanın ardından insanlar ve tüm canlılar için çok az bir miktarın bile ölümcül olabildiği siyanür, su yoluyla Sırbıstan, Bulgaristan ve Romanya’ya ulaşan Danube nehrine kadar karıştı. Sızıntı, bölgedeki ekosistemi tümüyle etkiledi. ‘Ölü nehir’ adını alan Tizsa’da balıkların yüzde 80 ile 100 arası zehirlenerek öldü. Ayrıca bölgede yaşayan vahşi hayatın çoğu yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.

Hepi topu 160 milyon dolar kazanacağız diye böyle bir riski üstlenmeye değer mi?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz