Birde icat ve inovasyon yapmıyoruz denilir, oysa mucit macit üreticilerimiz arısız bal, sütsüz peynir yapmayı bile becerdi. Gerçi sağolsun iktidar da bu icatları canı gönülden destekledi, teşviklerini esirgemedi ve bu ürünlerin insan sağlığına birazcık zararlı olsa da çarşıda pazarda satışına izin verdi, göz yumdu.

Sonunda aklı başına gelen, bu ürünlerin halk sağlığı için oluşturduğu tehdidi kaale almaya başlayan Tarım ve Orman Bakanlığı aroma vericilerle bal, pekmez ve peynir üretimini 19 Şubat 2020 itibarıyla ülke genelinde yasakladı. Bilindiği üzere halk sağlığını tehdit eden ve gerçeklerine göre aşırı ucuz olduğu için özellikle dar gelirli tüketicileri hedef alan bu ürünlerin üretimine yönelik bugüne kadar herhangi bir engel bulunmuyordu.

Üretici firmalar zarar etmesin, sağlığa zararlı olsa da stokları elde kalmasın diye, yönetmeliğe eklenen bir geçici maddeyle, firmaların stoklarında bulunan ve bugüne kadar piyasaya süremedikleri sahte balları bu yılın sonuna kadar halka satabilmeleri için devlet eliyle özel bir hak da tanındı.

Bugünkü üretim teknolojisinde bir gıdanın insan sağlığına tehdit teşkil edip etmediğini bireyin alışveriş yaparken anlaması bilmesi kolay ve hatta çoğu zamanda mümkün değildir.

Çarşıdan pazardan meyve sebze alırken bu meyve sebzenin ilaç kalıntısı ile bulaşık olup olmadığını gözle ya da koklayarak dokunarak anlayamazsınız, laboratuvar analizi gerekir.

Aktardan baharat alırken bu baharatın alfatoksin içerip içermediğini de anlayamazsınız laboratuvar analizi gerekir.

Et hormonlu mu, buğday GDO’lu mu bunu parakende müşterisi bakarak, koklayarak, dokunarak ve hatta tadarak anlayamaz, laboratuvar analizi gerekir.

Hangi şeker mısır şurubundan hangisi pancardan üretilmiş bunu kaç kişi ayırt edebilir?

Yıllardır bir çok gıda ürününde ucuz diye palm yağı kullanılmasına kim müsaade ediyor?

Bugünlerde bir çok lokantada nar ekşili sos adı altında halkımızın çok sevdiği nar ekşisi olduğu algısı yaratan soslar kullanılıyor, bu sosların içeriğinde ne var, kaç kişi biliyor?

Daha geçenlerde İstanbul’da ıspanaktan 44 insanımız zehirlenmedi mi? Ne oldu, sonuç ne, niye zehirlendi bu insanlar?

Haberlerde sık sık sahte içkiden ölen ya da kör olan insan haberlerini duyuyoruz. 2002 yılında 8,25 TL olan 70’lik rakı bu gün 152,50 TL, 2002 yılındaki döviz kuru ile hesaplasak 5.6 dolar eder, bugünkü kurla 33,5 TL’ye satılması gerekir, lakin satış fiyatı 152,50 TL yüzde 1800’lük olağanüstü fahiş bir zam. Neden yapıldı bu kadar fahiş bir zam?

İktidar mensupları kendi dünya görüşü ve tercihlerini fahiş zam ile dayatıp içki içmeyi yasaklamasa dahi içki fiyatını satın alınamayacak seviyelere çıkarınca vatandaş ne yapsın ya kendi imal ediyor ya da karaborsada sahtecilerin eline düşüyor. Burada da bilinçsiz ve yanlış üretim ya da sahtecilik kaynaklı sağlık sorunları ortaya çıkıyor. İktidarın görevi kendi tercihlerini dayatmak mı, yoksa halkın tercihlerine göre tüketmek istedikleri ürünlerin makul fiyattan ve sağlıklı olarak üretilmesini, satılmasını sağlamak mı olmalı?

Basına bir çok defa ihraç ettiğimiz gıda ürünlerinin sağlığa aykırı miktarda kimyasal içerdiği gerekçesi ile gümrükten geri çevrildiği haberleri yansıyor, bu ürünler ne oluyor? İmha mı ediliyor yoksa ihracatçı zarar etmesin diye içeride Türk halkına mı yediriliyor?

Hangi gıda ürünü sağlıklı, hangisi sağlıksız bunu halkın bilmesi mümkün değildir, bunu bilmek doktorların, gıda mühendisleri ve diyetisyenlerin görevidir!

Devlet gıda ürünlerinin bu uzmanların görüşlerine göre üretilmesine ve satılmasına izin vermelidir.

Çarşıda, pazarda sadece halk sağlığına zarar vermeyecek, insan sağlığına zararlı kimyasal kalıntı bulaşmamış, bozulmamış, hastalık yapan mikrop, bakteri içermeyen ürünlerin bulunmasını sağlamak, bu konuda gerekli kontrolleri yapmak gerekirse caydırıcı cezaları uygulamak devletin en birinci görevi olmalıdır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz