Ankara, Anfa Altınpark Expo Center ev sahipliğinde gerçekleştirilen ARMASAD Arıcılık fuarı halkın yoğun ilgisi ve destekleri ile gerçekleşti. Fuarda arıcılık malzemeleri, bal çeşitleri tanıtılırken bilgi almak isteyenler için öğretici konferanslar da verildi.

Sofralarımızın değişmeyen tatlarından olan balları arılar sayesinde tüketebiliyoruz. Balların sofralarımıza gelmesini sağlayan arıcılık sektörü ise bu konuda oldukça önemli bir yere sahip.Bilinçli üretim arıların nesillerini korumamız açısından büyük önem arz ediyor. Nitekim arılar sadece bal üretmiyor aynı zamanda ekolojik dengeyi sağlıyor. Hatta en önemli parçalarından bir tanesi.

Kürşat Zeynel Utlu

Ankara’da gerçekleştirilen ARMASAD Arıcılık Fuarı hem çeşit çeşit ürünlerin tanıtılmasını sağlarken, hem de arı ve arıcılık konusunda üreticileri ve vatandaşları bilgilendirdi.

2015 yılından itibaren ARMASAD Yönetim Kurulu Başkanlığını yürüten Kürşat Zeynel Utlu ile fuarı ve arıcılığı konuştuk.

  • Soru: Arıcılık fuarı fikri nasıl oluştu?

Utlu: Dernek olarak yıllardır eğitimci kimliğimizin vermiş olduğu arıcılık sektöründe  yaptığımız hizmetlerle arıcılara daha fazla fayda sağlayacak hale getirmek için ARMASAD olarak bir fuar organizasyonu planlamaya başladık. 2015 yılında ARMASAD’ın kurulmasıyla beraber arıcılık fuarı fikri doğdu. İstanbul ve Ankara ayaklarını yürüttüğümüz fuar bu yıl 4. kez Ankara’da düzenleniyor.

  • Soru: Fuarla kimleri ulaşmayı hedefliyorsunuz?

Utlu: Organizasyon, lokasyon gereği İç Anadolu Bölgesi’nin arıcısına hitap etmekte.
Eğitim ayağının da içinde bulunduğu organizasyon malzeme, ekipman ve arı ürünlerinin hem bölgedeki arıcıyla malzeme ekipmanının buluştuğu hem de tüketicinin ürünler ile buluştuğu bir alan. 

Sektörel bir organizasyon olmasına rağmen oldukça kalabalık ve başarılı bir organizasyon gerçekleşiyor. Eğitim ayağımız da gerçekleşti üniversitelerden gelen hocalarımız uzman arıcılarımızın sektörle ilgili sorularını cevapladı. Arı ile ilgili gerekli bilgilerin arıcılara aktarıldığı fuar, eğitimle desteklenen başka bir ayağı da temsil ediyor.

  • Soru: Arıcılıktan bahsedebilir misiniz?

Utlu: Arıcılık, Anadolu insanının bir geleneği olarak ülkemizde çok eski dönemlerden beri yapılmaktadır. Çok eski bir geçmişe sahip olmasına karşın arıcılığın gelişmesi bilim ve teknolojinin ilerlemesine bağlı olarak son yüzyıllarda gelişmiştir.

Tarımın topraksız bir dalı olan arıcılık, arıcıların zor şartlar altında mücadele ederek balın üretimi sağlamasıyla sofralarımıza geliyor. Arıcılar üretim yaparken çeşitli haşeratla, yılanla, akreple mücadele etmek zorundalar. Çocuklarıyla insanların ayak bile basmaya cesaret edemeyecekleri coğrafyada ki florayı bitkiyi ülke ekonomisine kazandırmak için çabalayan emekçi bir sektör.

Arıcılarüretim yaparken hem ülke ekonomisine katkı sağlıyor hem deinsanlar için şifa kaynağı olan balın tüketicilerin sofrasınaulaşmasını sağlıyor. Tek üretim kalemi bal olmayan üreticilerbalın yanında ana arı, polen, propolis, arı sütü gibibirbirinden kıymetli ürünler ile ülke ekonomisine canlılıkkazandıran tarımın en küçük temel taşı durumunda.

Tarımınen küçük taşı olmasındaki ana etken tozlaşmayı sağlayan arıların dünya üzerinden çekildiğinde insanların yaşamak için 4 günü olmasından kaynaklı çünkü arıların çekilmesi demek bitkisel üretimin tamamen durması anlamına geliyor buda hayvancılık ve tarımın arının olmadığı yerde konuşulamayacağı anlamına gelir. Bundan dolayı en çok desteklenmesi gereken sektörün arıcılık olduğu arıcılarıngenel görüşü.

