“Babamın hakkını verin”

0
70

Ermenek’te haksızlığa uğrayan, maaşını tazminatını alamayan bir madencinin oğlu çakmak çakmak gözleri ile haykırıyor; “Okula gidiyorum, babam benim cebime 5 kuruş koyamıyor, babamın hakkını verin”

Onun babası yerin yüzlerce metre altında kör karanlıkta, eve ekmek götürmek için alın teri dökmüş, lakin emeğinin karşılığı ödenmemiş, haksızlığa uğramış, mağdur çocuğun isyanı işte buna; bu haksızlığa, bu zulüm düzenine.

Devletin işi gücü; haksızlıkları önlemek, mağduriyetleri gidermek, hak hukuk tanımayanları cezalandırmaktır, halk bunun için devlete vergi öder, devlet bunun için vardır.

Ermenek ve Somalı madencilerin ödenmeyen tazminatları ve ücretlerinin ödenmesi, insani çalışma koşullarının oluşturulması, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınması talebiyle başlattıkları direniş haftalardır sürüyor.

Hükûmetkapısı sağır, candarma barikatı duvar, gaz bombasından göz gözü görmüyor ve zaman zaman da coplar havada uçuşuyor; yaşlı genç, kadın erkek, çoluk çocuk demeden bir inip bir kalkıyor…

Karaman Ermenek’te 13 aydır maaş ve tazminatlarını alamayan madenciler günlerdir maden önündeki bekleyişlerini sürdürüyordu. Bekleyerek bir sonuç alamayan maden işçileri 12 Ekim’de Ankara’ya yürümek, anayasal haklarını kullanmak seslerini duyurmak istemiş fakat Jandarma engeli ile karşılaşmıştı. Jandarmanın çok sert müdahalesi sonucu 3 maden işçisi yaralanırken, 1 maden işçisi de gözaltına alınmıştı.

Madenci Hasan Oğcu’nun jandarmaya dönüp “Gözü kör olan insanlarımız var. Komutanlarımız bunun bilincinde olsun. Biz elimizi kaldırırız. Tutuklanacaksak eğer hak uğrunda gideriz” demesi basına yansıdı ve hala hafızalarda.

Siz madeni bilir misiniz madeni?

Girdiniz mi hiç o kara karanlık, ıslak kuyulara?

Tavandan su damlar, duvardan gaz sızar, ölüm her yerde kol gezer, bir anlık hata onlarca cana mal oluverir.

Bazen bir grizu patlaması olur; çöker maden, yüzlerce metre kaya yığılır insan cesetlerinin üstüne, topraktan cenazeleri almak haftalar sürer.

Bazen su basar; karanlık sularda gözden yiter, hayattan kopar madenciler.

Hatırlar mısınız; Ermenek’de su basan ocakta yiten oğlunun ardından madenci anası Gökçe ninenin, “Oğlum yüzme de bilmezdi, suyun içinde ne yaptı? Geceleri uyuyamıyorum. ‘Ocağa gitme artık’ diye kaç defa söylememe rağmen beni dinlemedi” feryadını?

Bir insan neden iner yerin yüzlerce metre altına zifiri karanlığa?

Elbette ekmek parası uğruna, geçim derdine…

Peki devlet ne yapar?

Zaten bu kadar tehlikeli olan bir yerde gerekli çağdaş tedbirlerin alınmasını sağlar mı?

Yoksa maden patronlarının doymak bilmez kâr hırsı uğruna tedbirlerin savsaklanmasına duyarsız mı kalır?

Gelişmiş ülkelerde devletler öncelikle maden patronunun kârını değil, madencinin canını düşünür. Gerekli tedbirler alınmadan, son teknoloji güvenlik uygulamaları yapılmadan indirmez madenciyi yer altına. Ola ki bir patron bu kuralları ihlal eder, devlet onun odunu, ocağını söndürür.

Geri kalmış ülkelerde ise insan canının bir kıymeti harbiyesi yoktur, “ölen ölür kalan sağlar bizimdir” zihniyeti ile indirirler işçileri madene…

Geri kalmış ülkelerde madenci madenden canını kurtarsa patrondan, parasını kurtarabilir mi buda ayrı bir muammadır. Madencinin zaten maaşı üç kuruştur, çoğu zaman bu maaşı da alamaz sürünür, kendi maaşının dilencisi olur patron kapısında, kimse umursamaz…

Oysa devlet de ortaktır madene, ya üretim sahası devletindir taşeron işletme üretimi yapıyordur ve yahut da arama iznini ve üretim ruhsatını devlet vermiştir, karşılığında da rödavans olarak ortaklık payını almaktadır.

Ayrıca madenlerde uyulması gereken güvenlik kurallarını da devlet koyar. Diğer yandan madenlerde güvenlik kurallarına uyulup uyulmadığının denetleme yükümlülüğü de tamamı ile devletindir. Bu yüzden bir madende her hangi bir güvenlik zaafiyeti varsa en az işletme sahibi kadar devlet de sorumludur.

Bu durumda emekçi mağdur olmuşsa ve devlet de bunu engelleyememişse; devlet önce bu mağduriyeti giderecek, çıkaracak emekçinin hakkını verecek sonra patrondan tahsil edecek. Patron ödemezse alacak madenini elinden başkasına verecek, tahsilatı öyle yapacak var mı başka bir çare?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz