Cumhuriyet Halk Partisi yıllardır kendisini “baba ocağı” olarak tanımlıyor. Bu ifade sadece siyasi bir slogan değil aslında. Çünkü CHP, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulmuş bir parti. Bu yüzden milyonlarca insan için CHP sadece bir siyasi yapı değil, aynı zamanda tarihsel bir aidiyetin adı.
Belki de tam bu yüzden bugün yaşananlar birçok insanı yalnızca siyasi olarak değil, duygusal olarak da etkiliyor.
Genel merkez önündeki gerilimler, partililerin karşı karşıya gelmesi, polis bariyerleri, sert açıklamalar… Tüm bunlar “baba ocağı” söylemiyle yan yana geldiğinde ortaya oldukça ağır bir tablo çıkıyor.
Çünkü insanlar bir partinin kendi içinde bu kadar sert şekilde bölünmesini görmek istemiyor. Hele ki söz konusu olan yer, Atatürk’ün mirası olarak görülen bir yapıysa…
Bugün CHP içinde yaşanan kriz aslında yalnızca isimlerin ya da koltukların mücadelesi değil. Bu mesele artık partinin ruhunun nasıl korunacağı tartışmasına dönüşmüş durumda.
Çünkü insanlar CHP’ye yalnızca oy vermiyor. Bir fikre, bir geçmişe, bir cumhuriyet hikayesine bağ kuruyor. “Baba ocağı” denildiğinde birçok insanın aklına tam olarak bu geliyor. Güven, birlik, ortak hafıza…
Ama son günlerde ortaya çıkan görüntüler bu duygunun tam tersini hissettiriyor. Aynı çatı altında birbirine sertleşen insanlar, birbirini suçlayan açıklamalar ve büyüyen gerilim…
Oysa Atatürk’ün bıraktığı en büyük miraslardan biri ayrışma değil, ortak akıl fikriydi.
Bugün belki de en büyük ihtiyaç tam olarak bu.
Bağıranın değil, toparlayanın çoğalması.
Çünkü “baba ocağı” denilen yer, insanların birbirine yabancılaştığı bir yer olmamalı.