KARAKOVANBALI ŞİFA KAYNAĞI

Avarlar Bal Genel Koordinatörü Celal Tuğrul Karakovan balının oluşum şeklini anlattı. Tuğrul, “Karakovan balı hiçbir şekilde günışığı görmeden 6 ay süreçte kovanda bekletilerek sıvama yöntemi ile sıvanır 6 ayın sonunda açılır. İçi, mumu herşeyi tamamen arı tarafından yapılan doğal bir baldır.”

Celal Tuğrul
  • Soru: Arıdan bal dışında nasıl faydalanıyorsunuz?

Tuğrul: Bal aslında arının yapmış olduğu en son şeydir. Onun öncesinde arı; polen, propolis ve arı sütü yapıyor. Arı sütü çok değerli bir malzeme. Vücudun bütün hücrelerini yeniliyor insana dinçlik, enerji veriyor. Bu ürünler bal ile karıştırarak tüketilmelidir. 

Propolis adı verilen malzeme ise arının kovana yabancı bir madde girmesin diye sıvama yapmasıyla  meydana gelir  ve yabancı bir maddenin giremediği kovan da bulunan propolis bir nevi antibiyotik görevi görür. Ham halini kişi kilosuna göre kullanmalıdır. Kilonun onda biri damla oranında kullanılmalıdır.

  • Soru: Balın doğal olduğunu nasıl anlarız?

Tuğrul:Sağlıklı yaşam için bu kadar önemli besin maddesi olan bal hakkında halkımız arasında yanlış bir inanış hakimdir. Bu,kristalleşen(şekerlenmiş) balın düşük kalitede olduğu kanısıdır. Halbuki, balın kristalleşmesi bozulma olmayıp, elde edildiği kaynağa göre değişebilen doğal bir olaydır. Ancak tüketicilerin çoğu kristalize olan balı bilgisizlik sonucu kalitesiz bal olarak algılar. Gerçek olan pek çok doğal vekaliteli balın çok kısa sürede, hatta süzme aşamasından sonra bile kristalleşmeye başlayabileceğidir.

78 MİLYON LİRA DESTEK 197 MİLYON LİRA YATIRIM

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme kurumu İletişim Uzmanı Selma ürkmen ise arıcılık sektörü ile ilgili kurumlarının faaliyetlerini anlattı. Türkiye genelinde 1858 projeye toplamda 78 milyon TL destek ve 197 milyon TL yatırım yaptıklarını ifade eden Türkmen,

“Ankara genelinde 2 projeye destek veren kurumumuz Ankara’da  hayvancılık yapan ve et süt üreten tarımsal işletmelere destek veriyor. Destek kapsamları içinde kırsal turizm, yenilenebilir enerji de bulunuyor. Kurumumuz tarıma destek olmaya devam ediyor” dedi.

Sözlerine devam eden Türkmen, “İPARD programını da yürüten kurumumuz yatırım öncesi kalkınma aracıdır. Avrupa Birliği’nin desteğini yürüten ve Türkiye’de kamu alanında tek akredite kurum olan Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu İPARD programı kapsamında hibe desteklerini, kırsal alan ve tarım alanında  yürüten kurumlara hibe desteklerini dağıtıyor. Hibelerin yüzde 75’i Avrupa Birliği fonundan yüzde 25’i ise ulusal fondan dağıtılıyor. Verilen hibeler yüzde 40 ile yüzde 70 arasında değişiyor” ifadelerinde bulundu.

İPARD programı ile işletmelerin fiziksel yatırımlarına yönelik verilen hibe desteklerinin 1 milyon Euro üst sınırı olduğunu belirten Türkmen, “ Hibe destekleri yüzde 40 ile yüzde 70 oranında değişmekte olup 1 milyon Euro üst sınırı bulunmaktadır. 103 adını verdiğimiz sektörde daha çok işlemeye yönelik etten salam, sucuk yapımı, sütten kaşar yoğurt yapımı gibi entegre tesislerin kurulmasına destek veren kurumumuzun 3 milyon Euro üst sınırı bulunmaktadır. 302 olarak geçen çiftlik faaliyetleri çeşitlendirilmesi adı verilen tedbirleri bulunan kurum burada da 500 bin Euro’ya kadar üst limit bulundurmaktadır. Hibe oranı ise yüzde 55’dir.
 
Çok çeşitli yerlere destek veren kurumumuz yenilenebilir enerjiden arıcılığa kadar kırsal turizm Makine parkları gibi sektörlere destek vermeye devam ediyor” şeklinde konuştu.

