Aşıda öncelik dar gelirli vatandaşlar olmalı

0
89

İyi Parti Ekonomi ve Kalkınma Politikaları Başkanı Ümit Özlale, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Aşının nasıl uygulanacağını konusunda Sağlık Bakanlığı’nın açıklama yapması gerektiğini ifade etti.

Esma ALTIN/ANKARA

Özlale, 25 milyonun aşılanabileceğine dikkat çekti. Aşının uygulanmasında nasıl bir yöntem uygulanacağına yönelik eleştirilerde bulundu. Özlale, bütün vatandaşların risk grubunun belirlenmesi gerektiğini ifade etti.

BAKANLIK AÇIKLAMALI

Sağlık Bakanlığı’nın risk gruplarına göre aşılamanın ne zaman ve nasıl yapılacağını açıklaması gerektiğini vurgulayan Özlale sözlerine şöyle devam etti; “Bizim ilk önerimiz sağlık bilim kurulunun üye sayısı artırılarak bilim kuruluna operasyon yönetimi, lojistik yönetimi ve aynı zamanda sağlık ekonomistlerinin de dahil edilmesini istiyoruz. Bilim kurulunun yetkinliğinin genişletilmesi oldukça önem taşıyor. İkinci olarak hesap verebilirlik ve şeffaflık çerçevesinde aşı planlamasının yapılması gerekiyor. Gelişmiş ülkelerde her vatandaş hangi risk grubunda olduğunu ve ne zaman aşılanacağını biliyor. Bizim de Sağlık Bakanlığı’na bir önerimiz var bütün vatandaşlara hangi risk grubunda olduğunu ne zaman aşılanacağını, kamuya açık platformlarda bunu şeffaflık kriterleri çerçevesinde açıklasın.”

Aşının dar gelirli vatandaşlar için öncelik teşkil ettiğine vurgu yapan Özlale şunlara değindi; “Aşı planlamasında öncelik, yaş almış vatandaşlar, kronik hastalığı olan, sağlık sektöründe çalışan, emniyet ve tabii ki ordu mensupları. Daha sonrasında hangi grubu öncelik verilmesi konusunda biz dar gelirli vatandaşlarımızın öne çıkartılmasını öneriyoruz. Bunun çok temel bir sebebi var, her gün işe gitmek zorunda olanlar, kalabalık ortamlarda çalışanlar, toplu taşıma kullananlar, sık yerleşimli mahallelerde yaşıyorlar. Hem virüse bulaşma hem de bulaştırma riski yüksek olan insanlar. İşini kaybetmiş olan vatandaşlarımız her gün sokakta iş arıyor, virüse bulaşma riski çok yüksek. Önemli bir kısmı aileleriyle beraber yaşamak zorunda kalabalık olan ailesine virüsü bulaştırma riski de yüksek. Bizim İyi Parti olarak aşı planlamasındaki üç önerimiz budur, bilim kurulunun etkinlikleri genişletilmeli, Sağlık Bakanlığı kimlerin ne zaman aşı olacağına dair net somut bir şekilde kamuoyuna bilgi vermeli, öncelikli grupta mutlaka virüse bulaşma ve bulaştırma riski yüksek olan dar gelirli vatandaşlarımız da olmalı.”

EKONOMİYE DEĞİNDİ

Sorunlu kredilerin artış gösterdiğini ifade eden Özlale, Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’a bu konuda sorular yöneltti. Özlale; “Şu ana kadar şeffaflık çerçevesinde 2021 ekonomi politikasını net bir şekilde ortaya koymuştu Sayın Elvan, kendisine iki sorumuz var. Birincisi 650 milyar TL’ye ulaşacak olan sorunlu kredilerin ekonomide tahribat yaratmaması için nasıl bir yol haritası uygulamayı öngörüyorsunuz? İkincisi, yatırım yapmak ya da borçlarını çevirmek için krediye erişime ihtiyaç olan küçük ve orta ölçekli işletmelere kredi sağlamak için nasıl bir planınız var?” dedi.

Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğüne atanan Melih Bulu hakkında da açıklamalarda bulunan Özlale; “İtirazımız Sayın Melih Bulu’nun akademik yetkinliğine değildir. Ak Parti iktidarında üniversitelerde rektör olarak görev yapan akademisyenlerin üçte birinin uluslararası bilimsel yayını ya da atıf alan çalışması yok. Yani hali hazırda rektörlerin akademik yetkinlikleri sorgulanabilir durumda. İtirazımız üniversitenin dışından bir rektör seçilmesine de değildir. Birçok gelişmiş ülkede rektörler akademik zenginliği arttırmak için üniversite dışından da seçilebilmektedirler. Buradaki önemli fiil seçebiliyorlar, o rektörler atanmıyor.  Benim şahsen itirazım Melih Bey’in siyasi kişiliğine de değildir. Akademisyenlerin siyasi tercihlerinin, kayırmacılık yapmadıkları ve demokratik geleneklere aykırı davranmadıkları sürece idarecilik yapmalarına engel olmaması gerektiğini düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.Önerilerini de açıklayan Özlale şunlara değindi; “İyi Parti olarak önerimiz; YÖK’ün rektör atamasında yüksek bir akademik yetkinlik kriteri belirlemesini istiyoruz. Bu akademik yetkinliğini sağlayabilecek her öğretim üyesinin de herhangi bir üniversiteye rektörlük için başvurmasını istiyoruz, fakat daha sonrasında bu rektörler üniversite genelinde yapılacak seçim sonucunda herhangi bir makamın onayına gerek duymadan rektör olabilsinler. Rektörler belli bir akademik yetkinliğe sahip olmalıdır. Bugün sadece partiye yakın olduğu için herhangi bir akademik çalışması olmayan, akademik yetkinliği sorgulanabilir rektörler sadece partizan tutumlarından dolayı rektör seçilmemelidir. Bizim buradaki savunduğumuz nokta akademik yetkinliği yüksek olan rektörlerin üniversite içerisinde öğrencilerin de dahil olduğu bir sistemde seçilerek bir makamın onayı olmadan rektörlüğe gelmesidir.