Avrupa Türkiye’nin ihracatta en önemli pazarıdır. Türkiye olarak en çok ihracatı Avrupa’ya ve özellikle de Almanya’ya yapmaktayız. Almanya’da işlerin kötüye gitmesi, Alman ekonomisinin bir durgunluğa girmesi muhakkaktır ki Türk ekonomisini ve Türkiye’nin ihracatını oldukça olumsuz bir şekilde etkileyecektir.

Bu aralar Almanya’dan gelen veriler pek de iç açıcı değil, Almanya’da Federal İstatistik Bürosu tarafından açıklanan son verilere göre sanayi üretimi Ekim’de bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 5.3 geriledi. Bu düşüş yüzde 3.6’lık beklentiden bile epeyce yüksek bir noktada gerçekleşti.

Avrupa’nın en büyük ekonomisinde imalattaki sıkıntının sürdüğünü teyit eden sanayi üretimi 2019 Ekim ayında da bir önceki aya göre de yüzde 1.7 düşüş kaydetti, beklenti yüzde 0.1 artış olacağı yönündeydi. Bu düşüş oranları Alman ekonomisi için oldukça radikal ve endişe vericidir.

Almanya’da sermaye malları üretimi aylık yüzde 4.4, tüketici ürünleri üretimi yüzde 0.3, temel mal üretimi ise yüzde 1 geriledi.

Fabrika siparişleri verileri de zaten, ticaret savaşı ve küresel yavaşlamadan sert bir şekilde etkilenen Almanya imalat sektöründeki cansız seyrin sürebileceğini işaret etmişti.

Yukarıda da belirttiğim gibi Alman ekonomisindeki bu durgunluk Türk ekonomisinde de zincirleme bir etki yaratabilir. Şu anda yaşamakta olduğumuz durgunluğun daha da derinleşmesini engelleyen en önemli faktör ihracatımızdır. İhraç pazarlarında o ya da bu sebepten yaşanabilecek bir daralma Türk ekonomisindeki daralmayı daha da derinleştirecektir. İhracat artışındaki duraklama da bu etkinin başladığının bir göstergesidir.

Avrupa ekonomileri başta ticaret savaşları olmak üzere bir çok sorun ile boğuşuyor. İngiltere’nin AB’den çıkış sürecinde yaşanan belirsizlikler ve İtalya’nın yaşadığı ekonomik sıkıntılar ticaret savaşlarının yarattığı sıkıntıların üzerine tuz biber ekiyor desek yeridir.

Ticaret savaşlarının kısa vadede sona ereceğini, ABD ile Çin ve ABD ile AB arasında bir uzlaşmanın kısa sürede sağlanabileceğini ummak fazla iyimser olmak demektir diye düşünüyorum.

İngiltere ile yaşanan Brexit sürecinin sorunsuz aşılamayacağı da ortadadır. İtalya’nın borç sorunu kronikleşmiştir, bu sorun da kısa sürece, kolayca ve acısız çözülebilecek gibi durmamaktadır.

Türk ekonomisini yönetenlerin, en büyük ihraç pazarımızdaki bu gelişme ve sorunları yakından izlemesi, bu sorunların Türk ekonomisine olası yansımalarını öngörerek vaktinde tedbir alması gerekmektedir.

Alınabilecek tedbirler nedir derseniz, öncelikle AB pazarında Çin ve uzak doğu mallarına karşı rekabet avantajını kaybetmeyeceğimiz bir kur seviyesini doğru tahmin etmek ve uygulamak gerekmektedir. 

Diğer yandan ihracatçılarımızın üzerindeki sigorta, vergi, harç ve benzeri devletin kontrolünde olan maliyet yüklerini azaltmamız gerekmektedir. 

İhracatçıların finans kaynaklarına erişimi de kolaylaştırılmalı ve ucuzlatılmalıdır. Gerekirse ihracatçılara KGF üzerinden bir teminat desteği de oluşturulmalıdır.

Türkiye’de enerji, üzerindeki vergi vb yükler yüzünden çok pahalıdır, pahallı enerji kullanan bir ihracatçının, başka ülkelerin ucuz enerji kullanan ihracatçıları ile rekabet edebilmesi mümkün değildir. Bu yüzden ihracata yönelik üretim yapan firmaların enerji maliyetlerini azaltacak, bu maliyetler üzerindeki harç ve vergi yüklerini kaldıracak düzenlemeler acilen yapılmalıdır.

İhracatçıların başka ülkeler ile yaşadığı lojistik sorunlar da devlet eli ile çözülmelidir.

Bütün bu tedbirleri almak da elbette yetmez küresel ölçüde talep görecek teknoloji ve tasarıma sahip malların üretilmesi ve markalaşma da devlet tarafından acilen desteklenmelidir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz