• Haberler
  • Yazarlar
Ana Sayfa Yazarlar Atatürk Orman Çiftliği ve tarım politikaları

Atatürk Orman Çiftliği ve tarım politikaları

-

Sıcak ve bereketli yaz ayları gelip tarımsal ürün ve üretim bollaşana kadar geçtiğimiz aylarda çok ciddi bir tarımsal ürün eksikliğini ve tarım ürünlerinin fiyatlarındaki aşırı yükselişleri konuşuyorduk. Şimdilerde bütün bu yaşananları unuttuk soğan patates fiyatları hiç on liraya dayanmamış, patlıcan kabak fiyatları yirmi liraya çıkmamış gibi davranıyoruz.

Oysa çocukluğumuzdan beri bize Türkiye’nin bir tarım ülkesi olduğu, tarımsal üretimde kendi kendine yeten az sayıdaki ülkelerden biri olduğu öğretilmişti. Peki hata neredeydi; Artık ürettiklerimiz neden tüketimimize yetmiyordu ve neden tarım sektöründe yüksek bir dışa bağımlılığımız vardı?

Aslında bu sorunu anlamak için cumhuriyetin kurulduğu yıllara dönmemiz lazım. Cumhuriyetin kurucu felsefesi Türkiye’yi feodal yapıda ve geleneksel yöntemler ile üretim yapan bir tarım toplumundan çağdaş bir sanayi toplumuna dönüştürmeyi amaçlamaktaydı. Her alanda çağdaş ülkeler ile yarışabilecek bir üretim kapasitesine ulaşmamız hedefleniyordu. Bu yüzden ilk yapılan işler sınai yöntem ile üretim yapabilmek için gerekli olan nitelikli insan kaynakların oluşturmaya yönelikdi. Aynı zamanda sınai ve fenni üretim yapan örnek tesisler oluşturularak Türk milletine bu modelin gösterilmesi, faydalarının anlatılması tasarlanmıştı.Cumhuriyetin bu felsefe ve hedefini gösteren benim çok sevdiğim özgün örneklerden biri Atatürk Orman Çiftliğidir. Özellikle Atatürk’ü bilmeyenler ve Atatürk karşıtı odaklar bu çiftliğe düşmanlık beslerler. Bunlar Atatürk orada kendisine mangal yapıp rakı içmek için bir çiftlik inşa etti diye düşünür ve bu söylemi yayarlar. Oysa Atatürk Orman Çiftliği genç cumhuriyet için özgün bir tarımsal üretim modelidir; Fenni, sınai, entegre bir tarımsal üretim modeli. Bu model uyarınca ucuz, nefis ve sıhhatli tarımsal ürünler bol miktarda elde edilecek ve hemen yakınındaki başkent Ankara’ya sunulacaktı.

Öyle bir model kurgulanmıştır ki burada yetiştirilen besi hayvanlarının yediği yem, o yemin tohumu ve de o tarlayı sürecek pulluklar dahi bu entegre tesiste üretilecekti. Bu çiftlikte yetiştirilen ineklerden, koyunlardan sağılan sütler pastörize edilecek ve dondurma, yoğurt, peynir, tereyağı gibi yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülerek piyasaya arz edilecekti. Sadece bu kadar mı bu çiftlikte çalışacak personel için modern barınma alanları, spor alanları ve hatta eğlence alanları dahi tasarlanmıştı. Dahası hem çalışanlar hem de çalışanların çocukları için mutlak bir gereksinim olan eğitim mekanları da ihmal edilmemişti. Sonuçta genç Türkiye Cumhuriyet’i bu tasarlananların hepsini de Reisicumhur Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde ve onun kişisel gayretleri ile hayata geçirmeyi başardı.

- Reklam -

Atatürk Orman Çiftliği adı altında çağdaş ve örnek bir tarımsal üretim modeli inşa edildi, hayata geçti. Burası sadece bir üretim üssü değil aynı zamanda bir yaşam merkezi olarak da planlanmış ve inşa edilmişti.Burada inşa edilen entegre tesislerde tarımsal üretimin birçok alanında üretim yapıldı ve halkın büyük beğenisini kazandı. Süt, yoğurt, dondurma, tereyağı bal, gül yağı, bira ve şarap gibi yüksek katma değerli tarımsal ürünler burada üretildi. O güne kadar ithal edilen bu ürünler artık yerli ve milli olarak imal edilmeye başlanmış oldu.
Malum Türk milleti gördüğüne, dokunduğuna inanır fenni ve sınai metotlar kullanılarak yapılan bu entegre üretim Türk milleti için muhteşem bir örnek olmuştur. Türkler o güne kadar karasaban ve koca öküz ile yaptıkları geleneksel tarımdan traktör ve pulluk ile yapılan tarıma, tarımda makine ve fenni metotların kullanımına reisi Cumhur Mustafa Kemal Atatürk’ün kişisel gayretleri ile kurulan bu örnek çiftlik sayesinde geçmişlerdir, gördükleri ilk örnek budur. Kısacası Atatürk Orman Çiftliği tarımda sanayileşme, fennileşme, yerlileşme ve millileşme hamlesinin örnek tesisidir. Bu örnek Türkiye geneline yayılabilse, daha da geliştirilebilse bugün karşı karşıya olduğumuz tarımsal üretim problemi muhakkak ki yaşanmazdı.Oysa tam tersi yapıldı bu model ve hatta bu felsefe terk edildi bu model yerine ithalata, yani dışa bağımlı bam başka bir yapıya geçildi.

Bugün Maalesef Türk tarımı tohumundan ilacına, gübresinden makinasına kadar birçok alanda ithalata ve yabancı sermayeye bağımlıdır. Daha da kötüsü mercimeğinden buğdayına, nohutundan fasulyesine ve hatta son dönemlerde soğanına patatesine kadar bir çok üründe de ithalata bağımlı hale gelmiştir.

Köylüyü çiftinden çubuğundan uzaklaştıran, kente göç yaratan, çiftçiye para kazandırmayan bolca borçlandırıp zarar ettiren son derecede yanlış bu tarım politikaları Türk tarımını çökertmiştir.

Acil tedbir alınıp yerli ve milli bir tarım politikası inşa edilemez, çiftçi çiftçi ve çubuğu ile barıştırılamazsa yakın gelecekte çok büyük bir tarımsal ürün, üretim ve fiyat krizi yaşayacağımız kesindir.

Bir ülkenin gıda güvenliği olmazsa olmazdır asıl beka meselesi budur, milleti aç bilaç bırakırsanız bu işin sonu kötü olur sonra demedi demeyiniz.

- Reklam -

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

Güncel Haberler

Danıştay’ın Son Kararı İle Naylon Fatura Yaygınlaşır Endişesi!

Vergi inceleme elemanları tarafından mükelleflerin defter ve belgelerin incelenmek için istemeleri halinde mükellefler vergi ödevleri gereği ibraz etmek zorundadırlar.

Türk tipi başkanlık sistemi

Özellikle yandaş basın, Tayyip Erdoğan için BAŞKAN sıfatını kullanmaya devam ediyor. Ben şahsen CUMHURBAŞKANI sıfatının daha uygun olduğunu düşünüyorum.

Bilgi çağı nedir?

Dünya gezegeninde yaşayan canlılar arasında hiç şüphe yoktur ki insan en gelişmiş türdür ve gezegendeki canlı türleri arasında piramidin en üst basamağında yer almaktadır.

Kefere Sarraf ve Eski Kudüs Kadısındaki Alacağı

1808 yılının Eylül ayı. İstanbul sarrâflarından (banker) bir gayrımüslim, eski Kudüs kadısı Paşmakçızâde Nâkid Efendi’ye verdiği 4.280 kuruş alacağını bir türlü tahsil edemiyordu.

Dünyaca ünlü modele dudak uçuklatan hediye

Dünyaca ünlü rapçi Travis Scott, geçtiğimiz gün 22'nci yaşını kutlayan sevgilisi Kylie Jenner'a dudak şeklinde bir kolye hediye etti.

Türkiye’nin son 119 yıllık istatistikleriyle deprem gerçeği

Türkiye'de son 119 yılda meydana gelen ve resmi kayıtlara göre 86 bin 456 kişinin hayatını kaybettiği depremler, yıkıcı etkiyi gözler önüne seriyor.

Bu Haberler Kaçmaz

Bunları da beğenebilirsinBenzer Haberler
Tavsiye Ederiz