Ana Sayfa Yazarlar Batan geminin malları misali

Batan geminin malları misali

-

Ekonomide işler tepetaklak gidince yabancılar bu defa işleri tersine çeviriyorlar. Hedefleri batık ancak gelecek vaat eden firmaları, yatırımları satın almak.

Daha önce liranın değer kaybetmesiyle ucuzlayan Borsa İstanbul’daki hisse senetlerine ya da devlet kağıtlarına üşüşen yabancı fonlar batık olan ya da borçlarını yapılandıran Türk firmalarına göz dikiyorlar. Tıpkı batan geminin mallarını kapışırcasına çalışmalar yapıyorlar.

Yabancılar, verimli, üretken, geleceği olan sektörde yatırımı olan, proje yürüten ancak gerek ekonomideki sıkıntılar gerekse döviz dalgalanmalarıyla banka borçlarını ödeyemeyen ancak yapılandırmış kurumsal firmaları araştırıyorlar. Bunları satın almak için de bankalarla temaslar kuruyorlar.

Örneğin enerji alanında dolar üç lira iken bankalardan 300 milyon dolarlık kredi çekip yatırım yapan bir firmayı ele alalım. Bu firmanın o gün için lira karşılığı 900 milyon olan döviz borcu bugün için 1.8 milyar liraya çıkmış durumda.

Bu ödeyemeyince ya banka firmaya hacizle el koyuyor, firma da önlem olarak konkordato ilan ediyor ya da bankasıyla anlaşıp bu borcu yenden yapılandırmayla uzun vadeye yayıyor. Ancak işler istenildiği gibi gitmeyince yani ödemeler düzenli yapılmayınca bankalar da zora gidiyor, bilançoları, nakit akış vs. bozuluyor. Şu an için en az 107 milyar lira yasal takibe düşmüş bir tutar bulunuyor.

İşte yabancıların ilgisi burada başlıyor. Kredisini toplayamayan banka belli bir zararı göze alıp yine örnekte olduğu gibi 300 milyon dolarlık alacağını 200 milyon dolara bu yabancı fonlara satıyor. Banka için yıllarca kredi dönüşünü beklemek yerine zararı göze alıp hem zararını azaltmak hem de nakit bulmak işine geliyor ama olan bizim yatırımcı firmalara oluyor. Yabancılar bu firmaları alınca sermaye aktarımı yapıyorlar, ana hissedar oluyorlar, yönetimi ele geçiriyorlar.

ABD GEZİSİNDEN SONRA

Başka bir yönden bakarsak esasında bu tür yatırımlara tamamıyla yerli sermaye demek doğru da değil. Kamu bankaları dışında neredeyse tüm bankalar yabancıların kontrolünde. Bir anlamda bu tür yatırımların büyük bölümü yabancılar arasında el değiştiriyor. Buna da küreselleşme deniliyor.

Bu tür işlere ilgi gösteren ABD merkezli Goldman Sachs adlı fonun açıklamasındaki “durgun ekonomiden ve zayıf bir liradan kurtulmak için çabalayan Türk bankalarının, stres altındaki bilançolarını güçlendirmek ve likiditeye erişmek için kredi satmakla ilgilenebilecekleri’ cümlesi her şeyi özetliyor.

Haberlere göre bu fon bu işler için iki ile altı milyar lira arasında kaynağı gözden çıkarmış. Aynı şekilde Japon Japon Orix ve Amerikalı Bain Capital adlı kuruluşlarda yoğun araştırma yapıyorlarmış. Şunu da belirtelim bu tür girişimlerin Bakan Albayrak’ın ABD gezisinden sonra hızlanması tesadüf değil galiba.

Kimileri bu gelişmeleri, “ne güzel, bak yabancı sermaye geliyor, hem bankalar kurtuluyor, hem de yatırımlar canlanıyor deyip işi hatta istihdam artışına bağlayabilirler.

Ancak bu kişilere, zamanında döviz ucuz, kredi alın yatırımınız yapın diye sırtları sıvazlanan firmalar hangi ekonomi politikaları sonucu bugün zora düştüler de şimdi yabancılar üşüşüyor diye sormak lazım.

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

İsmet Hazardağlı
İsmet Hazardağlıhttps://sonsoz.com.tr
1984 yılında çalışmaya başladığı gazetecilik mesleğinde, çeşitli haber ajansları, dergiler, gazeteler ve televizyon kanallarında muhabir ve üst düzey yönetici olarak görev yaptı. Sonsöz'de ekonomi yazıları ile sizlerle!

Bu Haberler Kaçmaz!

Sahurda ve iftarda şekerli gıdalar tüketmeyin

Ece Çalışkan, ağız bakımına dikkat edilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Sahurda ve iftarda çok fazla şekerli gıdalar tüketmeyin” dedi.