Aya yolculuk

0
36

Ay’a Yolculuk, Jules Verne’in 1865 yılında yazmış olduğu, türünün ilk örneklerinden olan, benim de çocukluğumda çok büyük bir keyifle okuduğum ve etkilendiğim bir bilim kurgu öyküsüdür.Verne’in Columbiad ismini verdiği, içine üç mürettebat sığacak bir mermiyi Ay’a gönderebilecek çapta dev bir top inşa ederek Ay yolculuğunu kurguladığı bu hikaye gerçek bir klasiktir.

Verne’in bu hayali nerede ise yüz yıl sonra NASA tarafından Apollo 11 uçuşu ile gerçekleştirilmiştir. Ay’a yapılan bu uzay uçuşunda astronotlar Neil Armstrong ve Buzz Aldrin 20 Temmuz 1969 günü saat 20:18’de Ay yüzeyine iniş yapan ve orada yürüyen ilk insanlar olmuştur.

O günü hiç unutmam; sırf bu yolculuğu naklen izleyebilmek için rahmetli babam paraya kıymış, eve televizyon almış ve biz o heyecanlı anı ekran başında yaşamıştık.

Mustafa Kemal Atatürk’ün “İstikbal göklerdedir” ve “Bir gün insanoğlu, tayyaresiz de göklerde yürüyecek, gezegenlere gidecek; belki aydan bile haber yollayacaktır. Bu mucizenin tahakkuku için 2000 yılını beklemeye gerek kalmayacaktır. Gelişen teknoloji, bize daha şimdiden bunu müjdeliyor.” sözleri, bir hedef olarak; aklı ve bilimi rehber edinen her Türk gencinin kulağındadır.

Görünen o ki muhafazakar camiadan gelen politikacılar da artık bu sözlerin ve hedefin önemini idrak etmiş bulunuyor.

Bu hafta başında Türkiye’nin Milli Uzay Programı’nın tanıtımında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan da, uzaya bir Türk astronot gönderme hedefini açıklarken: “Eminim ki birçok kişi bu hayali kurarak büyümüştür. Hatta belki aranızda hala bu hayalini sürdürenler vardır. Hatta ve hatta belki bayanlardan bile ben adayım diyenler vardır.” ifadesini kullandı, biz işte bu hayali kurarak ve bu hedefi gözeterek büyüyen bir nesiliz…

Erdoğan’ın bu sözleri eminim ki en çok muhafazakar gelenekte hakim olan; dünya aslında düzdür, uzaya, Ay’a gidilmesi falan uydurmadır, Ay’a gidilemez ve Amerika’nın Ay’a gittiği yalandır iddialarını ortaya atan komplo teorisyenlerini derin bir hayal kırıklığına uğratmıştır.

Cübbeli Ahmet diye tanınan ve muhafazakar kesimde itibar gören zat bir konuşmasında uzay araştırmalarına boşuna masraf yapıldığını belirterek “versinler bana 100 bin Dolar her şeyi söyleyeyim” demesi herkesi tebessüm ettirmişti, Sayın Erdoğan’ın bu iddiaya da hiç itibar etmediği anlaşılıyor.

Kısacası, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “İnşallah Ay’a gidiyoruz” demesi muhafazakar camianın bilim ve teknoloji ile buluşması ve barışması açısından çok önemli bir adımdır, açıkçası bu söylemi duymak bile güzel ve geleceğimiz açısından umut verici.

Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamalarında, “En önemli hedefimiz, Cumhuriyetimizin 100. yılında Ay’a ilk teması gerçekleştirmektir” iddiasında da bulundu ve Ay programının iki aşamada tamamlanacağını belirtti. Erdoğan, başlangıçta “Uzay aracımızı yakın yörüngeye çıkaracak ilk fırlatmayı uluslararası işbirliğiyle hayata geçireceğiz” ve “2028’deki ikinci aşamasında ise aracımızı yakın yörüngeye çıkaracak fırlatmayı kendi roketlerimizle gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Böylece uzayda bilimsel faaliyet yapan sayılı ülkelerden biri haline geleceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uzay Programı kapsamında planlanan diğer hedefleri ise şu şekilde sıraladı:

  • Üçüncü hedefimiz Türkiye’ye ait bir bölgesel konumlama ve zamanlama sistemi geliştirmektir.
  • Dördüncü hedefimiz uzaya erişimi sağlamak ve uzay limanı işletmesi kurmaktır.
  • Beşinci hedefimiz uzay havası ya da meteorolojisi denilen alana yatırım yaparak uzaydaki yetkinliğimizi artırmaktır.
  • Altıncı hedefimiz Türkiye’yi astronomik gözlemler ve uzay nesnelerini yerden takibi konusunda daha ileri bir seviyeye ulaştırmaktır.
  • Yedinci hedefimiz ülkemizde uzay sanayi ekosistemini daha da geliştirmektir.
  • Sekizinci hedef bir uzay teknoloji geliştirme bölgesi kurmaktır.
  • Dokuzuncu hedefimiz uzay alanında etkin ve yetkin insan kaynağımızı geliştirmektir.
  • Onuncu ve son hedefimiz bir Türk vatandaşını uzaya göndermektir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan bu hedeflerin herhangi birine katılmamak elbette ki mümkün değildir ve sadece bir niyet beyanı, hatta algı ya da günden değiştirme operasyonu olarak bile olumlu bir gelişmedir.

Elbette bir bilim insanı olarak bu hedeflere ulaşılması için iktidara katkı vermek bizlerin de yükümlülüğüdür, bu noktada Erdoğan’a hatırlatmak istediğim birkaç husus var:

  • Uzay yolculuğu bir teknoloji ve ekonomi işidir, teknolojik ve ekonomik kaynaklar problemini çözebilmek gerekir.
  • Teknolojiyi yaratan unsur bilim ve bilimsel eğitimdir. Türkiye’nin uzay projesi ancak ve ancak liyakat ehli bilim insanlarının eli ile gerçekleşebilir.
  • Bilim eğitimine önem vermek yerli ve ulusal teknolojiye sahip olabilmemizin olmazsa olmazıdır.
  • Bilim insanları ancak ve ancak yaratıcılıklarını ortaya çıkarabilecekleri, emek ve bilgilerinin hakkını alabilecekleri hukuki ve ekonomik toplumsal iklimlerde barınabilir.
  • Bilimsel araştırmalar, eğitim ve teknoloji geliştirmek çok ciddi ekonomik kaynaklar gerektirir. Türkiye’nin ise son derecede vahim bir kaynak problemi vardır, gene de kaynakların doğru kullanımı ile bu sorun aşılabilir. İşin açığı kaynak sorununu çözmenin ve kalkınmanın yolu da zaten teknoloji geliştirebilmekten geçmektedir.

Sonuç olarak kendi teknolojimizi geliştirmez, kendi uzay araçlarımızı yapamaz, uzaya başkalarının yaptığı araçlar ile gidip gelirsek; satın alıp kullandığı Mercedes ile övünen müteahhit ya da elindeki iPhone ile hava atan ergen konumuna düşeriz.

Diğer yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “astronot” ve “kozmonot” kelimelerine Türkçe bir karşılık bulunması gerektiğini açıkladı ve “Dil bilimcilerimize bir çağrıda bulunuyorum gelin Türk uzay yolcularına, Türkçe bir isim bulalım” demiş bulunuyor. Erdoğan’ın bu ifadesi de Türk Dil Devriminin gereklerine uygundur ve elbette gönülden destekliyorum.

Göbeklitepe yakınlarındaki tarlada 5 Şubat’ta araziye yerleştirilmiş halde bulunan üzerinde Göktürk alfabesiyle “Gökyüzüne bak, ayı gör” ifadesi bulunan metal blokun da bu projenin tanıtımında kullanılan bir unsur olduğu söyleniyor, burada kullanılan ibare ve alfabenin de Türk kültürüne yapılan doğru bir vurgu olduğu düşüncesindeyim.

Sonuç olarak bunlar benim de desteklediğim, güzel ve umut verici gelişmeler.