PEKİ ARILAR NEDEN ÖNEMLİ?

Bal arıları ve yaban arılarının içinde bulunduğumuz eko-sistem için önemi, bitki örtüsüyle oluşturdukları ortak yaşamla başlar: Arılar yaşamak için besin olarak çiçeklerin nektarına (bal özüne) gereksinim duyarlar, bitkilerinse polenlerini yaymak ve böylece üremek için bir dölleyiciye ihtiyaçları vardır.   

Bütün doğal tozlaştırıcılar yani polen yayanlar arasında arılar çevreyle ilgili en önemli role sahip olanlardır. Çünkü tüm yerli çiçek türlerinin neredeyse  yüzde 80’inin tozlaşması bir Avrupa Bal Arısı türü olan Apis mellifera tarafından gerçekleştirilir ve geriye kalan yüzde 20’sinden yaban arıları, eşek arıları ve kelebekler sorumludur. Bunlar bal arılarına oranla belli bir türde uzmanlaşmışlardır ya da daha yavaş çalışırlar. İyi ürünler elde edilmesinin ve biyolojik çeşitliliğin baş sorumlusu bal arılarıdır. 

İnsan balı, leziz bir yiyecek olarak keşfettiğinde, arıları kendi amacı için kullanmaya başlamıştır. Eski Mısır’da bal tanrıların yiyeceği olarak geçerdi, hatta M.Ö. 600’lerde antik Yunan’da arıcılık yapılmaktaydı.   

Sayılarla Arıların Önemi: 

  1. Yapılan gözlemlere göre, insanların besinlerinin %90’ından fazlasını oluşturan 100 bitki türünden dörtte üçünün arıların tozlaşması sayesinde elde edilmektedir. 
  2. Dünya çapında arıların ekonomide yarattığı katma değer yaklaşık 250 milyar Euro’dur.
  3. Tarımsal ürünlerin arılar tarafından tozlaştırılması yalnızca verimi artırmakla kalmaz aynı zamanda meyve kalitesini de yükseltir. Örneğin Arılar tarafından tozlaştırılmış çilekler daha dayanıklıdır, daha az şekil bozukluğuna sahiptir ve daha yüksek bir ticari değer yakalarlar. 
  4. Kakao, vanilya ve çarkıfelek gibi kültür bitkilerinin yetişmesi yüzde 100 arılar tarafından sağlanacak tozlaşmaya bağlıdır.
  5. Böceklerce sağlanan tozlaşma, çekirdekli meyvelerde meyve verimini yüzde 40 civarında artırır. 

Arıların Aniden Yok Olması  

Birkaç yıldan bu yana periyodik olarak kış aylarında görülen, arı kolonilerinin kitlesel ölüm olayları kaydedilmektedir. Koloni Çöküş Bozukluğu/Sendromu, bir kovandaki arıların, bal peteği gözlerinde büyümeyi bekleyen larvaları arkalarında bırakarak, birden bire kaybolmaları olarak tanımlanmaktadır. Kovanların hemen yakınlarında hiçbir ölü arı bulunmaz ve önceki hastalık belirtilerinden hiçbirine rastlanmaz.  

Arı ölümlerinin sebeplerine dair sadece spekülasyon yapılabilir, çünkü birkaç faktör bir araya gelmektedir. Bu faktörlerin önemi, özellikle birarada etkileşimleri gözönüne alındığında, tam olarak ölçülememektedir.  

  1. Pestisitler: Tarımda haşere ilaçlarının kullanımı, arıların sağlığı üzerinde kanıtlanabilir etkiye sahiptir. Bunun yanı sıra, özellikle hangi maddenin polen taşıyıcılarda zararlı etkiye sebep olduğu üzerinde anlaşmak zordur. Haşere ve zararlılara karşı kullanılan etken maddeler geniş bir yelpazeye sahiptir ve çoğunlukla da bunlarda kimyasal karışımlar söz konusudur.    
  2. Bulaşıcı Hastalıklar: Arılara örneğin sönmüş bir kovanın çalınıp kullanılması durumunda bir virüs bulaşması olasıdır.
  3. Genetiği değiştirilmiş bitkilerin bal arıları üzerinde olumsuz etkilerinin olabileceğine dair varsayımlar söz konusudur. İçine yabancı bir gen yerleştirilerek genetiğiyle oynanan mısır buna bir örnek olarak verilebilir. Bu gen böceklere etki eden bir toksin üretir. Bahsedilen toksinin arılar üzerinde zararlı etkiler oluşturup oluşturmayacağı şimdiye kadar bilimsel olarak kanıtlanmamıştır.

FACEBOOK YORUMLARI

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.