Asıl sorun bilgi ve beceri açığımız

0
10

Geçtiğimiz günlerde TÜSİAD’ın 50. Yılı projesi olarak, Türkiye’nin geleceğinin inşası için bir yol haritası önerisi içeren “Geleceği İnşa” başlıklı çalışmanın tanıtımı yapıldı. 

Toplantıda TÜSİAD YİK Başkanı Tuncay Özilhan ve TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski, konuşmalarında gündeme dair gelişmeleri değerlendirirken,  laiklik, çoğulcu demokrasi ve hukuk vurgusu yaptılar. 

TÜSİAD YİK Başkanı Tuncay Özilhan Yüksek İstişare Konseyi toplantısında yapmış olduğu konuşmada:

- Reklam -

“Bereketsiz ve dengesiz ekonomik büyüme, mahşerin dört atlısı arasında yer alıyor.”

“Dünyadaki jeopolitik riskler artıyor.”

“Türkiye’nin yüzde 60’ı çölleşmeyle karşı karşıya. Su rezervleri tarihsel olarak en düşük seviyelerine iniyor. Kuraklık tarımı ve çiftçileri olumsuz etkiliyor.”
“Şu anki ekonomik modeli tamamen değiştirmemiz, karbon nötr bir ekonomi olmayı hedeflememiz gerekiyor.”

“Toplumsal adaleti tesis etmemiz gerekiyor.”

“Başta Merkez Bankası olmak üzere düzenleyici kurumların bağımsızlığı tartışma dışı olmalı.”

“Hukukun üstünlüğü, katılımcı demokrasi ve kuvvetler ayrılığı hayati önemde.”

“Cari açık ve bütçe açığına beceri açığı, bilgi açığı, liyakatli kadro açığı ve yönetişim açığı da ekleniyor.” Cümlelerini kurmuş bulunmaktadır.

İşin açığı bu güne kadar hep Türkiye’nin  ana sorunları olarak sermaye eksikliği, bütçe ve cari açık konuları gündeme getirilmiştir.

Bu konuşmasında bilgi ve beceri açığını tespit ederek, gündeme getirdiği için Tuncay Özilhan’a teşekkür etmemiz gerekiyor.

Bizim kültürümüz biraz tuhaftır, parasızlıktan, yoksulluktan şikâyet etmek bizde çok sıradandır, lakin kimse bilgisizlikten ve beceriksizlikten yakınmaz.

Bakın öyle garip bir memlekette yaşıyoruz ki yolda birini çevirip adres sorsan, bilmiyorum abi demekten utanır, bilmediği adresi tarif etmeye çalışıp seni yanlış yere gönderir. Sokağa çık kahveye otur muhabbet hep sermaye ve para etrafında döner, herkes sermayen olsa şunu yaparım, param olsa bunu yaparım, bak köşeyi nasıl dönerim der anlatır durur. Sorunu hep sermaye ve para eksikliği olarak görür, kimse bir şey üretmeyi bilmiyorum bu yüzden para kazanamıyorum demez, bir şey üretmeyi öğrenmeye çalışmaz.

Gerçekte yoksulluğumuzun, parasızlığımızın asıl sebebi bilgi ve beceri eksikliğimizdir.

Bana göre iş dünyasının en tepesindeki isimlerin bu eksikliği fark etmiş olması ve dile getirmekten de çekinmemesi bu yüzden çok ama çok önemlidir.

Ekonomi tarihine baktığımızda görürüz ki sermaye ve parayı yaratan, zenginleşmeyi sağlayan sadece ve sadece bilgidir. Bilgin yoksa para hiçbir işe yaramaz.

Bir örnekle konuyu biraz açayım ki ne demek istediğim daha iyi anlaşılabilsin; Günümüzde taş devrini yaşayan Amazon ormanlarındaki kabilelere gitsen önlerine bir kamyon dolusu dolar döksen bir cep telefonu yapabilirler mi? Elbette yapamazlar.

Sorunun cevabı işte bu kadar basit ve nettir.

Cumhuriyet’in kuruluşunda Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğini yapmış olduğu aydınlanma devrimi işte bu bilgi ve beceri açığını ortadan kaldırmaya yönelik bir girişimdi. Ne yazık ki sonradan gelen iktidarlar bu devrimin önemini kavrayamadılar, kendi dogmatik inanç ve ideolojilerini topluma dayatabilmek için aydınlanma devrimini baltaladılar.

Sonuç olarak bu gün geldiğimiz noktada yeterli nitelikli işgücüne sahip olmadığı için fasonculuktan öteye gidemeyen, kendi tüketimine yetecek kadar bile üretim yapamayan, ithalata bağımlı dış borç içinde yüzen bir ekonomik yapı ortaya çıktı.

Üstüne üstlük nitelikli insanların yaşamasına ve üretim yapmasına elverişli toplumsal iklimi ortadan kaldırdıkları için yetişen az sayıda nitelikli insan da bu ülkede yaşamak ve üretim yapmak istemiyor, göçüp gidiyor.

Bir sorunu çözebilmenin yolu önce o sorunu doğru anlamaktan geçer, Tuncay Özilhan’ın bu konuşmasında yapmış olduğu bilgi ve beceri açığı vurgusu yavaş yavaş sorunu idrak etmeye başladığımızın bir göstergesidir ve çok önemlidir.

- Reklam -

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz