Bu yıl birden fazla dalda Oscar adayı olacağına inandığım “First man /Ayda ilk insan” filmini depreşen Neil Armstrong anılarım eşliğinde izledim.. Filmi çok kişiden okursunuz, Mesela, Uğur Vardan’ın
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ugur-vardan/o-adimin-hikayesi-40991752 yazdıklarını tavsiye ederim.

Filmi dört dörtlük izlemiş kadar olursunuz. Film bahane.. önce Neil nasıl bizim insanımızda oldu…hayatımıza dokundu…onu zamana yolculuk yaparak anlatayım;Dostlar, mekanları tanımlayan 3 boyut bağlamında çoğumuz iyiyiz ama, dördüncü boyut olan zamanda bizde iz bırakan olayları hatırlarken bazen bir sis perdesi oluşuyor. Örneğin bundan 50 yıl öncesine, bir kuşağa adını veren ’68 yılına gidecek olsak, o dönemdeki anılarımızın zamanlaması öne arkaya bir iki yıl sarkabiliyor, değil mi? Gelin sizinle önce 1968 yılı dolaylarına şöyle bir uzanalım.68 kuşağı deyince ilk akla gelen moda ve müziğiyle birlikte bir sosyal değişimin çiçek çocukları ve “Yankee go home!” sloganlarıydı. Ama bugünlerde ABD karşıtlığı yapan kitleden çok farklı öncelikleri olan bir grup öncülük ediyordu o olaylara. O yılın başlarında ODTÜ’de ABD elçisi Komer’in arabasını yakan gençler tutucu olmayan sol görüşün temsilcileriydi. Aradan 50 yıl geçmiş olsa da hedefin değişmemiş olması bayağı ilginç. O yıllarda bilim ve teknolojide de paradigma kayması denilebilecek süreçler yaşanmıştı. Güney Afrikalı bir doktor olan Christiaan Barnard 1967 Aralığında insandan insana ilk kalp naklini gerçekleştirmiş ve hastası 18 gün yaşamıştı; Dr.Barnard 1968 de yaptığı operasyonlarda hastalarını giderek daha uzun yaşatabilmişti. 50 yıl sonra yapılan kalp nakillerinde hastalar artık yıllarca yaşayabiliyorlar.


Dördüncü boyutta bükülmeler


“Benim için küçük, ama insanlık için büyük bir adım!” söylemini, Neil Armstrong’un ayda ilk yürüyüşünü duymuşsunuzdur. Armstrong o ünlü ilk adımını Temmuz 1969’da atmıştı; Ay dönüşü Rusya ile uzay yarışında ki rekabette geride olan ABD’nin bu ay seyahatini (kimi kamuyu yanıltmayı amaçlayan darbelerde olduğu gibi) sanal ortamda kurguladığı yıllarca konuşuldu. Olayda ki kafaları karıştıran sorular saymakla bitmez…Ay yüzeyinde ayak izi varken 17 tonluk uzay aracının izi neden yok?… Dikilmiş Amerikan bayrağı hava olmadığına göre nasıl sallanıyor?… İki astronot dolaştı denildiği halde paylaşılan resimlerde ki astronotun kaskının camında neden üç uzay adamı resmi var?… 60’ların sonunda ve 70’lerin başında dünyadaki teknoloji birikiminin ne kadar olduğunu hiç düşündünüz mü ?… Bu teknoloji 3 insanı dünya atmosferinden çıkarıp yüz binlerce kilometre uçurduktan sonra aya indirmeye yetecek derecede olabilir miydi?… Belki de peki bugünkü modern çamaşır makinalarının sahip olduğu kapasitenin biraz daha fazlasına sahip Apollo 11 gemisinin bilgisayarlarıyla bunu nasıl gerçekleştirmiştir?…


Kaldı ki o zamanın bilgisayarları bir uzay gemisinin içine sığdıramayacak kadar küçük değildi. Oda büyüklüğüne varan boyutları vardı…gibi gibi. 30 yıl sonra kendisine ayda yürüyüşün bir kandırmaca olup olmadığı sorulduğunda verdiği yanıttan bugün bile alabileceğimiz dersler olduğunu düşünüyorum: “Bazı insanlar inandıklarına o denli bağlıdırlar ki, gerçekleri bile kolayca görmezden gelmeyi seçerler.”
Kolunu bilmem ama
Armstrong sağlam
karakterdi…


Neil Armstrong’un 1997 yılında Türkiye’ye geldiğini biliyor muydunuz? O yıl THK (Türk Hava Kurumu), FAI (Fédération Aéronautique Internationale ) işbirliği ile 1. Dünya Hava Oyunlarını gerçekleştirdi. O yıl olimpiyatlar ve Dünya Futbol Şampiyonaları olmadığı için çorbasında tuzum bulunan, tamamı Kadıköy Maarif Koleji ve ODTÜ’den arkadaşım Haluk Ar tarafından hayal edilen, tasarlanan ve gerçekleştirilen,1. Dünya Hava Oyunları,3500+ katılımcısıyla dünyanın en büyük spor organizasyonuydu.( Nagano 1997 Kış Olimpiyatları katılımcı sayısı 3000 dolaylarındaydı.). Neil Armstrong bu organizasyonun video çekimlerinden üretilen ALTIUS dizisinin sunumu için ülkemizde 7 ili dolaştı ve ALTIUS Amazon sitesinde 2 yıl boyunca Hava sporları kategorisinde en çok satılan dizi oldu. FAI Dünya Hava oyunlarının ikincisi İspanya’da (2001),üçüncüsü İtalya’da (2009), Dördüncüsü Dubai – BAE’de (2015) yapıldı ve olimpik gelenek gereği Açılış Seremonilerinde Türk Bayrağı en önde yer aldı. Şimdi zamanı gene günümüze saralım ama sıkı durun dostlar. FAI Dünya Hava oyunlarının beşincisi 2020 yılında yine Türkiye’de yapılacak. Sanırım THK Olimpiyat Komitemizden daha başarılı sonuçlar almış. 50 yıl öncesine zaman yolculuğundan aklımda kalan ana başlıklar bunlar.. Tabii bir de o günlerin müziği var; Pop müziğinin Rönesans’ı kabul edilen 68 kuşağının, Radyo Çocuklarının müziği. Eğer bu müzik türünden haşlanıyor ve özgür düşünmeyi de seviyorsanız, www.radyom.biz adresini ziyaret edin. Unutmayın hiçbir şey göründüğü gibi olmayabilir.

FACEBOOK YORUMLARI

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin