On maçlık serüven tamamlandı ve A Milli takımımız H Grubundaki maçlarını 23 puanla tamamlayarak Fransa’nın ardından 2020 Avrupa Şampiyonası’nda mücadele etme hakkını elde etti. Öncelikle bu başarının elde edilmesinde katkısı olan herkese sonsuz teşekkürler. Pek tabi ki bu teşekkürlerin en büyüğü, takımımızın teknik patronu Şenol Güneş ve öğrencilerine…

Oldukça genç ve dinamik isimlerden oluşan bu takımın şampiyonada da önemli işlere imza atacağına olan inancımın altını çizmek istiyorum.

Son maç haftasına Fransa’nın averajla, İzlanda’nın ise tam dört puan farkla önünde giren takımımız, ilk maçta deplasmanda 2-1 kaybettiği rakibi karşısına doğrusunu söylemek gerekirse hayli tedirgin girmişti. Öyle ya, karşında son şansını kullanmak durumunda olan bir İzlanda var ve de o maçın ardından içeride seni hayli zorlamış ve karşılaşmanın son on dakikalarında bulduğun tek gol ve de güçlükle yenebildiğin bir Andorra’yla deplasmanda oynayacaksın. Bu durum takım üzerinde bir gerilim yaratıyordu. Akıllı bir futbolla İzlanda önünde beraberliği cebimize koyduk. O maçta daha etkili bir futbol ortaya koyabilir, maçı kazanabilirdik de. Ancak, futbol enteresan bir oyun. Şemsiye tersine döner ve yiyebileceğimiz gol, tüm hesapları altüst edebilirdi. Şenol hoca bu duruma düşmemek adına öğrencilerini, temkinli bir oyun formatıyla sahaya sürdü. Sonuçta son şansını kullanmak için daha stresli bir oyun oynayan İzlanda’yla berabere kaldık ve 2020 Avrupa Şampiyonası biletini cebimize koyduk.

İzlanda maçında alınan sonuç, puan puana olduğumuz fakat ikili averajla önünde olduğumuz, Fransa’nın iki puan önümüze geçmesine neden oldu.

Bu durum tabi en çok Şenol hocayı rahatlattı ve Andora deplasmanında, gençler ve yeni isimlerle rotasyon yapılan bir takımla sahaya çıkmamıza neden oldu. Bence çok da iyi oldu. Çünkü bu genç ve deneyimsiz isimlerin gelecek günler adına takıma adaptasyonu anlamında önemli bir avantajdı bu durum. Uğurcan Çakır, Ozan Kabak, Nazım Sangare, Ahmed Kutucu ve Enes Ünal, Milli forma altında ilk resmi maçına çıkma mutluluğunu yaşadılar. Enes Ünal bu mutluluğun yanı sıra, aynı zamanda ilk gollerini atma onurunu da yaşadı.

Evet, sonuçta 1996, 2000, 2008 ve 2016’dan sonra 5. kez Avrupa Futbol Şampiyonası’nda boy göstereceğiz.

Yukarıda da belirttiğim gibi, eleme maçlarında sadece üç gol yiyen, son dünya şampiyonu FransaDan iki maçta dört puan alan ve sadece bir yenilgiyle, oyuncu grubu olarak iyi bir jenerasyon yakalayan takımımızın, Şenol Güneş’le birlikte bu turnuvada başarılı olacağına eminim. Onlara şimdiden bol şanslar diliyorum.

Kalın sağlıcakla…

Facebook Yorumları

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz